Marcus Ulpius Nerva Traianus (18 Eylül 53 - 8 Ağustos 117), yaygın adıyla Trajan, Roma İmparatorluğu'nun Beş İyi İmparatorundan ikincisidir. Tahta çıktığı MS 98 yılından öldüğü 117 yılına kadar Roma İmparatorluğu'na altın çağını yaşatmıştır. Mütevazı ve filantropik kişiliği sayesinde hem halk hem de ordu tarafından sevilmiştir. Ortaya koyduğu politikalar ve savaşçı kişiliği sayesinde Roma İmparatorluğu'nu tarihinin gördüğü en geniş topraklarına ulaştırmıştır.
Trajan, MÖ 206'da Roma kolonizatörleri tarafından kurulan Italica şehrinde yerleşik Ulpii gens'inden gelmektedir. Roma Senatosu tarafından kendisine, mükemmel, en iyi anlamına gelen "Optimus" mahlası verilmiştir. Domitianus'un hükümdarlığı ve Flavius Hanedanı'nın sona ermesinden sonra, Nerva'nın kısa süren hükümdarlığı ve özellikle Trajan'ın dönemi, Antoninler Hanedanı olarak bilinen hanedanın temelini oluşturmuştur. Trajan, Domitianus'un yönetimi sırasında önem kazanmıştır; bu dönemin son yılları Roma senatörlerinin zulme uğraması ve infaz edilmesiyle bilinir. Eylül 96'da bir çocuğu olmayan Domitianus'un sarayındaki üyeler tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin ardından, eski bir konsül olan Nerva tahta çıkmış, ancak ordu içinde ün kazanamamıştır. Bir yıl süren kısa ve çalkantılı hükümdarlığının ardından, Pretoryan Muhafızlarının çıkardığı isyanlar gücünü zayıflatmış ve onu, popüler bir general olan Trajan'ı evlat edinerek varisi ve halefi yapmaya zorlamıştır. Çocuksuz ve yaşlı olan Nerva, Ocak 98'in sonunda ölmüş ve evlatlık oğlu Trajan sorunsuz bir şekilde tahta geçmiştir.
Genel olarak, Roma İmparatorluğu'nun en geniş sınırlarına Trajan'ın hükümdarlığı sırasında ulaştığı kabul edilmektedir. Bu dönemde Ermenistan ve Mezopotamya'nın kısa süreli fetihleri, Dacia'nın daha uzun süreli fethi ve Nebati Petra Krallığı'nın ilhakı sonucunda Arabia Petraea eyaletinin oluşumu gerçekleşmiştir. Trajan'ın Dacia'yı fethetmesi imparatorluğu önemli ölçüde zenginleştirmiştir, zira yeni eyalet birçok değerli maden barındırmaktaydı. Öte yandan, Part toprakları üzerindeki fetihleri, Yahudi-Part isyanının ardından yarım kalmış ve kırılgan bir duruma gelmiştir. Ölümünden sonra ekonomik durumu pek iç açıcı olmayan bir imparatorluk bırakmıştır; özellikle imparatorluğun doğu kısmı tükenmiş haldeydi.
Bu genişlemeci politikanın yanı sıra, Trajan büyük inşaat projelerine girişmiş ve o zamana kadar benzeri görülmemiş sosyal önlemler almıştır. Augustus'un tuğla, Neron'un mermer yapılarla zenginleştirdiği Roma şehrinde mermer ve beton yapıları birleştirerek Roma'yı döneminin en harika mimari eserleriyle donatmıştır. Özellikle Roma şehrini yeniden şekillendirmiş geniş çaplı kamu inşaat programıyla tanınır: Trajan Hamamları (Thermae Traiani), Trajan Forumu ve Trajan Çarşısı gibi kalıcı birçok anıt bırakmış, ayrıca Trajan Sütunu'nu inşa ettirmiştir. İtalya'nın imparatorluk içindeki merkezi rolünü güçlendirmiş ve eyaletlerin Romalılaştırılmasını pekiştirmiştir.
Bununla birlikte, savaşçı kişiliğinin yanında sanat ve edebiyata da destek vermiş ve bunlarla uğraşan kişileri korumuştur. İmparatorluk hazinesinden fakirlere ve çocuklara destek olunması için ödenek hazırlatmıştır. Döneminde birçok yazar Roma ve Grek dünyasını ele alan eserler yazmıştır. Halefleri tarafından, vasıfları nedeniyle ideal yönetici olarak görülen Trajan, her daim asalet, erdem ve doğru yöneticiliğin sembolü olarak görülmüştür.
Trajan, Senato tarafından tanrılaştırılmış ve külleri Trajan Sütunu'na gömülmüştür. Evlatlık oğlu ve yeğeni Hadrianus, Trajan'ın ölümünden sonra birkaç zorluğa rağmen onun yerine geçmiştir. Hadrianus, Trajan'ın genişlemeci politikasını sürdürmemiş, onun fethettiği Part topraklarından çekilmeyi tercih etmiş ve iç politikayı eyaletlere odaklayarak yönlendirmiştir.

Erken yılları

Trajan, İtalya Yarımadası dışında doğan ilk Roma imparatorudur. Buna karşın Ulpia gens'i antik Umbria'nın kuzey sınırındaki Tuder kasabasıyla ilişkilidir. Trajan'un annesinin doğum yeri olan ve bu bölgeye yakın aile bağları kurma olasılığını güçlendiren bazı Ameria yerel yönetimlerinde de Ulpius adı görülmektedir. Resmi adının Marcus Ulpius Trajan olması bu ilişkiyi desteklemektedir. Marcus, Roma dünyasında yeterince ortak bir isim iken Ulpius ise bölgeye özgü bir isim olarak görülmektedir. Ulpius adının Latince lupus (kurt) kökeninden geldiği düşünülmektedir. Diğer ismi Trajan'u onunla aynı adı kullanan akrabalarından ayırmak için kullanılmıştır. Trajan doğduğu sırada ailesi Hispania'nın güneyindeki Italica'ya (Santiponce) yerleşmişti. Ailesinin bu bölgeye yerleşmesinden sonra tarihî kaynaklarda ilk kez Ulpius'un torunlarının MÖ I. yüzyıl başlarında vatandaşlıklarını kaybetmişlerdir. MÖ I. yüzyılın sonlarında ise patrici olan Ulpia ailesi gerçekleştirdikleri ekonomik faaliyetlerle öne çıkmıştır ancak Italica'dan Roma'ya geçişleri Augustus'un reformları sayesinde olmuştur.
Trajan'un tarih sahnesine girişi, MS 89 yılında gerçekleşen Germen ayaklanmasıyla bağlantılıdır. Aldığı eğitimin o dönemin geleneksel çizgilerinde olması muhtemeldir. Eğitimini tamamladığı sırada, farklı pedagoji okulları kendi resmi müfredatlarını geliştirmişti. Trajan'da muhtemelen yeni metodların öncülerinden biri olan Fabius Quintilianus'un eğitim metodunu almıştır. Grekçe öğrendiği bilinmesine rağmen bu dili kullanma becerisi yeni mezun bir öğrenci düzeyinden daha fazla değildi. Ancak rhetor'dan aldığı edebi öğretimin ötesinde kendini daha fazla geliştirmiş olabileceğine dair birkaç kanıt vardır. Tarihçi C. Dio'ya göre Trajan'un eğitimi hatiplik seviyesine uzanmamış, ancak temel ilkeleri anlamış ve uygulamıştır. Diğer bir kaynakta: “Zekâsı öğrenmesinden daha sezgisel oldu ancak bilgisi sürekli artıyordu, birçok meselede elverişli ve yeterli bir konuşmacıydı ve imparator olduğunda, rutin olarak araştırma yapmak ve konuşmalarını yazmak için başkalarını kullandı” denilmiştir. İmparatorluk döneminde, Yaşlı Plinius'a gönderdiği ellinin üzerinde mektuplara bakarak Trajan'un grammaticus'un ustaca öğretimini yansıtmakla birlikte eğitiminde kullanılan edebi eserler hakkında da bilgiler göstermektedir. Yazılarında vecizeler ve nesirler, özlü ve mükemmel bir Latince kullanmıştır.

Askeri Kariyeri

Trajan MS 73 yılı Eylül ayında latus clavus ve vigintivirate seçilmiştir. Ancak bu göreve seçilirken öncesinde hangi makamlarda görev aldığı konusunda doğrudan bir bilgi bulunmamaktadır. İlerleyen süreçte decemvirate olarak seçilmesi ve gayretli bir hukukçu olduğunun bilinmesi, daha sonra yapacağı birçok yargı reformu açısından büyük önem taşımaktadır. Askeri kariyerine dair bilgiler Genç Plinius'un Panegyricus adlı eserinden gelmektedir. Buna göre: Genç yaşta tribunus görevine başlamış ve babası Trajan'a zafer nişanesi verildiğini belirtmiştir. Bundan dolayı, bu göreve geldiğinde gençlik yıllarının sonunda olduğunu ve babasının idaresindeki Syria lejyonuna atandığı tespit edilmiştir. Daha sonra Trajan'un Syria'daki hizmetinden sonra Ren sınırında bulunan bir lejyona atanmıştır. Plinius'a göre bir lejyondan diğerine muhtemel transferini stipendia decem'de on yıllık askeri hizmeti vasıtasıyla yapmıştır. Ancak bu açıklama oldukça kafa karıştırıcıdır çünkü Tiberius'un saltanatından sonra, üst düzey generaller bile tüm ulusu ilgilendiren nadir durumlar dışında yetkilerini uzun süre ellerinde tutamamışlardır. Öte yandan methiyeye bağlı kalarak Trajan'un belirtildiğinden daha uzun süre tribunus görevi yaptığı da söylenebilir. Çünkü Trajan her zamanki kısa hizmet süresinden memnun olmadığını belirtmiştir. Bundan ötürü askerlik kariyerinin ilk evresini MS 78 yılında, yirmi beş yaşında tamamladığını kabul edilir.
MS 79 yılı Eylül'ünde quaestor seçilmiştir. Hayatı boyunca yirmi kez yaptığı quaestorluğun; on ikisi senato eyaletlerinde finans memurluğu, ikisi quaestores urbani olarak Curia'da idari görevi, dördü consul yardımcılığı ve ikisi de imparatorluk sekreterlik üyeliğidir. Quaestorluğu muhtemelen MS 81/82 Ocak'ta sona ermiş ve bundan sonra da praetorlük öncesi zorunlu olarak beş yıl beklemiştir. Bir patrici olarak, sivil bir görevden de mahrum bırakılmıştır, öte yandan pleb meslektaşlarıysa bu dönemin bir kısmında aedile ya da plebeian tribunus olarak hizmet vermişlerdir. Trajan ve benzeri statü sahibi kişilerin bu zorunlu emekliye ayrılma durumunu kamusal alanda nasıl kullandığı ise belirsizdir. MS 85 yılında praetor olarak seçildiği belirtilir. Historia Augusta'daki Vita Hadriani bölümünde Trajan'un yeğeni Hadrianus’un on yaşında yetim kaldığını, daha sonra P. Acilius Attianus ve Trajan’un vasiliğine yerleştirildiğini ve sonra da Trajan’un praetor rütbesini aldığı geçer. MS 86-89 yılları arasında consullüğe seçilmiş ve Domitianus tarafından desteklenen tek patrici olarak Legio VII Gemina’nın komutanlığına atanmıştır.