I. İzzeddin Keykâvus (Eski Anadolu Türkçesi: عز الدين كيكاوس بن كيخسرو‎; 6 Kasım 1180 - 7 Ocak 1220), 1211-1220 yılları arasında hüküm süren Anadolu Selçuklu Devleti'nin 9. sultanıdır. Babası I. Gıyâseddin Keyhüsrev'in Alaşehir Muharebesi'nde ölmesinin ardından devlet adamlarının desteğiyle tahta çıktı. Saltanatının ilk yılında kendisine karşı taht iddiasıyla isyan eden kardeşi Alâeddin Keykubad'ı Ankara Kalesi'nde kuşatarak mağlup etti ve merkezi otoriteyi sağladı.
Sultanın dış politikası, deniz limanlarını ele geçirerek ticari yolları güvence altına almak ve Hristiyan komşular üzerinde Selçuklu nüfuzunu pekiştirmek odağında gelişti. En önemli askeri başarısını 1214 yılında gerçekleştirerek Karadeniz'in en stratejik liman kenti olan Sinop'u fethetti ve Trabzon İmparatorluğu'nu vergiye bağladı. Güneyde ise Hristiyan Frankların eline geçen Antalya'yı karadan ve denizden kuşatarak geri aldı, ardından Kilikya Ermeni Krallığı üzerine sefere çıkarak onları tabiiyet altına aldı. Venedik Cumhuriyeti ve Kıbrıs Krallığı ile ticari imtiyaz antlaşmaları imzalayarak Akdeniz ve Karadeniz ticaret akışını doğrudan Selçuklu limanlarına çekmeyi başardı. Saltanatının son döneminde doğu ve güneydoğu sınırlarında hegemonya kurmak amacıyla büyük bir askeri sefere girişti. Artukluları mağlup ederek tabiiyeti altına aldı, ardından Eyyûbîlerin Halep kolu üzerine sefere çıktı; ancak Eyyûbî meliki Eşref Musa'nın Selçuklu öncü kuvvetlerini yenilgiye uğratması sonucu harekâtı yarıda keserek geri çekildi.
Kültürel ve idari alanda büyük izler bırakan Keykâvus, fethettiği Sinop'ta büyük bir imar hareketi başlatarak şehri bir Türk-İslam merkezi haline getirdi. En kalıcı mimari eseri olarak, 1217 yılında Sivas'ta inşa ettirdiği ve dönemin en gelişmiş tıp merkezlerinden biri olan Şifaiye Medresesi öne çıkmaktadır. Ömrünün son yıllarında Suriye üzerine sefer hazırlıkları yaptığı sırada, yakalandığı verem hastalığı nedeniyle 1220 yılının Ocak ayında Viranşehir'de öldü. Naaşı Sivas'a getirilerek Şifaiye Medresesi'ndeki kendi adına yapılan türbeye defnedildi.

Çocukluk ve gençlik yılları

I. Gıyaseddin Keyhüsrev'ın büyük oğludur. Çocukluk, gençlik yılları ve meliklik hayatına ilişkin fazla bilgi bulunmaz. Babası I. Gıyaseddin Keyhüsrev'in tahttan indirilmesinden sonra babası ile birlikte uzun seyahatlere katıldı, sonunda babası ve kardeşi I. Alaeddin Keykubad ile beraber Dördüncü Haçlı Seferi öncesine kadar (1200 - 1204 arası) İstanbul'da Bizans İmparatorluğu'nda kaldı. Bu sırada eğitimi ile Seyfeddin Ayaba ilgilenmişti.
II. Süleyman Şah'ın ölümü üzerine tekrar sultan olmak üzere Konya'ya doğru harekete geçen babası, geçişine izin vermeyen İznik İmparatoru I. Theodoros Laskaris ile anlaşma yaparak Ladik, Honas ve bazı kaleleri bırakmayı kabul edip; kaleler teslim edilene kadar onu kardeşi Alaeddin Keykubad ile rehin bıraktı. İki kardeş, bir süre İznik de tutsak olarak kalsa da daha sonra Hacib Zekeriya'nın yardımı ile kaçarak Anadolu'ya geçtiler.
Izzeddin Keykavüs, babasının Sultanlığı sırasında Malatya melikliğine atandı. Melikliği sırasında babasının hocası Mecdüddin İshak idarî işler ve öğrenimini tamamlama konusunda kendisine yardımcı olmuş; 6 yıl sonra babasının Alaşehir Muharebesi'nde ölümü üzerine 1211'de tahta çıkmıştır.

Tahta Çıkışı ve Alaaddin Keykubad ile mücadelesi

Yenilgi ile sonuçlanan Alaşehir Muharebesi'nden sonra Selçuklu komutanları Sultanın cenazesini bile almadan Konya'ya dönmek zorunda kaldılar. Seyfeddin Ayaba ve bazı komutanlar esir düşmüştü. Konya'da toplanan devlet ileri gelenleri İzzeddin Keykavüs'ün tahta çıkmasının uygun olacağına karar verdi. Keykavüs, üç gün yas tuttuktan sonra Kayseri'ye gitti. Biat, yas ve tahta çıkma törenleri Kayseri'de yapıldı. Konya'ya hareket edeceği sırada kardeşi Tokat Meliki Alâeddin Keykubad saltanat davasıyla ortaya çıkarak şehri kuşattı. Erzurum Meliki Mugīsüddin Tuğrul Şah ile Ermeni Kralı I. Levon da kuşatmaya katılmıştı. İzzeddin Keykavüs, Kayseri subaşısı Celâleddin Kayser'i para ve değerli hediyelerle Ermeni Kralı I. Levon'a gönderdi. Kendisine para ve tahıl ile Luluva (Ulukışla), Ereğli ve Lârende (Karaman) kaleleri teklif edildi. Teklif kabul eden Levon'un ittifaktan ayrılıp ülkesine dönmesinden sonra Mugisüddin Tuğrul Şah da kardeşi el-Melikü'l-Eşref'in ülkesine saldırmak üzere olduğunu öğrenip Erzurum'a döndü. Keykubad kuşatmayı kaldırıp Ankara Kalesi’ne sığındı. Orduyu Konya ovasında toplayıp Ankara’ya sefere çıkan Keykavus, şehri kuşattı. Kuşatma, 1213 ilkbaharına kadar devam etti. Keykubad, kalede erzağın azalması üzerine kendisi ve kale halkının canına dokunulmaması şartıyla teslim oldu. Kale halkına dokunulmadı; Keykubad ise Malatya yakınlarındaki Minşâr Kalesi’ne hapsedildi. Keykâvus onu öldürmek istediyse de hocası Mecdüddin İshak buna engel oldu.