Aleksios Komnenos (ya da Aleksi Komnen, Yunanca: Αλέξιος Α' Κομνηνός, d. 1048 - ö. 15 Ağustos 1118), 1081-1118 döneminde Bizans imparatoru olarak görev yapmıştır. Komninos Hanedanının kurucusu I. İsaakios'un yeğenidir ve kendinden sonra (1081-1185) döneminde imparator olacak Komninos Hanedanı mensuplarından 5 Komninos imparatordan ilkidir. Doğu Roma'nın en karışık döneminde başa geçmiştir. Bu dönemde Peçenekler Tuna'yı geçerek Balkan şehirlerine akın etmişlerdi. Selçuklu orduları Marmara ve Ege Denizi kıyılarına kadar ilerlemişlerdi. Başarılı bir diplomat olan Aleksios döneminde imparatorluk askerî ve malî açıdan yeniden düzlüğe çıkmış, kaybedilen toprakların bir bölümü geri alınmıştır. 1082 yılında Venediklilerle yapılan bir anlaşmayla iktisadî faydalar karşılığında Venedik donanmasının yardımını elde etmiştir. İtalyan cumhuriyetlerinin daha sonraları doğuda elde ettikleri servetlerin kaynağı bu anlaşmadır. 1096'da yapılan Birinci Haçlı Seferi'nden faydalanarak Anadolu'nun büyük bölümünü yeniden ele geçirmiştir.

İmparatorluğa Yükselişi ve Saray Mücadeleleri

Aleksios, İoannis Komnenos ve Anna Dalassini'nın oğlu, İmparator I. İsaakios'un yeğeni idi. Babası İoannis Komnenos, amcası I. İsaakios'un tahttan feragat etmesinden sonra tahta çıkmayı reddetmiştir. Bu nedenle 1059 ile 1081 arasındaki döneminde değişik ailelerden gelen dört değişik imparator İsaakios'u takip etmiştir. Bu imparatorlardan biri olan Romen Diyojen'in (1067–1081) hükümdarlığı sırasında Aleksios, Selçuklu Hanedanı'na karşı savaşarak imparatora büyük destek sağlamıştır. VII. Mihail Dukas Parapinaces'in (1071‐1078) ve III. Nikiforos Botaneiates'in (1078–1081) imparatorlukları dönemlerinde de ağabeyi İsaakios ile birlikte Anadolu, Trakya ve Epir Despotluğu'nda çıkan isyanların bastırılmasında görev yapıp yüksek komuta yeteneğini göstermiştir.

Aleksios'un saltanat yıllarında annesi de devlet idaresinde büyük rol oynamıştır. Aleksios'un kızı olan ve ayrıca çok önemli bir tarih eseri yazmış olan Anna Komnini'nın aktardığına göre annesi devlet denen savaş arabasını sürerken Aleksios devamlı arabanın yanında koşmuştur. Aleksios, 1074'te Anadolu'da paralı askerlerin çıkardıkları isyanı bastırdıktan sonra imparator III. Nikiforos Botaneiates tarafından batıdaki sahra ordusu komutanlığına atanmıştır. Bu görevde iken Aleksios, Dyrrhachium valileri olan damadı Nikiforos Bryennios ve Nikiforos Basilakis'in art arda isyan etmeleri üzerine seferler yapıp isyanları bastırmıştır. Bundan sonra Aleksios'a Anadolu'da isyan eden kayınbiraderi Nikiforos Melissenos üzerine bir orduyla gitmesi istenmiş ama Aleksios bu yakını üzerine gitmeyi reddetmiştir. Bu durum Aleksios'un batıda görevden alınmasına neden olmamıştır çünkü Robert Guiscard idaresindeki Normanların Draç'a yapacağı beklenen büyük bir hücumu geri püskürtebilecek en yetenekli komutan olarak görülmekte idi.

Bizans orduları, gelecek bu istila hareketini önlemek için hazırlıklar yapmaktayken Aleksios Konstantinopolis'teki saray mensupları arasında bulunan bir Dukas kliği tarafından III. Nikiforos Botaneiates aleyhinde hazırlanan bir hükûmet darbesi komplosuna katılmaya ikna edilmiştir. Buna göre Aleksios, kendisine bağlı birliğin askerleri tarafından imparator ilan edilmiş ve ordusu ile Konstantinopolis üzerine yürüyüşe geçmiştir. Başkentin şehir surlarını koruyan batılı paralı askerlerden oluşan imparatorluk muhafız birliklerinin Alman asıllı olanlarına para verilerek savunma yapmamaları sağlanmış ve 1 Nisan 1081'de Aleksios ve ordusu hiç direnişle karşılaşmadan şehre bir zafer alayıyla girmiştir. III. Nikiforos Botaneiates tahtından feragat edip bir manastıra çekilmeye zorlanmış ve 4 Nisan'da I. Aleksios'a, Konstantinopolis Patriği I. Kosmas tarafından imparatorluk tacı giydirilmiştir.

Bu sıralarda Aleksios'un İmparatoriçe Maria Bagrationi'yle aşk yaşadığı söylentileri başkentte yayılmıştı. Güzelliği ile meşhur olan Maria, Gürcü kralı IV. Bagrat'ın kızı olup arka arkaya önce VII. Mihail ve sonra da III. Nikiforos Botaneiates ile evlenmişti. Aleksios, Maria'nin sarayda kalmasını sağlamıştı ve onunla evlilik hazırlığı yaptığı söylentileri ayyuka çıkmıştı. Fakat Aleksios'un annesi bu evlenmeye karşı çıkmıştır. Dukas sülalesi ile bağlantılarının pekiştirilmesi için, Aleksios'un İrini Dukena ile evlenmesini istemiştir. İoannis Dukas, Aleksios'a desteğini bu evliliğin gerçekleşmesine bağlamıştır. Dukas sülalesinin üyelerinin desteğinin devamlılığını sağlamak için de Aleksios'u, Konstantinos Dukas'ın ortak imparator statüsünü devam ettirmeye sevk etmiş ve bir süre sonra da Konstantinos Dukas ile birinci kızı olan Anna Komnini'nin nişanlanmasını sağlamıştır.

Fakat 1087'de Aleksios'un birinci oğlu olan İoannis doğunca, siyasal durum aniden büyük değişikliğe uğramıştır. Anna ile Konstantinos'un nişanı bozulmuş ve Anna annesi ve büyükannesi ile birlikte yaşamak üzere Büyük Saray'a nakledilmiştir. Aleksios ile Maria arasındaki bağlantı kopmuş ve Maria'nin eski imparatoriçe olarak ayrıcalıkları ve görevleri kaldırılmış ve bir manastıra rahibe olarak yerleştirilmiştir. Konstantinos ortak imparatorluk görevinden alınmış, imparatorun ailesi ile iyi ilişkilerini devam ettirmesine rağmen zayıf olan bünyesi bunca kargaşaya dayanamamış ve çok geçmeden ölmüştür.

Norman, Peçenek ve Kuman Savaşları

I. Aleksios'un 37 yıl süren uzun saltanatının çoğu harpler ve askeri seferler ile geçmiştir. Hükümdarlığının ilk yıllarında Robert Guiscard ve oğlu Bohemund tarafından komuta edilen Norman hücumlarıyla uğraşması gerekmiştir. Normanlar Dyrrhachium limanı ve bölgesini ve Korfu adasını işgal etmişler ve Dirrahium Muharebesi'nde Aleksios'un komutasındaki Bizans ordusunu yenip Yunan yarımadasında ilerleyerek Teselya'da Larisa kalesini kuşatmışlardır. Aleksios bu direnişinde birkaç mağlubiyete daha uğramış; fakat direnişten vazgeçmemiş ve bir süre sonra bazı başarılar kazanmaya başlamıştır. Diplomasiye başvurarak Kutsal Roma Cermen İmparatoru IV. Heinrich'e 360.000 altın ödemiş ve onun Normanlara İtalya'da hücum etmesini sağlamıştır. 1085'te Robert Guiscard'in ölümü ile Norman tehdidi bir müddet ortadan kalkmış ve Bizans Balkanlarda kaybettiği bütün toprakları tekrar ele geçirmiştir.

Bundan sonra Aleksios Trakya'da dinsel aykırılık yaratan mezheplerle, Bogomil ve Paulusçuluk'la uğraşmaya başlamıştır. Aleksios'un Normanlarla olan savaşlarında imparatorluk ordusunda görev yapan ve Paulusçuluk mezhebine bağlı olan askerler Bizans ordusunu terk edip kaçmışlardır. Norman tehdidi ortadan kalkınca Aleksios bu asker kaçakları ve isyancılarla uğraşmaya başlamış ve onların sahip oldukları toprakları müsadere etmiştir. Bu durum Filibe'de yeni bir ciddi isyanın çıkmasına neden olmuş ve isyancılar üzerine gönderilen sahra ordusu yenik düşerek komutanı Gregori Pakurianos öldürülmüştür.

İsyancılar Tuna Nehri kuzeyinde bulunan Peçenek Türkleri ile anlaşma yapmışlardır. 1087'de Peçeneklerin Trakya'ya yaptığı akınlar görülür. Onların üzerine giden ve Tuna'yı geçip Moseiya'ya giren Aleksios stratejik önemi olan Silistre'yi kuşatmış fakat ele geçirememiştir. Seferden dönerken ordusu Peçenekler tarafından sarılmış ve büyük bir tazminat verilerek geçici bir barış anlaşması imzalanmak zorunda kalınmıştır. 1090'da Peçenekler yine Trakya'ya inip hücuma geçmişlerdir. Bu hücum devam ederken Anadolu Selçuklu Sultanının kayınbiraderi Çaka Bey bir deniz filosu ile Tuna'ya vararak Selçukluların ve Peçeneklerin birlikte hareket ederek Konstantinopolis'i kuşatmaları için teklifler götürmüştür. Aleksios ise bu sırada Kuman Türkleri ile anlaşmış, 40.000 kişilik bir Kuman ordusunun desteğiyle 29 Nisan 1091'de Trakya'da Levounion Muharebesi'nde Peçenekleri imha etmiştir. Bu savaş sonucunda Bizans için Peçenek tehlikesi uzun bir süre için ortadan kalkmıştır.

Fakat 1094'ten sonra bu sefer Kuman Türkleri Balkanlardaki Bizans topraklarına akınlara başlamışlardır. İmparator Romen Diyojen'in uzun zamandır kaybolmuş oğlu olduğunu iddia eden Konstantinos Diogenis, Kumanlara sığınmış, onlardan askerî destek bulmuş ve onun liderliğinde Kumanlardan oluşan bir ordu Balkan dağlarını geçerek Doğu Trakya'ya hücuma geçmiştir. Konstantinos Diogenis liderliğindeki Kuman ordusu, liderleri Edirne'de ortadan kaybolana kadar Doğu Trakya'ya akınlar yapmıştır. Böylece Balkanlarda nispeten barışın sağlanması sonucunda, Aleksios dikkatini büyük bir kısmı Selçukluların eline geçmiş olan Anadolu'ya çevirmiştir.