Hüseyin bin Ali (Arapça: الحسين بن علي, romanize: al-Ḥusayn ibn ʿAlī; 10 Ocak 626 - 10 Ekim 680), erken dönem İslam tarihinde önemli bir siyasî ve dinî liderdir. İslâm peygamberi Muhammed'in torunu, Ali bin Ebu Talib ile Fatıma'nın ikinci oğlu ve Hasan bin Ali'nin küçük kardeşidir. Şiî İslam inancında, kardeşi Hasan'dan sonra ve oğlu Ali es-Sâccâd'dan önce üçüncü imam olarak kabul edilir. Hüseyin, Ehl-i Beyt'in önde gelen mensuplarından biri olup Ehl-i Kisâ arasında sayılır ve mübâhele olayına katılanlar arasında yer alır. Muhammed'in, Hüseyin ile Hasan'ı "cennet gençlerinin efendileri" olarak nitelendirdiği rivayet edilir. Soyundan gelenler Hüseynî ya da Seyyid olarak tanımlanır.
Ali'nin halifeliği sırasında Hüseyin, İlk Fitne kapsamındaki askerî seferlerde ona eşlik etti. Ali'nin suikast sonucu öldürülmesinin ardından, aksi yöndeki tavsiyelere rağmen kardeşinin Hasan-Muâviye Anlaşması'nı tanıma kararına uydu. Hasan'ın Hicrî 41'de (660) halifelikten çekilmesi ile Hicrî 49 veya 50'de (669 veya 670) vefatı arasında geçen dokuz yıllık dönemde Hasan ve Hüseyin, I. Muâviye lehinde ya da aleyhinde siyasî faaliyette bulunmaktan kaçınarak Medine'ye çekildi. Hasan'ın ölümünün ardından, Iraklılar bir ayaklanma için Hüseyin'e başvurduğunda, onlara Hasan'ın Muaviye ile yaptığı barış antlaşmasını gerekçe göstererek Muaviye hayatta olduğu sürece beklemeleri gerektiğini ifade etti. I. Muâviye, ölümünden önce Hasan-Muâviye Anlaşması'na aykırı biçimde oğlu I. Yezîd'i veliaht tayin etti. Muaviye'nin 680 yılında ölümü üzerine Yezid, Hüseyin'den kendisine biat etmesini istedi; Hüseyin bu talebi reddetti. Bunun üzerine Hicrî 60'ta (680) Medine'den ayrılarak Mekke'ye gitti. Bu sırada Kufe halkı ona mektuplar göndererek şehre davet etti, imamları olmasını talep etti ve biat ettiklerini bildirdi.
Hüseyin, yaklaşık 72 kişilik bir grupla Kufe'ye doğru yola çıktı; ancak kafilesi, şehre ulaşmadan önce halifeye bağlı yaklaşık 1.000 kişilik bir birlik tarafından durduruldu ve kuzeye yönelmek zorunda bırakıldı. 2 Ekim 680'de Kerbelâ ovasında konakladı. Kısa süre sonra sayısı kaynaklara göre yaklaşık 4.000 ile 30.000 arasında değişen daha büyük bir Emevî ordusu bölgeye ulaştı. Emevî valisi Ubeydullah bin Ziyâd, Hüseyin'in Yezid'e bağlılığını bildirmeden güvenli biçimde ayrılmasına izin vermeyi reddetti. Yapılan müzakereler sonuçsuz kaldı. 10 Ekim 680'de başlayan ve Kerbelâ Olayı olarak adlandırılan çatışmada Hüseyin, akrabalarının ve yoldaşlarının büyük kısmıyla birlikte öldürüldü; hayatta kalan aile üyeleri ise esir alındı. Bu olayın ardından patlak veren İkinci Fitne sırasında Iraklılar, Hüseyin'in ölümünün intikamını almak amacıyla iki ayrı hareket başlattı. Bunlardan ilki Tevvâbîn hareketi, diğeri ise Muhtar es-Sekafî ve taraftarları tarafından yürütülen ayaklanmadır.

Doğumu ve Ailesi

Hicret'in dördüncü yılında Şaban ayının üçüncü gününde (M. 10 Ocak 626) dünyaya gelmiştir. Pek az olmakla beraber Hicret'in üçüncü yılında doğduğunu iddia eden bir kısım tarihçiler de vardır.
Fatıma doğum yapınca, Muhammed'e haber verildi ve Muhammed bebeği göğsüne basarak sağ kulağına ezan ve sol kulağına kamet okudu. Ali'ye ''Oğluma ne ad verdin?'' diye sorduğunda, Ali'nin, ''Senden önce ona ad verecek değilim'' cevabıyla şöyle dedi; ‘Onun adını Hüseyin koy'. Hüseyin, Arapçada güzel, yakışıklı manasına gelmektedir.
Doğumdan sonraki yedinci günde, Muhammed, Akîka kurbanı olarak bir koç kesti, bebeğin saçları ağırlığınca gümüşü sadaka olarak dağıttı ve bebeğin sünnet edilmesini emretti.

Annesi

Annesi, İslam peygamberi Muhammed'in soyunu devam ettiren tek kızı olan, (Ümmü Ebîha) Fatıma'dır. Fatma, İslam peygamberince çeşitli defalar övülmüşse de bunlardan en meşhuru, onu dünyadaki ve ahiretteki tüm kadınların en üstünü diye nitelendiren hadistir. Hüseyin, Fatıma'nın Hasan'dan sonraki ikinci çocuğudur. Hüseyin, annesini henüz sekiz yaşındayken kaybetmiştir.