Ekim Devrimi, Bolşevik Devrimi, Rus Devrimi veya Büyük Ekim Sosyalist Devrimi, 1917 ile 1923 yılları arasındaki daha geniş kapsamlı Rus Devrimi'nin bir parçası olarak, Vladimir Lenin liderliğindeki Bolşevikler tarafından gerçekleştirilen bir devrimdir. 1917'de Rusya'da yaşanan ikinci hükûmet değişikliği olarak 7 Kasım 1917 [E.U. 25 Ekim] tarihinde Petrograd'da (bugünkü Sankt-Peterburg) bir ayaklanma ile başladı. Bu olay, Rus İç Savaşı'nın fitilini ateşledi ve ilk aşaması büyük ölçüde can kaybı yaşanmadan tamamlandı.
Ekim Devrimi, aynı yılın başlarında II. Nikolay'ın tahttan çekilmesine ve Rus Geçici Hükûmeti'nin kurulmasına yol açan Şubat Devrimi'ni takip etti ve ondan yararlandı. Geçici hükûmet, II. Nikolay'ın küçük kardeşi Büyük Dük Mihail'in tahta çıkmayı reddetmesi üzerine Aleksandr Kerenski liderliğinde iktidara geldi. Bu dönemde kentlerdeki işçiler, devrimcilerin geçici hükûmeti ve politikalarını eleştirdiği sovyetler (işçi konseyleri) kurmaya başladılar. Geçici hükûmet, I. Dünya Savaşı'na devam ettiği için halk arasında giderek daha fazla tepki topladı. Ayrıca, Temmuz Günleri'nde yüzlerce protestocunun öldürülmesi gibi baskıcı yöntemler kullandılar. Son olarak, 14 Eylül 1917 [E.U. 1 Eylül] Rus Cumhuriyeti'ni ilan etti.
1917'nin sonlarında Sosyalist Devrimci Parti tarafından yönetilen direktörlüğün hükûmeti kontrol etmesiyle olaylar iyice kızıştı. Aşırı solcu Bolşevikler, askeri ayaklanma çağrıları yapmaya başladı. 23 Ekim 1917 [E.U. 10 Ekim] tarihinde Lev Troçki liderliğindeki Petrograd Sovyeti, ayaklanmayı destekleme kararı aldı. 6 Kasım 1917 [E.U. 23 Ekim]'de hükûmet, devrimi engellemek amacıyla çok sayıda gazeteyi kapattı ve Petrograd şehrini ablukaya aldı; küçük çaplı silahlı çatışmalar çıktı. Ertesi gün, Bolşevik denizcilerden oluşan bir filonun limana girmesi ve on binlerce askerin Bolşevikleri desteklemek için ayaklanmasıyla geniş çaplı bir ayaklanma başladı. Devrimci Askerî Komite'ye bağlı Bolşevik Kızıl Muhafız güçleri, hükûmet binalarını işgal etmeye başladı. 8 Kasım 1917 [E.U. 26 Ekim] sabahının erken saatlerinde, Petrograd'daki Kışlık Saray ele geçirildi ve Geçici Hükümet devrildi.
Devrim herkes tarafından kabul edilmediği için ülke, 1922'nin sonlarına kadar süren Rus İç Savaşı'na sürüklendi ve bu savaş sonunda Sovyetler Birliği kuruldu. Sovyetler Birliği, devrimi ideolojilerinin zaferi ve işçi sınıfının kapitalizme karşı başarısı olarak gördü. Batılı Müttefikler ise iç savaşta Bolşeviklere karşı müdahale etti. Ekim Devrimi, dünya çapında komünist hareketleri etkiledi ve birçok kültürel esere ilham verdi. Sovyetler Birliği'nde Ekim Devrimi Günü, devletin kuruluşu nedeniyle resmî tatil olarak kutlandı ve birçok komünist parti, bu günü anmaya devam etti.

İsim ve etimoloji

Başlangıçta, olaydan Ekim Olayı veya 25 Ayaklanması olarak bahsedildi. Zamanla Ekim Devrimi yaygınlık kazandı. Devrimin 10. yıldönümü olan 1927 yılından itibaren resmî olarak Büyük Ekim Sosyalist Devrimi (Rusçası: Великая Октябрьская Социалистическая Революция) olarak adlandırıldı. Anti-Bolşevikler ise olaya eleştirel bir biçimde "Ekim Darbesi" (Rusçası: Октябрьский переворот) adını verdi.

Devrimin Amaçları

Ekim Devrimi'nin amacı genel olarak otokratik sistemi yıkmak, Rusya'yı emperyalist savaştan kurtarmak, işçi ve köylüleri temsil eden iktidarı kurmak, toprak aristokrasisine karşı halkın büyük çoğunluğunu oluşturan yoksul köylü kitleleri lehine toprakları kolektif mülkiyete devretmek, burjuvaziye karşı emekçi sınıfının çıkarlarını savunmaktı. Şubat 1917 Devrimi'nin tek başarılı yönü Çarlık rejiminin yıkılmasıydı. Ancak halkın başarısına karşın iktidar monarşi düzeninin elit kitlelere tanıdığı seçim hakkından dolayı mecliste çoğunlukta olan burjuvaziye kalmıştı. İnsani ve adil bir çalışma düzenini getirecek iş kanunu, acil barış ortamının sağlanması gibi demokratik hak ve taleplerin karşılanmaması burjuva iktidarının niyetleriyle Şubat Devrimi'ni gerçekleştiren geniş halk kitlelerinin taleplerinin çelişmesine sebep oluyordu. Otokrasiyi yıkan burjuva devriminin getirdiği mevcut belirsizlik ortamı halkta tepkiye yol açtı. Savaşın, ekonomik krizin, açlık ve sefaletin sürmesi ve tüm bunlara karşı yapılan protesto eylemlerinde yeni hükûmetin Çarlık düzenini aratmayacak şiddet eğilimine yönelmesi halkta sosyalist devrim taleplerini kaçınılmaz kıldı.