I. Süleyman (Osmanlıca: سلطان سليمان اول Sultân Süleymân-ı Evvel, divan edebiyatındaki mahlasıyla Muhibbi; 6 Kasım 1494, Trabzon - 7 Eylül 1566, Zigetvar), Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam halifesidir. Batı'da Muhteşem Süleyman, Doğu'da ise adaletli yönetimine atfen Kanûnî Sultan Süleyman (Osmanlıca: قانونى سلطان سليمان) olarak da bilinmektedir. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu'na hükmetti. Toplamda 13 kez sefere çıktı ve saltanatının 10 yıl, 1 ayını seferlerde geçirdi. Osmanlı İmparatorluğu'nda en uzun süre hüküm süren ve en uzun süre sefer yapan padişahtır.
Süleyman, 30 Eylül 1520'de babası I. Selim'in yerine padişah oldu ve saltanatına Orta Avrupa ve Akdeniz'deki Hristiyan güçlere karşı seferler düzenleyerek başladı. 1521'de Belgrad'ı ve 1522-1523'te Rodos Adası'nı fethetti. Ağustos 1526'da Mohaç Muharebesi'nde Macaristan'ın askerî gücünü kırdı ve büyük bir kısmını topraklarına kattı. Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu'nun ekonomik, askeri ve siyasi gücünün zirvesine hükmederek, 16. yüzyıl Avrupası'nın önde gelen hükümdarlarından biri haline geldi. Süleyman, 1529'daki Viyana Kuşatması'nda fetihleri kontrol altına alınmadan önce, Hristiyanların kaleleri olan Belgrad ve Rodos'un yanı sıra Macaristan'ın büyük bölümünün fethedilmesinde Osmanlı ordularına bizzat liderlik etti. Safevîlerle olan çatışmasında Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü ve Cezayir'e kadar Kuzey Afrika'nın geniş alanlarını ilhak etti. Onun yönetimi altında Osmanlı donanması, Akdeniz'den Kızıldeniz'e ve Basra Körfezi'ne kadar denizlere hâkim oldu. Zigetvar Kuşatması'nın sonlanmasından bir gün önce, 7 Eylül 1566'da 71 yaşındayken öldü.
Genişleyen bir imparatorluğun başında bulunan Süleyman, toplum, eğitim, vergi ve ceza hukuku ile ilgili önemli hukuki değişiklikleri bizzat başlattı. Onun reformları, imparatorluğun baş kadısı Ebussuud Efendi ile birlikte yürütülerek Osmanlı hukukunun iki biçimi olan sultani ve dini hukuk arasındaki ilişkiyi uyumlu hale getirdi. Süleyman, aynı zamanda seçkin bir şair ve kuyumcuydu; Osmanlı İmparatorluğu'nun sanatsal, edebi ve mimari gelişiminde "Altın Çağ"ını yöneten büyük bir kültür hamisi oldu.
Süleyman, Osmanlı geleneğini bozarak, hareminden bir kadın olan, Sünni İslam'a geçen ve kızıl saçları nedeniyle Batı Avrupa'da Roxelana adıyla ünlenen Rutenya kökenli bir Ortodoks Hristiyan olan Hürrem Sultan ile evlendi. Süleyman'ın 46 yıllık iktidarının ardından, 1566'da ölümünün ardından yerine oğlu II. Selim geçti. Süleyman'ın diğer potansiyel varislerinden Mehmed ve Mustafa öldüler; Mehmed 1543'te çiçek hastalığından öldü, Mustafa ise 1553'te sultanın emriyle boğularak öldürüldü. Diğer oğlu Bayezid ise bir isyanın ardından dört oğluyla birlikte 1561'de Süleyman'ın emriyle idam edildi. Her ne kadar akademisyenler onun ölümünden sonraki dönemi basit bir gerilemeden ziyade bir kriz ve adaptasyon dönemi olarak görseler de, Süleyman'ın saltanatının sonu Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası oldu. Süleyman'dan sonraki on yıllarda imparatorluk, genellikle Osmanlı İmparatorluğu'nun Dönüşümü olarak adlandırılan önemli siyasi, kurumsal ve ekonomik değişimler yaşamaya başladı.
Yanlış kanaatin aksine en çok sefere çıkan padişah Kanuni Sultan Süleyman değil Fatih Sultan Mehmet'tir. Mehmet Han çıktığı 25 seferle liderken Süleyman Han 13 sefere çıkarak bu konuda ikinciliği elde edebilmiştir.

İlk yılları

6 Kasım 1494 tarihinde, Trabzon'da doğdu. Babası, Süleyman doğduğu zaman Trabzon valisi olan ve 1512 yılında padişah olarak tahta çıkan I. Selim, annesi ise Ayşe Hafsa Valide Sultan'dır. Çocukluk yıllarını, süt kardeşi Yahya Efendi ile birlikte Trabzon'da geçirdi. 7 yaşındayken; bilim, tarih, edebiyat, din ve askeriye alanlarında eğitim almak için İstanbul'a, Topkapı Sarayı'ndaki Enderûn'a gönderildi.
1508 yılında Şarkî Karahisar Sancak Beyi olarak atandı ancak babası Selim'in kardeşi, Amasya Sancak Beyi Ahmed'in itirazı sonrasında Bolu'ya atandı. Ahmed'in buna da itiraz etmesi sebebiyle atandığı Kefe sancağına 1509 Temmuz'unda çıktı. Babası I. Selim'in 1512'de tahta çıkmasından sonra İstanbul ve Edirne'de oturdu. 1513 yılında Saruhan sancak beyliğine atandı. Burada, sonraları başdanışmanlarından biri olacak olan Pargalı İbrahim ile yakın bir arkadaşlık kurdu. Yaklaşık yedi yıllık Saruhan sancak beyliğinin ardından, 1520 yılının 21 Eylül'ü 22 Eylül'e bağlayan gecesi babası I. Selim'in ölümü üzerine İstanbul'a hareket etti ve tahtta hak iddia edecek başka kimse olmadığından herhangi bir mücadele vermeden 30 Eylül 1520 tarihinde onuncu Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı. Tahta geçişinden birkaç hafta sonra Venedik Elçisi Bartolomeo Contarini, Süleyman'ı "Yirmi altı yaşında, uzun fakat sırım gibi ve kibar görünüşlü. Boynu biraz fazla uzun, yüzü zayıf, burnu kartal gagası gibi kıvrık. Gölge gibi bıyığı ve küçük bir sakalı var. Cildi biraz soluk olsa da yüzü oldukça hoş. Derisi solgunluğa meyilli. Akıllı bir hükümdar olduğu söyleniyor ve herkes onun saltanatının hayırlı olacağını umuyor." şeklinde tanımlamıştır.

1520-1529

I. Süleyman'ın tahta geçmesinden kısa bir süre sonra Şam Beylerbeyi Canberdi Gazâlî, Süleyman'ın padişahlığını tanımadı ve kendi hükümdarlığını ilan ederek isyan başlattı. Merkezden gönderilen Ferhad Paşa komutasındaki birlikler, Zülkadriye Eyaleti'nde bulunan kuvvetler ve Şam'daki kuvvetlerin etkinlikleri sonucunda Şam yakınlarında 27 Ocak 1521 tarihinde yapılan Mastaba Muharebesi sonucunda Gazali'nin yenilmesi ve öldürülmesiyle isyan bastırıldı. Gazali'nin yerine Şam Beylerbeyliği'ne Ayas Mehmed Paşa atandı. Aynı yılın sonunda ise doğu cephesinin merkezi halinde bulunan Diyarbakır Beylerbeyi Bıyıklı Mehmed Paşa'nın vefatı üzerine yerine Divane Hüsrev Paşa tayin edildi.
Süleyman ilk seferini 18 Mayıs 1521'de, Macaristan Krallığı'nın yönetimindeki Belgrad (o dönemdeki adı Nándorfehérvár) üzerine yaptı. Çevresindeki Böğürdelen, Zemun ve Salankamen şehirlerinin alınmasının ardından 1 Ağustos günü kuşatılan şehir, 29 Ağustos 1521 tarihinde teslim oldu. Avrupa'da gerçekleştirilebilecek fetih ve seferler için önemli bir merkez olan Belgrad'ın fethi hakkında Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nun İstanbul elçisi "Belgrad'ın ele geçirilmesi, Macaristan Krallığı'nın çöküşüne sebep olan olayların başlangıcıydı. II. Lajos'un ölümü, Budin'in ele geçirilişi ve Erdel'in işgaliyle devam eden süreçte Macaristan İmparatorluğu yıkılmış ve diğer ülkeleri de benzer sonu yaşayacağına dair bir korku sarmıştı." ifadelerini kullanmıştı.

Ertesi yıl Süleyman, Hospitalier Şövalyeleri'nin bulunduğu Akdeniz'deki Rodos adasına karadan sefer düzenledi. Kuşatmaya katılacak olan Osmanlı donanması ise Haziran 1522'de adanın "Cem Bahçesi" körfezine demir attı. Süleyman'ın da arasında olduğu kara kuvvetleri, Marmaris'ten gemi yoluyla 28 Temmuz günü adaya geçti. Yaklaşık 100.000 kişi ve 400 gemiden oluşan Osmanlı ordusu, 6 aydan fazla süren kuşatma, 26 Aralık 1522'de şövalyelerin başı Philippe Villiers de L'Isle-Adam'ın teslim koşullarını kabul etmesi ve adanın hakimiyetinin Osmanlı İmparatorluğu'nun eline geçmesiyle sona erdi. Adada Hristiyan kimliğiyle yaşayan Cem Sultan'ın oğlu Murad ve Murad'ın oğulları boğduruldu, eşi ve iki kızı İstanbul'a gönderildi. Rodos'un alınmasının ardından şövalyelerin elinde bulunan Bodrum, Tahtalı ve Aydos kaleleri ile İstanköy ve Sömbeki adaları da alındı.
Şubat 1523'te İstanbul'a dönüşünün ardından Süleyman, saltanatının ilk üç yılında görev yapan Sadrazam Pîrî Mehmed Paşa'yı emekliye ayırdı. 27 Haziran 1523 günü ise daha önce görülmemiş bir biçimde has odabaşısı İbrahim Ağa'yı sadrazam olarak atadı. Sadrazamlığa ek olarak kendisine Rumeli Eyaleti'nin yönetimini de verdi. Sadrazamlık yetkisinin kendisine verilmesini bekleyen ikinci vezir Ahmed Paşa, vali olarak atandığı Mısır'da 1524 yılı başlarında isyan çıkararak bağımsızlığını ilan etti. Ahmed Paşa'nın öldürülmesiyle isyan bastırıldı ve Sadrazam İbrahim Paşa, Mısır'ı düzene sokmakla görevlendirildi.

Mart 1525'te, Süleyman Kâğıthane'de avlandığı sırada yeniçeriler şehirde ayaklanma başlattılar. Kısa sürede bastırılan ayaklanma sonrasında Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa, kâhyası Kıran Bali ile reîsü'l-küttâb Haydar idam edildi. Mısır'ı düzene koyan İbrahim Paşa ise 6 Eylül 1525 günü İstanbul'a döndü. Bu dönemde İstanbul'a gelen Fransa elçisi Jean Frangipani, 24 Şubat 1525'teki Pavia Muharebesi sonrası Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na esir düşen Kral I. François için, kralın annesi Louise de Savoie'un ricası üzerine Süleyman'dan yardım istedi. Yazdığı mektupla yardım sözü veren Süleyman, iki devlet arasında anlaşma sağlanıp François serbest bırakılsa da Macaristan üzerine sefer gerçekleştirme kararı aldı. Macaristan üzerine önce Sadrazam İbrahim Paşa'yı gönderdi, 23 Nisan 1526'da ise Süleyman'ın önderliğindeki ordu Macaristan'a hareket etti. İbrahim Paşa komutasındaki kuvvetler, Petrovaradin ve İyluk şehirleriyle on bir kale ele geçirdikten sonra, Özek kalesini de aldı. Bosna beyleri de Sirem bölgesindeki bazı kaleleri ele geçirmişti. Macaristan Kralı II. Lajos'un liderliğindeki ordu ile Tuna kıyısındaki Mohaç düzlüğünde karşılaşan Osmanlı ordusu, 29 Ağustos 1526 günü yapılan muharebeyi kazanarak Doğu Avrupa'daki Macar direncini kırdı. Lajos ise muharebeden kaçan bazı askerlerle birlikte bataklıkta boğularak öldü. Osmanlı ordusu yürüyüşüne devam ederek, 20 Eylül günü Budin'e girdi. Şehrin anahtarını alan ve yaklaşık on dört gün boyunca kral sarayında kalan Süleyman, dönüşte Segedin ve bazı şehirleri de alarak 21 Eylül'de Peşte'ye geçti ve Macaristan'ın başına Erdel Voyvodası János Zápolya'yı getirdi. Macaristan'ın Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanması ve Fransa-Osmanlı ittifakıyla 5 Ekim 1526 tarihinde sona eren yedi aylık sefer sonrasında, 13 Kasım 1526 tarihinde İstanbul'da zafer alayı düzenlendi. Osmanlı ordusunun Macaristan'da olduğu 1526 Ağustos'unda, Safevîlerin desteğiyle Bozok'ta Baba Zünnûn İsyanı baş gösterdi. Çevredeki bölgelere yayılmasının ardından 1527'de Diyarbekir Beylerbeyi Hüsrev Paşa ve Adana Sancak Beyi Pîrî Bey tarafından bastırıldı. 1527'de orta Anadolu'da yine Safevîlerin desteğiyle Kalender Çelebi İsyanı çıktı. Çevresindeki sancak beyleri ile eyalet beylerini mağlup etmesinin ardından isyanı bastırmak için Sadrazam İbrahim Paşa görevlendirildi. 1527'de Elbistan civarında yenilgiye uğratılan Kalender Çelebi, başı kesilerek idam edildi. Birkaç ay sonra İranlı Molla Kâbız, vaazlarında İsa'nın bütün peygamberlerden üstün olduğu fikrini dile getirdiğinden Sünni ulemanın tepkisini çekti ve bu sebeple Kasım 1527'de dîvânda yargılandı. Ancak fikirlerinden vazgeçmeyen Molla Kâbız idam edildi.

Kutsal Roma İmparatoru V. Karl'ın kardeşi Avusturya Arşidükü Ferdinand, János Zápolya'nın krallığını tanımayarak kendini Macaristan kralı ilan etti. János Zápolya'nın kuvvetlerini yenilgiye uğratmasının ardından 20 Ağustos 1527 günü Budin'e girerken, Osmanlı İmparatorluğu'na vergi ödemesi karşılığında kendisinin Macaristan Kralı olarak tanınmasını istedi. Ancak bunu reddeden Süleyman 10 Mayıs 1529'da yeni bir sefere çıkarken, Sadrazam İbrahim Paşa'ya da serasker ünvanı verdi. 3 Eylül 1529'da Budin'e varan Osmanlı kuvvetleri şehri kuşattı. 7 Eylül günü Budin teslim oldu ve yönetimi tekrar János Zápolya'ya verildi. Hemen ardından Estergon'u almayı başaran Osmanlı ordusu, 23 Eylül 1529'da Avusturya topraklarına girmesinin ardından 27 Eylül günü Viyana'yı kuşattı. Ancak hava şartlarının elverişsizliği ve mühimmat bakımından kuşatma için hazırlıksız olunması sebepleriyle 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı ve ordu, 16 Aralık 1529'da İstanbul'a döndü.