Abbasilerin Dönüm Noktası ve Muktedir-Billah
Ebû'l-Fadıl Cafer el-Muktedir Billah, 895 yılında dünyaya gelmiş ve Abbasi tarihinin on sekizinci halifesi olarak kayıtlara geçmiştir. Toplamda otuz altıncı halife unvanını taşıyan Muktedir, 908-929 ve 929-932 yılları arasında iki farklı dönemde hüküm sürmüştür. Yaklaşık yirmi beş yıl süren bu uzun iktidar süreci, Abbasi halifeliğinin yönetim karakterinde köklü değişikliklerin yaşandığı bir dönem olarak tarihe kazınmıştır.
Genç Yaşta Tahta Geçiş ve Saray Dengeleri
Halife Müktefi, ağır bir hastalık sürecinde varis belirleme aşamasına geldiğinde, veziri El-Abbas İbni El-Hasan El-Çarçarai'nin yönlendirmesiyle 13 yaşındaki Cafer'i tercih etmiştir. Vezirin temel amacı, yönetimi kolayca kontrol altında tutabileceği genç bir halife ile sürdürmekti. 908 yılında Müktefi'nin vefatı üzerine, sadece 15 yaşındayken Muktedir ismiyle tahta çıkan genç hükümdar, annesi Türk asıllı Seyyide Şahap Hatun'un etkisi ve saray kadınlarının kuşatması altında büyüdü. Özellikle cariyelerin ve saray çevresindeki kadınların üzerinde büyük bir nüfuz kurduğu Muktedir, yirmi beş yıllık saltanatında toplam 14 farklı vezir değiştirerek istikrarsız bir yönetim sergilemiştir. İlk veziri El-Abbas ise göreve geldikten kısa süre sonra suikasta kurban gitmiş, bunun üzerine genç halife, Türk asıllı komutan Munis'i danışmanı olarak atamıştır.
Bizans ile Çatışmalar ve Diplomatik Süreçler
Muktedir döneminde Abbasi devletinin sınırlarında Bizans İmparatorluğu ile süregelen yoğun çatışmalar yaşanmaktaydı. Savaşın temel ağırlığı, Müslüman topraklarına yapılan akınlar ve çok sayıda Müslümanın esir alınmasıyla kendini göstermekteydi. Ancak batı sınırlarında Bulgar tehdidiyle karşı karşıya kalan Bizans İmparatoriçesi Zoe, doğu cephesinde bir ateşkes arayışına girdi. Bu diplomatik girişim sonucunda Bağdat'a gönderilen heyetle bir anlaşma zemini oluşturuldu. Komutan Munis, esir değişimi sürecini yönetmek üzere 120.000 altınlık bir fidye tutarıyla sınır bölgesine gönderildi.
Toplumsal Hoşnutsuzluk ve Bağdat'ta Asayiş Sorunları
Bizans ve Ermenilere karşı elde edilemeyen başarılar ve fidye ödeme süreci, Bağdat halkı nezdinde büyük bir rahatsızlık kaynağı oldu. Halk, sınır boylarında Müslümanların esir düşmesinden ve ordunun yetersizliğinden duyduğu öfkeyi halifeye yöneltti. Halife Muktedir'in devlet işlerinden ziyade saraydaki köle kızlar ve müzisyenlerle vakit geçirmesi, toplumun tepkisini zirveye taşıdı. Bu derin hoşnutsuzluk öyle bir boyuta ulaştı ki, cuma hutbelerinde halifenin ismi anıldığında imam ve mihraba taş atılması halk arasında yaygın bir protesto biçimi haline geldi.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!