Rus-Çerkes Savaşı (Adigece: Урыс-адыгэ зао; Rusça: Русско-черкесская война), 17 Temmuz 1763'te (E.U.) Rusya'nın Çerkesya'da hak iddia etmesi ve Çerkeslerin bunu reddetmesi ile başlayan, 21 Mayıs 1864'te (E.U.) son Çerkes ordusunun mağlup edilmesiyle sona eren askerî mücadele. Savaş 101 yıl sürmesi sebebiyle hem Rusya hem de Çerkesya tarihindeki en uzun savaştı.
Savaş sırasında ve sonrasında Rus İmparatorluğu, sistematik olarak sivilleri katletme stratejisi uyguladı ve bu 1.500.000'e kadar Çerkes'in (toplam nüfusun %85-97'si) ya öldürüldüğü ya da Osmanlı İmparatorluğu'na sürüldüğü Çerkes Soykırımına sebep oldu. Savaş başlangıçta münferit bir çatışma iken, Rusya'nın tüm bölgeye yayılması kısa süre sonra Kafkasya'daki bir dizi başka ulusu çatışmanın içine çekti. Bu nedenle savaş genellikle Kafkas Savaşı'nın batı yakası olarak incelenir.
Savaş sırasında Rus İmparatorluğu, Çerkesya'yı bağımsız bir bölge olarak tanımadı. Bölge hiçbir zaman Rus kontrolünde olmamış olmasına rağmen, Çerkesler Rus toprağında isyan çıkaran bir grup asi olarak görüldü ve Rus generaller Çerkesleri milli isimleriyle değil, "dağlılar", "haydutlar" ve "yırtıcılar" olarak adlandırdı.
Savaş tarihsel revizyonizme maruz kalmış ve daha sonraki Rus kaynakları tarafından çoğunlukla görmezden gelinmiş, küçümsenmiş veya inkâr edilmiştir. Bazı Rus devlet medyası ve yetkilileri, çatışmanın "hiç yaşanmadığını" ve Çerkesya'nın "16. yüzyılda gönüllü olarak Rusya'ya katıldığını" iddia ettiler. Rusya'da bulunan Çerkes bölgelerinde "Çerkesya'nın Rusya'ya gönüllü katılışı" resmî bayramdır ve büyük hükûmet törenleri düzenlenmektedir. 2011'de Rus hükûmeti "Rus-Kafkas savaşı diye bir şeyin olmadığı, aksine bunun küçük bir çatışma olduğu" ve böyle bir savaş olduğunu iddia edenlerin "Kuzey Kafkasya'da kaos yaratmak" istediğini açıkladı. Rusya'da konuyla ilgilenen akademisyenler bazen "aşırılık yanlısı", "terörist" veya CIA ajanı olarak tanımlamaktadır.
Savaştan önce
5. ve 6. yüzyıllar arasında Bizans etkisiyle Hristiyanlaşan Çerkesler, Müslüman komşularından korunmak için Ruslarla iyi ilişkiler sürdürmek istemişlerdir. 1557'de Doğu Çerkesya'dan Temruk Idar, Rus Çarı İvan ile ittifak kurdu ve olası düşmanlara karşı bir savunma kurdu. Çerkesler bu dönemde Hristiyandı ve İslamiyet yayılmaya başlamamıştı. 1561'de İvan, Temruk'un kızı Goşenay ile evlendi ve ona Mariya adını verdi. Temruk, Rusya ile ittifakı nedeniyle daha sonradan bazı Çerkesler tarafından eleştirildi.
1578'de Müslüman komşularla kurulan ilişkiler neticesinde Doğu Çerkesya'da İslam yayılmaya başladı. Ardından Hatukay, Jane, Bolakay ve Besleney Çerkesleri Müslüman oldu. Ancak Batı Çerkesya'da İslam 1700'lere kadar zayıftı. Daha sonra mutasavvıf ve imamların gayretleriyle hızla yayılmaya başladı. Buna rağmen Çerkes halkı arasında hâlâ Paganlar ve Hristiyanlar vardı. Çerkeslerin İslam'ı kabul etmesi ve daha Osmanlı yanlısı bir politika benimsemesiyle Rusya Çerkeslere karşı agresif bir tavır takınmaya başladı. Çerkes-Rus saldırmazlık dönemi, 13 Mayıs 1711'de Çar I. Petro'nun Astrahan Valisi Araksin'e Çerkesya'yı yağmalaması ve "cezalandırması" emrini vermesiyle sona erdi. Araksin 26 Ağustos 1711'de 30.000 adamıyla Çerkeslerin topraklarına girdi ve Kopyl kasabasını (şimdi Slavianski) ele geçirdi. Oradan Karadeniz'e doğru ilerleyerek Kuban'daki limanları ele geçirdi ve onları yağmaladı. Ardından, köyleri yağmalayarak Kuban Nehri boyunca ilerledi. Rusya, 1711'den 1763'e kadar olan süreçte Çerkesya'ya karşı bu tür savaşları sürdürdü, ancak bu tür operasyonlar Çerkesya'yı ilhak etmek için değildi. Amaç, artık bir Osmanlı müttefiki olarak algıladıkları Çerkesya'yı zayıflatmaktı.
1739 Belgrad Antlaşması gereğince Doğu Çerkesya'daki Kabardey bölgesi, Osmanlı ve Rus etki alanları arasında tarafsız bölgeler olarak kabul edildi. 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması sonucu ise Osmanlı İmparatorluğu Kabardey bölgesinin Rus etki alanında olduğunu tanıdı.
Savaşın siyasi sebepleri
Çerkesya konumu itibarıyla Rusya, İngiltere, Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki güç mücadelesinin ortasında kilit bir stratejik bölgeydi. Rusya gözünü Karadeniz boyunca genişleyerek sıcak denizlere inmeyi hedefliyordu. İngiltere ise Rusya'yı engellemek istiyordu. Rusya, İran'ın düşüşünü kolaylaştırmak için Karadeniz'de tersanelere ihtiyaç duyacaktı, bu da kıyı şeridiyle Çerkesya'yı hedef haline getirdi. Çerkes toprakları, verimli vadileri nedeniyle Ruslar için özellikle cazipti. Ancak artık Müslüman olan Çerkeslerin Ruslara karşı Osmanlıları tercih etmeleri Rus İmparatorluğu'nu rahatsız ediyordu. Çerkesya'nın stratejik önemini gösteren bir istatistiğe göre, 1853'te Karadeniz Rus ticareti için çok önemli hale geldi ve ihracatının üçte birinden sorumluydu.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!