Türkiye Komünist Partisi, 1920 yılında kurulan, Türkiye'de faaliyet göstermiş komünist siyasi parti.

İlk yıllar

Osmanlı İmparatorluğu döneminde sosyalist gruplar olmasına rağmen bunlar geniş kitle örgütlerine dönüşememişlerdi. Bu gruplar genelde küçük ve sosyalist düşüncenin taşıyıcıları oldular. Özellikle Selanik ve İstanbul merkezli idiler. Bir kısmı kurulacak olan TKP'ye katılmıştır. Özellikle de Şefik Hüsnü'nün liderlik ettiği Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası (TİÇSF) bunlardan biridir.

Mustafa Suphi ve 15'ler

İttihat ve Terakki hükûmetine muhalefetten dolayı 1913'te Sinop'a sürgün edilen Mustafa Suphi buradan Rusya'ya kaçtı ve orada Ruslara esir düştü. Esirliği sırasında tanıştığı mahkûm devrimcilerin ve Ekim Devrimi'nden sonra Bolşevizmin etkisi ile 1918 yılında Sosyalist Müslüman Doğu Halklar Kurultayının ardından sürgündeki askerler ve Türkiye'deki gruplarla beraber 10 Eylül 1920'de Bakü'de yapılan kongre ile TKP kuruldu. Mustafa Suphi ve arkadaşları Anadolu'da gerçekleşen Türk Kurtuluş Savaşı'na destek vermek için önce Mustafa Kemal ile irtibat sağlamışlardır. Mustafa Kemal'in daveti ile Ankara'ya gelmek için yola çıkmışlardır. TKP'nin Azerbaycan'da oluşturulmuş bir grup silahlı birliği de Kurtuluş Savaşı'nı desteklemek için gönderilmişlerdir.
TKP üyelerinin yurda girmeleri ile protestolar gerçekleşmiştir. Kimi kaynaklarda bu protestoların 9. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir tarafından tertiplendiği iddia edilmektedir. Kars ve Erzurum'dan sonra Kazım Karabekir'in yönlendirmesi ile Trabzon'a geçmişlerdir. Mustafa Suphilerin amacı buradan deniz yoluyla ile Samsun'a geçip Ankara'ya ulaşmaktır. Kazım Karabekir'in ise kendilerini Rusya'ya geri göndermek istediği iddia edilmektedir. Tekneleri Karadeniz'e açıldıktan sonra Trabzon kabadayılarından Yahya Kahya ve adamları arkadan yetişip Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürmüşlerdir. Bazı iddialara göre ise planlayan kişi Kazım Karabekir idi. Başka bir iddia ise bizzat Stalin'in Sultan Galiyev ve ulusal komünistler ile hücre kurduğu iddiasıyla Mustafa Suphi'yi o dönem desteklediği Enver ve İttihatçıların tertibiyle ortadan kaldırmış olabileceğidir. Zira daha sonra Stalin tarafından yargılanan Sultan Galiyev'e yöneltilen suçlamalardan biri Mustafa Suphi'yle birlikte yasa dışı Pan-Türkist ve Turancı bir fraksiyon kurduğu iddiasıydı.
Bu cinayeti işleyenlere karşı tepkiler artınca Kahya Yahya, Sivas'ta kurulan göstermelik bir mahkemede 'yargılanır' ve 'delil' yetersizliğinden beraat eder. Kahya Trabzon'a döndüğünde üzerindeki baskılar devam edince, suç ortaklarını tehdit etmeye başlar. Sağda solda 'Sanki bütün işlerde ben tek başına mı idim. Daha üstüme varırlarsa her şeyi olduğu gibi ortaya dökerim' demesi Kahya Yahya'nın arkasındaki güçleri rahatsız eder. Kahya'nın ortadan kaldırılmasına karar verilir. Bir süre sonra Trabzon kışlasına yakın bir yerde Kahya Yahya, adamlarıyla birlikte pusuya düşürülür ve Muhafız Alay Komutanı İsmail Hakkı Tekçe tarafından öldürülür.
TKP'nin kurucu başkanı Mustafa Suphi ve (aralarında genel sekreter Ethem Nejat'ın da bulunduğu) on dört yoldaşının 28/29 Ocak 1921'de Trabzon açıklarında öldürülmesi TKP'nin siyasi iktidara karşı yasa dışı mücadelesinin de başlangıcını oluşturdu. Aralık 1920'de Ankara'da TKP'nin yasal örgütlenmesi olarak kurulan fakat Ocak 1921'de kapatılan Türkiye Halk İştirakiyun Fırkasının (THİF) 1922 yazında tekrar kısa bir süre yasal faaliyet göstermesi dışında, 1920'li ve 1930'lu yıllarda TKP çalışmalarını yasa dışı olarak sürdürmek zorunda kaldı. 15 Ağustos 1922'de hükûmetin yasaklaması üzerine Ankara'da gizli olarak gerçekleştirilen THİF'in 1. ve TKP'nin 2. Kongresinde Genel Sekreterliğe Salih Hacıoğlu getirildi. Kongreden yaklaşık üç hafta sonra 12 Eylül 1922'de Ankara Hükûmeti TKP'yi tekrar yasakladı.