Üsküdar (Osmanlıca: اسكدار), İstanbul'un Anadolu Yakası'nda yer alan ilçedir. Kocaeli Yarımadası'nın batı kesiminde yer alan Üsküdar, kuzeyden Beykoz, kuzeydoğudan Ümraniye, doğudan Ataşehir, güneyden Kadıköy ilçeleri ve batıdan İstanbul Boğazıyla çevrilidir. İlçe 33 tane mahalleden oluşmaktadır. 2015 yılında gerçekleştirilen İstanbul'da Yaşam Kalitesi Araştırması'nda tüm ilçeler arasında 7. sırada, 2020'de ise 4. sırada yer almıştır.
33 mahalleden oluşan Üsküdar'ın nüfusu, 2023 TÜİK verilerine göre 517.348 kişi olarak tespit edilmiştir. 1926 yılına kadar il statüsünde olan Üsküdar aynı yıl yapılan yasal düzenlemeyle ilçe statüsüne getirilip İstanbul'a bağlanmıştır. 1930'da Kadıköy ve Beykoz'un, 1987'de Ümraniye'nin Üsküdar'dan ayrılarak ilçe olmaları, 2008'de de Örnek, Esatpaşa ve Fetih mahallelerinin Ataşehir'e bağlanmasıyla bugünkü sınırlarına ulaşmıştır.
Etimoloji
Yerleşimin Antik Çağ'daki ilk adı Khrysopolis olup Yunanca 'Altın şehir' anlamına gelmekteydi.
Üsküdar adının, Roma döneminin Roma ordusunun zırhlı süvari birliklerden olan Scutarii ve buradaki Skutarion (Yunanca: Σκουτάριον) Kışlası'ndan geldiği düşüncesi yaygındır. Özhan Öztürk Latince “zırhlı süvari” anlamına gelen Scutarii kelimesi ile Antik Çağ'da bozkırların atlı savaşçıları olarak anılan İskitlerin kendilerine verdikleri “okçular” anlamındaki skudat ismi arasındaki benzerliğe dikkat çekmiştir. Bizanslılarca Hrisopolis (Altınşehir) olarak adlandırılan Üsküdar, 12. yüzyıldan itibaren Skutarion olarak tanınmaya başlamıştır. IV. Haçlı Seferi ile İstanbul'a gelen Geoffroy de Villehardouin, Histoire de la conquête de Constantinople (İstanbul'un Zaptının Tarihi) adlı kitabında bu semt için “Escutaire” sözcüğünü kullanmış ve bu sözcük Fransızca kaynaklarda sık sık tekrarlanmıştır. Skutarion ismi zamanla Üsküdar'a dönüşmüştür.
Tarihçe
İlçeye adını, güneybatı kesimdeki eski iskele yerleşmesi verir. Günümüzde hemen hemen Selman Ağa, İnkılap, Gülfem Hatun ve Rumi Mehmet Paşa mahallelerini içine alan bu tarihsel yerleşmeye Üsküdar denir. Bazı kaynaklara göre, Moda Burnu'nda oturan Halkedonlular teknelerini MÖ 7. yüzyılda Üsküdar kıyısında bulunan tersanelerde inşa ediyorlardı. Adının, Yunanca Skutarion (Skytarion) ya da Latince Skutari'nin (Scutari) zamanla değişime uğramasıyla bugünkü hâlini aldığı sanılır. Semt MÖ 5. yüzyılda kıyıdaki yerleşim bölgesini surla çeviren Atinalılar döneminden ve hatta daha da önceden beri önemli bir ulaşım ve konaklama merkeziydi. Boğaz'ın iki yakası arasındaki ulaşımda tarih boyunca büyük önem taşıdı. Bizantion ve Konstantinopolis'i ele geçirmek amacıyla değişik dönemlerde doğudan gelen farklı güçlerin düzenledikleri saldırılar sırasında hep askerî üs olarak kullanıldı. Ulaşım, konaklama, askerî üs olarak yararlanılmasının yanı sıra, ticari açıdan da büyük önem taşıyan Üsküdar, Konstantinopolis'in fethinden çok önce 1352 yılında Türklerin eline geçti. Orhan Gazi döneminden beri Osmanlıların denetiminde olan Üsküdar'a Türklerin geniş ölçüde yerleşmesi II. Mehmed (Fatih) dönemine rastlar.
İstanbul'un fethinden sonra, kent ile çevresinde yönetim ve yargı düzeninin kurulması sırasında iki büyük birim belirlendi. Suriçindeki kentsel alanı İstanbul Kadılığı temsil ediyordu. Sur dışında banliyö durumundaki Eyüpsultan, Galata ve Üsküdar kadılıklarına ise Bilâd-ı selâse deniyordu. Üsküdar kadısı, öbür kadılarla birlikte padişah ve sadrazama bağlıydı. Anadolukavağı, Gebze, Kartal, Pendik ve Şile'de Üsküdar kadısının birer naibi vardı. Beykoz Kazası da Üsküdar Kadılığı'na bağlıydı ama naibini arpalık olarak bu kazayı yöneten müneccimbaşı belirlerdi. Kandıra ve Şile kazaları da 1581 yılında Üsküdar Kadılığı'na bağlandı. 1826 yılında İhtisab Nezareti, 1846 yılında da adı daha sonra Zaptiye Nezareti olarak değiştirilen Zaptiye Müşirliği kuruldu. 1867 yılında çıkarılan Vilayetler Nizamnamesi'ne göre İstanbul'da valilik kurulmamış, bu görev Zaptiye Müşirliği tarafından yürütülmüştür. Bu dönemde Dersaadet ve Bilad-ı Selase, Bab-ı Zaptiye'ya bağlı değildi. 1854 yılında şehremaneti kurulunca İhtisab Nezareti kaldırıldı ve 1877 yılında Beyoğlu, İzmit, Kaza-ı Erbaa'yla birlikte Üsküdar da mutasarrıflık yapıldı. Bu mutasarrıflıklar Zaptiye Nezareti'ne bağlıydı. Üsküdar Mutasarrıflığı'nın Beykoz, Gebze, Kartal ve Şile kazaları vardı. 1918 yılında İstanbul Vilayeti'ne bağlı Beyoğlu ve Üsküdar mutasarrıflıkları, Cumhuriyet'in İlanı'ndan sonra 1924 yılında tüm sancaklar vilayet yapılınca ayrı birer vilayet (il) oldular. 26 Haziran 1926 tarih ve 404 sayı ile resmi gazetede yayımlanarak 26 Haziran 1926 tarihinde aynı gün 877 kanun numarası ile kaza (ilçe) oldu.
1877 yılında İstanbul Şehremaneti 20 belediye dairesine ayrıldı. Bunlardan 4'ü bugünkü ilçe sınırları içindeydi. Anadoluhisarı ve çevresine On Dördüncü Daire, Beylerbeyi ve çevresine On Beşinci Daire, Paşalimanı ve çevresine On Altıncı Daire, Üsküdar ve Doğancılar çevresine On Yedinci Daire adı verilmişti. 1913'te daireler kaldırıldı ve 9 şube kuruldu. Üsküdar uzun süre 1930'da adı değiştirilen İstanbul Belediyesi'nin şube müdürlüklerinden biriydi. Henri Prost'un İstanbul'da planlama çalışmaları yaptığı 1940'lı yıllarda Üsküdar, Ankara-İstanbul bağlantısının başlangıç noktası olarak değerlendirilmiş, Bağdat Yolu, Anadolu Ciheti Nazım Plan etüdüne Üsküdar başlangıcı ile işlenmiş, 1950'lerde ise Haydarpaşa-Pendik Devlet Yolu açılmıştır. Eskiden doğuda Kartal'a komşu olacak kadar geniş bir alanı kaplayan Üsküdar'ın görünümü, tüm ilde olduğu gibi 1950'lerden itibaren hızla değişmeye başladı. Ülkenin çeşitli yörelerinden İstanbul'a yönelen göçten Üsküdar da payına düşeni aldı. 1960'larda Çamlıca, Bulgurlu ve daha doğudaki alanlarda hızlı bir gecekondulaşma yaşandı. Bu yıllarda sanayi bölgesi olarak belirlenen Ümraniye ve çevresinde gecekondular ve gecekondu mahalleleri oluştu. Buradaki hızlı nüfus artışı 1963 yılında Ümraniye'de belediye kurulmasını zorunlu kıldı. Boğaziçi Köprüsü'nün açılması Kadıköy'de olduğu gibi Üsküdar'da da yerleşimi özendirdi. Otomobil edinmenin yaygınlaşmasının getirdiği ulaşım kolaylığı ilçenin İstanbul Boğazı'na bakan semtlerinde de nüfus artışına neden oldu. İlçenin 1970-1980 arasındaki yıllık ortalama nüfus artışı yüzde 10'u aştı. Bunun nedenlerinden biri de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü çevre yollarının geçtiği kırsal kesimde hızlı bir yapılaşma yaşanmasıydı. Bu gelişmeler Ümraniye'nin 1987 yılında ilçe yapılmasıyla sonuçlandı. Bu yüzden, 1985'te 490.185 olan Üsküdar'ın nüfusu 1990 yılında 395.623'e geriledi.
6 Mart 2008 tarih ve 5747 kanun numarası ile TBMM'de kabul edilerek 22 Mart 2008 tarih ve 26824 sayı ile resmî gazetede yayımlanarak yapılan idari düzenlemeyle, ilçenin güneydoğusundaki 3 mahalle (Örnek,
Esatpaşa ve
Fetih) Üsküdar'dan ayrılarak yeni kurulan Ataşehir'e katıldı.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!