V. Konstantinos, 718 ile 775 yılları arasında yaşamış ve 741 yılından ölümüne dek Bizans İmparatorluğu'nu yönetmiş olan bir imparatordur. Araplar ve Bulgarlara karşı elde ettiği başarılı askerî seferlerle tanınan bu hükümdarın saltanatı, aynı zamanda ikonoklazmın en sert şekilde uygulandığı dönem olarak tarihe geçmiştir. Vaftiz edilirken kutsal suya pislediği yönündeki inanış nedeniyle, ikonofiller arasında gübreleyen anlamına gelen kopronimos lakabıyla anılmıştır.
Taht Kavgası ve İç Mücadeleler
III. Leon tarafından henüz 2 yaşındayken tahta ortak edilen ve babasının ölümünün ardından yönetimi tek başına ele alan V. Konstantinos, iktidarının ilk iki yılını tahtını sağlamlaştırmakla geçirmiştir. Saltanatının henüz ilk yılında, 742 yılında Emevîler üzerine sefere çıktığı sırada, babasının tahta çıkmasında büyük katkısı bulunan ve kardeşiyle evli olan Opsikion Komisi Artabasdos'un saldırısına uğramıştır. Mağlup olarak Amorion'a çekilmek zorunda kalan imparatorun ardından başkente yürüyen Artabasdos, taht naibi Theofanes Monutes ve diğer yöneticilerin desteğini alarak tahta oturmuştur. Ostrogorsky, bir ikonofil olduğu bilinen Artabasdos'un direnç görmeden şehri teslim almasını, imparatorun yakın çevresinin bile ikonoklast politikalardan hoşnutsuz olduğu şeklinde yorumlamıştır.
III. Leon tarafından ikonoklast politikaya destek vermesi amacıyla patrik atanan Anastasios da yeni imparatorun safına geçerek Artabasdos'un tacını bizzat giydirmiştir. Artabasdos, büyük oğlu Nikiforos'u ortak imparator ilan etmiş, küçük oğlu Nikitas'ı başkumandanlığa getirerek Anatolikon themasının idaresini vermiş, Theofanes Monutes'i ise Trakion strategosu ve başkentin savunmasıyla görevlendirmiştir. Aynı zamanda ikona inancını serbest bırakmış ve papa tarafından da imparator olarak tanınmıştır. Bu süreçte V. Konstantinos Amorion'da coşkuyla karşılanmış, Thrakesion theması da kendisine bağlılığını bildirmiştir. Ancak Artabasdos'u Trakion, Armeniakon ve Opsikion themaları desteklemesine rağmen, Armeniakon ve Opsikion halkı ikonofil imparatora mesafeli durmuştur.
Taht meselesini çözmek üzere güç toplayan iki rakip, Sardis yakınlarında karşı karşıya gelmiştir. Armeniakon birliklerinin zamanında yardımına yetişemediği Artabasdos, 743 yılının Mayıs ayında ağır bir yenilgiye uğramıştır. Zaferin ardından Nikitas'ın Armeniakon birlikleri üzerine yürüyen V. Konstantinos yeniden muzaffer olmuş ve aynı yılın eylül ayında başkent surlarına dayanmıştır. Kısa süreli bir kuşatmanın ardından 2 Ekim'de şehre giren imparator, iktidarı yeniden ele geçirdiğinde ikonoklazmı canlandırmanın ötesinde, ileride ikonofilliğin tekrar yükselmesini engellemek için son derece sert önlemler almıştır. Artabasdos ve iki oğlu halka teşhir edildikten sonra hipodromda gözlerine mil çekilmiş, destekçilerinin bir kısmı idam edilmiş, bazıları ise elleri ve ayakları kesilerek sakat bırakılmıştır. Patrik Anastasios ise kırbaçlanıp sopayla dövüldükten sonra çırılçıplak şekilde hipodromda bir eşeğe ters bindirilerek aşağılanmış, ancak makamında kalmasına izin verilmiştir.
Araplar ve Bulgarlar ile Savaşlar
V. Konstantinos otoritesini pekiştirdiği sırada, imparatorluğun doğu sınırlarını tehdit eden Arapların kendi içlerinde ihtilaflar yaşadığı görülmüştür. Bu iç karışıklıklardan yararlanan imparator, 746 yılında hanedanının yurdu olan ve Arapların elinde bulunan Germanikeia'yı ele geçirmiş, buradaki monofizit Süryanileri Trakion themasına yerleştirmiştir. 747 yılında Kibirreoton strategosunun İskenderiye'den gelen Arap donanmasını Kipros yakınlarında dağıtmasıyla denizlerde de önemli bir başarı elde edilmiştir. 750 yılındaki Zap Suyu Muharebesi ile Emevî Hanedanı yıkılmış, yerine Abbâsî Hanedanı geçerek başkenti Şam'dan Bağdat'a taşımıştır.
752 yılında yeni bir sefere çıkan V. Konstantinos, Theodosiopolis (Erzurum) ve Melitene (Malatya) şehirlerini ele geçirmiş, buradaki halkı Bulgar sınırındaki Trakion themasına yerleştirerek sınırları müstahkem yapılarla koruma altına almıştır. Abbâsîler bu şehirleri kısa sürede geri alsalar da, bu askerî başarılar o güne kadarki dengeleri kökten değiştirmiştir. O zamana kadar sürekli taarruz eden Arap tarafı savunmaya geçerken, Bizans-Arap ilişkileri geniş çaplı fetihlerden ziyade sınır çatışmalarına dönüşmüştür. Bu değişimin en büyük nedeni, Abbâsîlerin Emevîlerin aksine İran, Afganistan ve Mâverâünnehir coğrafyalarına öncelik vermesidir.
Arap tehlikesinin büyük ölçüde bertaraf edilmesinin ardından Bulgarlarla olan sorunlar yeniden gün yüzüne çıkmıştır. İmparatorun Bulgar sınırındaki iskân ve savunma tedbirlerine karşılık 756 yılında Bizans topraklarına saldırılar başlamıştır. V. Konstantinos'un gerçekleştirdiği dokuz Bulgar seferinden en şiddetlisi, Bizans düşmanı hizipten Telets'in uzun süren iç mücadeleyi kazanarak Bulgar hanı olmasıyla yaşanmıştır. Bulgarların Trakion'a saldırısı üzerine harekete geçen imparator, kara ordusunun yanı sıra Tuna üzerinden filo yardımıyla süvari kuvvetlerini de seferber etmiştir. Tuna'dan güneye ilerleyen süvari kuvvetleriyle birleşen V. Konstantinos, 30 Haziran 763 tarihinde Euksinos kıyısındaki Anhialos'ta Bulgar kuvvetlerini kesin bir bozguna uğratmıştır.
Bu muharebenin ardından iç karışıklıklara sürüklenen Bulgar Hanlığı'nda kısa süreli iktidarlar görülmüş; Bizans aleyhtarı bir lider tahta çıktığında Bizans orduları hemen Bulgar topraklarına girerek yönetimi değiştirmiştir. Bu durum 770 yılında Telerig'in han olmasısına kadar devam etmiştir. Hanlığın yeniden güçlendiğini gören V. Konstantinos, 773 yılının ilkbaharında iki koldan sefer düzenleyerek Telerig'i barış görüşmelerine zorlamıştır. Telerig'in ekim ayındaki Thesselia akınları önlenmesine rağmen kalıcı bir barış sağlanamamış ve imparator, saltanatının sonuna kadar Bulgarlar ile savaşmak zorunda kalmıştır. Kalıcı bir barış elde edilemese de Bulgar Hanlığı'nın askerî ve idari gücü ciddi biçimde zayıflatılmıştır.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!