Qing Hanedanı: Tarihçesi ve Kökeni

Çing Hanedanı, Çince adıyla Qing Cháo ve Mançuca adıyla Daicing gurun, anlamı olarak Büyük Çin Devleti, 1644 ile 1911 yılları arasında Çin'de hüküm sürmüş son imparatorluk hanedanıdır. Kurucusu, Çin'in kuzeydoğusunda yaşayan Mançuların Aisin Gioro klanıdır ve bu nedenle Mançu Hanedanı olarak da adlandırılır.

Etimoloji

Büyük Qing adı ilk olarak 1636 yılında meydana gelmiştir. Qing kelimesinin anlamı saf ve temiz olmaktadır. Çin Zodiak sistemine göre Qing su anlamına gelip, aynı şekilde ateş anlamına gelen ve Ming Hanedanı'na adını veren Ming sözcüğüne karşı üretilmiş olabilir. Mançuca adının (Daicing Gurun) da Moğolca savaşçı anlamına gelen Dayçin kelimesinden gelmiş olacağı varsayılabilir.

Mançu Devletinin Oluşumu

Çing Hanedanı, Çin nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Han Çinliler tarafından değil de, şu anda Çin'in Jilin ve Heilongjiang eyaletlerini içeren bölgede yaşayan bir Tunguz halklarından, Jurchen (Cürcen) olarak bilinen yerleşik bir çiftçi klanı tarafından kuruldu. Mançuları, insanlar bazen göçebe olarak ansa da bu doğru değildir.

Yükseliş ve İmparatorluğun Genişlemesi

Ming Hanedanı kontrolü dağıldıkça, Li Zicheng liderliğindeki köylü isyancılar, 1644 yılında başkent Pekin'i fethetti. Ming general Wu Sangui, onlara hizmet etmeyi kabul etmeyerek isyancıları eleyip başkenti ele geçirdi, daha sonra İmparatorluğunu ilan etti. Taht naibi Prens Dorgon, İmparator Shunzhi egemenliği altına alarak ülkede nizami politikalar uygulayarak düzeni sağladı. Daha sonra Güneydeki Ming destekçilerinin direnişi ve Wu Sangui liderliğindeki Üç Feoruhi İsyanı, İmparator Kangxi yönetimi altında tam egemenliği 1683 yılına kadar kısmen de olsa sağlandı. 1750 yılından 1790 yılına kadar İmparator Qianlong'un On Büyük seferi, Çing'in kontrolünü İç Asya'ya kadar genişletti. Çing Hanedanının doruğuna ulaştığında, imparatorluk bugünün Çin anakarası, Hainan, Tayvan, Moğolistan, Dış Mançurya ve Dış Kuzeybatı Çin'in tamamını egemenliği altında topladı. İlk Çing hükümdarları Mançu geleneklerini korudular ve İmparator unvanıyla birlikte Moğolların kullandığı Bogd Han unvanını da kullandıkları gibi Tibet Budizmi'nin de destekçileriydi. Bununla birlikte Konfüçyüsçü stilleri ve bürokratik hükûmetin kurumlarını kullanarak yönettiler ve Han Çinlilerini Mançuların altında hizmete almak ya da ona paralel olarak işe almak için geleneksel İmparatorluk sınavlarını korudular. Ayrıca, Tibet ve Moğolistan gibi komşu bölgeleri ele geçirirken, Çin vergi sisteminin ülkülerini Kore ve Vietnam gibi çevre ülkeler üzerinde üstünlük sağlama konusunda uyarladılar.

Duraklama, Krizler ve Yabancı Baskısı

Hanedan, 18. yüzyılın sonlarında doruğuna ulaştı, daha sonra yurt dışından gelen baskılar, iç isyanlar, hızlı nüfus artışı bununla gelen ekonomik durgunluk, yolsuzluk ve yönetimin modernleşme konusundaki derin isteksizlikleri karşısında İmparatorluğun ciddi nüfuz kaybına yol açtı buna Nüfus 400 milyona yükselmesi birlikte vergilerin ve hükûmet gelirlerin düşük bir oranda bırakılması ülkeyi mali bir krizin içinde bıraktı. Özellikle Afyon Savaşları'nın ardından, Büyük Britanya'nın önderliğindeki Avrupalı güçler eşitsiz anlaşmalar, serbest ticaret, dış dokunulmazlık ve dış kontrol altındaki anlaşma limanlarını uygulamaya koydu. Orta Asya'daki Taiping İsyanı ve Dungan İsyanı, kıtlık, hastalık ve savaş nedeniyle yaklaşık 20 milyon insanın ölümüne yol açtı. Bu felaketlere rağmen, 1860'ların Tongzhi Restorasyonunda Han Çinli elitleri Konfüçyüs düzeninin ve Mançu hükümdarlarının savunulması için yürüdüler. Kendi Kendini Güçlendirme Hareketi'ndeki ilk kazanımlar, Çing'in Kore ve Tayvan'ın mülkiyeti üzerindeki etkisini kaybettiği 1895'in Birinci Çin-Japon Savaşı'nda kaybedildi. Yeni Ordular örgütlendi, ancak 1898 yılındaki iddialı Yüz Gün Reformu, 1861'den sonra ulusal hükûmette baskın ses olan tutucu İmparatoriçe Cixi tarafından bir darbeyle geri çevrildi. Yabancı güçlerin ayrıcalıklarını artırmak istemesi 1900 yılında şiddetle yabancı karşıtı Boxer Ayaklanması'nı tetikledi, birçok yabancı ve Hristiyan öldürüldü, bunu bahane yapan yabancı güçler Çin'i istila etti. İmparatoriçe Cixi'nin isyancıların yanında yer alması, sekiz işgalci güç olan ülkeleri daha da kararlı hale getirerek İmparatorluğun Yazlık sarayını ateşe vermeleriyle sonuçlanan bu eylem İmparatorluğu zor durumda bırakarak toplumun gözünden düşürdü.

Yıkılış ve Cumhuriyetin İlanı

Boxer Protokolü'nü imzalamayı kabul ettikten sonra, hükûmet seçimler, yeni bir yasal düzenleme ve eski yöntem sınav sisteminin kaldırılması da içinde olmak üzere benzeri görülmemiş mali ve yönetimsel reformlar başlattı. Sun Yat-sen ve diğer devrimciler, Çing İmparatorluğu'nu modern bir ulusa dönüştürmek için Kang Youwei ve Liang Qichao gibi anayasal monarşistler ile mücadele etti. 1908 yılında Genç İmparator Guangxu ve Büyük İmparatoriçe Cixi'nin ölümünden sonra, Mançu sarayı sosyal reformları sert bir şekilde engelleyerek reformcuları ve yerel seçkinleri kendinden yabancılaştırdı. 11 Ekim 1911 tarihindeki Wuchang İsyanı, Xinhai Devrimi'ne yol açtı. General Yuan Shikai, 12 Şubat 1912 tarihinde son imparator Puyi'nin tahttan çekilmesini görüşürken, Çing birlikleri Tibet ve Sincan'da da yenildi bunun üzerine Saltanat naibi olan İmparatoriçe Yuan Shikai aracılığıyla Cumhuriyetçilerle görüşerek can ve mal güvenliği garanti edilmesi koşuluyla İmparatorluğu onlara bırakmayı onayladı.