I. Petro'nun Hakimiyeti ve Kültürel Devrim

Büyük Petro olarak da bilinen I. Petro veya Pyotr Alekseyeviç, Rusya Çarlığı'nı 7 Mayıs 1682 tarihinden 1696 yılına kadar üvey ağabeyi V. İvan ile birlikte ortaklaşa yönetmiştir. Ardından 1696 yılından 1725 yılında vefat edene kadar Rus İmparatorluğu'nun tek lideri olmuştur. Bu dönemde gelenekçi ve çağdışı kalan sosyal ile politik sistemler; modern, bilimsel, Batılılaştırılmış ve Aydınlanma felsefesine dayanan sistemlerle değiştirilerek büyük bir kültürel devrime öncülük edilmiştir.

Gerçekleştirilen bu köklü reformlar Rusya üzerinde kalıcı izler bırakmış ve ülkenin hükûmet kurumlarının birçoğunun temeli bu döneme dayanmıştır. Ayrıca I. Petro, 1917 yılına kadar Rusya'nın başkenti olma özelliğini taşıyan Sankt-Peterburg şehrini kurup geliştirmesiyle de adından söz ettirmiştir. Buna karşın, yerel seçkin sınıfların oluşturulması onun öncelikleri arasında yer almamıştır; nitekim ülkenin ilk Rus üniversitesi onun ölümünden yalnızca bir yıl önce, 1724 tarihinde faaliyete geçmiştir. İkinci üniversite ise Petro'nun vefatından 30 yıl sonra kızı Elizabeth'in iktidarı döneminde kurulmuştur.

Gençliği ve Saray Darbesi

Çar I. Aleksey'in ikinci eşi Natalya Narişkina'dan dünyaya gelen I. Petro, 1682 yılında zayıf ve hastalıklı yapıdaki üvey ağabeyi V. İvan ile birlikte tahta çıkmıştır. Taht naipliğine üvey ablası Sofia Alekseyevna getirilmiş, Sofia'nın sevgilisi ve başdanışmanı Vasili Vasilyeviç Golitsın ise devlet yönetiminde söz sahibi olmuştur. Gençlik yıllarını annesiyle birlikte Moskova etrafındaki Alman mahallesinde geçiren Petro, burada Rusya'ya gelen Avrupalılarla yakın ilişkiler kurarak onların medeniyeti hakkında fikir sahibi olmuştur. Askerî alanda Avrupalı uzmanlardan topçuluk ve istihkam eğitimi alan Petro, 14 yaşından itibaren gemilere büyük bir hayranlık beslemiştir. 1689 yılında annesinin baskısıyla Yevdokiya Lopuhina ile evlenen ve ertesi yıl Alexis adında bir erkek evladı olan Petro, muhafazakâr geçmişe sahip eşiyle hiçbir zaman anlaşamamıştır.

Henüz 17 yaşındayken gerçekleştirdiği bir saray darbesi sayesinde yönetim yetkisini ablası Sofia ile Golitsın'in ellerinden almayı başarmıştır. 1694 yılında annesinin vefat etmesiyle birlikte devlet idaresinin tek hakimi haline gelmiştir. Tahtı I. İvan ile paylaşmaya devam etse de, İvan'ın devlet işlerinde hiçbir yetkisi bulunmuyordu. 1696 yılında İvan'ın vefat etmesiyle birlikte Petro tahtın mutlak sahibi olmuştur.

Azak Kalesi Kuşatması ve Sıcak Denizler Politikası

Devletinin sınırlarını genişletmeyi ve dünya çapında bir hakimiyet kurmayı hedefleyen I. Petro, bu hedeflere ulaşabilmek için ticaretin geliştirilmesinin şart olduğunu anlamıştı. O dönemde Rusya; kuzeyinde buz tutmuş denizler, güneyinde ise Osmanlı Devleti kontrolündeki Karadeniz arasında sıkışmış kalmıştı ve ticaret yapabileceği elverişli limanlardan mahrumdu. Ticaretin gelişmesi için sıcak denizlere çıkılması gerektiğini fark eden ilk lider olan Petro, bu stratejiyi hayata geçirmek adına ilk hamlesini Azak Kalesi'ni kuşatarak yapmıştır. 1695 senesinde ani bir baskınla kaleyi ele geçirmeyi denese de, donanması bulunmayan Rus ordusu 96 günlük kuşatmanın ardından geri çekilmek zorunda kalmıştır.

Yaşanan bu başarısızlığın ardından kararlılığından vazgeçmeyen I. Petro, 1695 ile 1696 kışında Don nehri kıyısındaki Voronej bölgesinde bir nehir donanması inşa ettirmiştir. Kaleyi hem karadan hem de denizden olmak üzere 31.000 asker ve 170 topla kuşatma altına alarak 6 Ağustos 1696 tarihinde teslim almayı başarmıştır. Asıl hedefi Karadeniz'e ve oradan da Boğazlara kadar ilerlemek olan Petro'nun bu stratejik amacı kendisinden sonra gelen dönemlerde de kararlılıkla sürdürülmüştür.