Vizigot Kralı Alarik ve Roma’ya Uzanan Yol

Tuna Nehri deltasındaki bir adada 370 yılında dünyaya gelen I. Alarik, 395 yılından 410 yılındaki ölümüne kadar Vizigot krallığına liderlik etmiştir. Cermen asıllı bir komutan olan Alarik, tarih sahnesine Roma'yı yağmalayan ilk isim olarak adını yazdırmıştır. Başlangıçtaki temel hedefi halkını Roma topraklarına yerleştirmek olsa da, süreç içinde gelişen siyasi ve askeri gerilimler şehri yağmalama noktasına taşınmış ve bu hadise Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünü hızlandıran en önemli unsurlardan biri olmuştur.

İtalya İşgalleri ve Askeri Mücadeleler

Alarik'in İtalya üzerindeki hedefleri 401 yılındaki işgal girişimi ile somutlaştı. 6 Nisan 402 tarihinde gerçekleşen Pollentia Savaşı'nda general Flavius Stilicho karşısında yenilgiye uğrayan Vizigotlar, Roma'ya yüklü bir sübvansiyon ödemek zorunda kaldılar. Ardından Roma Senatosu tarafından başlatılan Verona Savaşı'nda da istedikleri sonucu alamayan Vizigot ordusu, buna rağmen pes etmeyerek Aquileia ve Cremona kentlerini yağmaladı, Adriyatik kıyılarını harabeye çevirdi.

Kuşatmalar ve Roma'nın Yağmalanması

Vizigot lideri 408 yılında Roma'yı kuşatarak Senato'yu ağır bir sübvansiyon ödemeye ve bölgedeki 40 bin Got kölesini özgürleştirmeye mecbur bıraktı. Attalos tarafından magister utriusque militiae unvanı verilen Alarik, Honorius ile süren diplomatik müzakerelerin bozulması üzerine 410 yazında Attalos'u tahttan indirdi ve şehri üçüncü kez kuşattı. Üç gün süren Roma Yağması, vizyoner bir yaklaşımla, şehri yerle bir etmek yerine sınırlı hasarla sonlandırıldı. İnsanların tedavi edildiği bu süreçte, sadece bazı evler yanmıştır.

Alarik'in Ölümü ve Gizemli Mezar

Sicilya ve Kuzey Afrika işgali planları yapan Alarik'in filosu, kuzeye ilerleyişi sırasında bir fırtına neticesinde yıkıldı. Roma'yı terk ettikten kısa bir süre sonra hayatını kaybeden Alarik'in defni, dönemin en büyük sırlarından biri haline getirildi. Busento Nehri'nin yatağı geçici olarak değiştirilerek liderlerini oraya gömen Vizigotlar, nehri eski haline döndürdüler. Mezarın yerinin gizli kalması adına, bu işte çalışan tüm işçiler öldürülerek tarihin en gizemli defin törenlerinden biri gerçekleştirilmiş oldu.