Lübnan (Arapça: لُبْنَان, romanize: lubnān), resmî adıyla Lübnan Cumhuriyeti (Arapça: الجمهورية اللبنانية, el-Cumhûriyyetü'l-Lübnâniyye), Batı Asya'da Doğu Akdeniz kıyısında bir Arap ve Orta Doğu ülkesidir. Kuzey ve doğuda Suriye, güneyde İsrail, batıda Akdeniz ile çevrili olan ülkenin ayrıca Kıbrıs ile deniz sınırı bulunmaktadır. Lübnan, Akdeniz Havzası ile Arap Dünyası'nın kesişiminde yer alması nedeniyle zengin bir tarihe sahiptir ve kendine özgü bir kültürel kimlik geliştirmiştir. Tarihteki Fenike uygarlığının vatanı Lübnan ve kıyılarıdır. Ülke pek çok dine ev sahipliği yapmaktadır. Yüzölçümü 10.452 km² olan Lübnan en küçük ülkelerden biridir. Nüfusu yaklaşık 6 milyon, başkenti Beyrut, ulusal ve resmî dili Arapçadır. Fasih Arapçanın yanı sıra günlük hayatta konuşma dili olarak Lübnan Arapçası kullanılmaktadır. Ayrıca Fransızca da resmî olarak tanınır.
Lübnan'da uygarlığa dair en eski kanıtlar yazılı tarihten eskidir ve 7000 yıl önceye aittir. Günümüz Lübnan toprakları 3000 yıl boyunca hüküm süren Fenikelilere ev sahipliği yaptı(~MÖ 3200-MÖ 539). MÖ 64'te Roma İmparatorluğu bölgeyi fethetti, ardından Lübnan imparatorluk içinde Hristiyanlığın merkezlerinden biri oldu. Lübnan Dağı, Maruni Kilisesi'nin doğuşuna sahne oldu. Dört Halife Dönemi'nde bölgenin Müslümanlarca fethinin sonrasında da Maruniler din ve kültürlerini korumaya devam etti. Bununla birlikte yine Lübnan Dağı'nda Dürzîlerin yeni bir dinî grup olarak ortaya çıkması yüzlerce yıl sürecek bir dinî ayrılığa yol açtı. Haçlı Seferleri'nde Maruniler Katolik Kilisesi'yle yeniden bağlantı kurdular ve Kutsal Makam'ı tanıdılar.
Lübnan 16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedildi ve 400 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kaldı. İmparatorluğun I. Dünya Savaşı'nda dağılmasının ardından günümüz Lübnan'ını oluşturan beş vilayet Fransız Suriye ve Lübnan Mandası'nın kontrolüne girdi ve modern Lübnan Cumhuriyeti'nin öncüsü olan Büyük Lübnan bu manda altında kuruldu. II. Dünya Savaşı'nda Üçüncü Fransız Cumhuriyeti'nin Nazi Almanyası tarafından işgal edilmesi bölgedeki Fransız hâkimiyetini zayıflattı. 1943'te Özgür Fransa'dan bağımsızlığını kazanan Lübnan, ana dinî mezheplerin belli siyasi güçlere sahip olduğu konfesyonalist bir hükûmet şekli oluşturdu. 1970'lere kadar Lübnan, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı ve özellikle başkent Beyrut'taki finansal sektörü sayesinde Orta Doğu'nun gelişmiş ülkeleri arasında bulunuyordu. 1975'te ülkedeki çeşitli siyasi ve mezhepsel gruplar arasında patlak veren Lübnan İç Savaşı ülkede istikrarsızlık sürecinin başlangıcı oldu. 15 yıl süren savaş sırasında Lübnan, 1976-2005 yılları arasında Suriye'nin, 1985-2000 arasında ise İsrail'in işgali altında kaldı. Savaşın sonlanmasıyla ekonomiyi canlandırmak ve altyapıyı yeniden inşa etmek için çalışmalar yürütülse de ülkede siyasi parti ve milis hareketi olarak varlığını sürdüren Hizbullah ile İsrail arasındaki savaşlar nedeniyle Lübnan, uzun yıllar boyunca suikastler, ekonomik çöküntü ve siyasi çalkantı yaşadı.
Lübnan gelişmekte olan bir ülkedir. İnsani Gelişme Endeksi'nde petrol zengini Körfez ülkeleri dışında Arap Dünyası'nın en yüksek sıralarında olup 92. sıradadır. Orta-üst gelirli bir ülke olarak sınıflandırılmaktadır. Ancak, likidite krizi ve yolsuzluk ülkede para biriminin çöküşü, siyasi istikrarsızlık, yaygın kıtlık, yüksek işsizlik ve yoksulluk sorunlarına yol açmıştır. Lübnan küçük bir ülke olmasına rağmen, Lübnan kültürü Orta Doğu ve dünyada tanınmaktadır. Ülke Birleşmiş Milletler, Bağlantısızlar Hareketi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Uluslararası Frankofoni Örgütü'nün üyesidir.
Erken Tarihler
Denizci bir topluluk olan Fenikelilerin ana vatanı Lübnan topraklarıdır. Daha sonra bu bölge Asurlular, Bâbilliler, Persler ve Makedonya Krallığı gibi birçok devletin hâkimiyetine girmiştir. Milattan önce 64 yılından itibaren Roma İmparatorluğu'nun yönetimine geçen Lübnan toprakları Suriye Eyaleti'nin bir parçası oldu. Romanın kalıcı olarak ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu tarafında kalmıştır. Lübnan toprakları Roma ve Bizans İmparatorluğu'nun da en hareketli bölgeleri arasında yer almış, Avrasya ticaretinin önemli temas noktalarından birini oluşturan sahil şehirleri İslâm döneminde de aynı işlevini sürdürmüştür.
Orta Çağ
Yermük Savaşı'ndan sonra Müslümanlar günümüz Suriye, Lübnan, Ürdün ve Filistin topraklarına hâkim oldular. Bölge Müslümanlar için ticarî, Hristiyanlar için ise dinî açıdan oldukça önemliydi. Mekkelilerin ticaret kervanlarını Suriye'ye bağlayan yol Lübnan topraklarından geçiyordu. İsâ Sur ve Sayda şehirlerine ayak basmış, havârilerden Aziz Pavlus Sûr'da bir kilise inşa etmişti. Bu nedenle bölge Müslümanlar ve Hristiyanlar arasında hâkimiyet savaşlarına sebep olmuştur.
Abbasilerin zaman içinde zayıflamaları sonucunda merkeze uzak bölgelerdeki valiler bağımsızlıklarını elde etmeye başladılar. Lübnan toprakları 9. yüzyılın son çeyreğinde Tolunoğulları'nın hâkimiyetine geçti. Bölgede yaşanan istikrarsız dönemden sonra Fatımiler üstü gelen taraf oldular.
12. yüzyıl başlarında Lübnan topraklarına giren Haçlılar 1124'te bütün sahil şehirlerini ele geçirdiler. Böylece bugünkü Lübnan toprakları Baalbek ve iç bölgeler haricinde Haçlı yönetimi altına girmiş oldu. Haçlılar döneminde Lübnan üç idari bölüme ayrıldı. Beyrut'un kuzeyinden Trablus'a kadar olan bölge Trablus Kontluğu'na, Beyrut, Sayda ve Sur Kudüs Krallığı'na bağlıydı. Lübnan'ın dağlık iç kesimleri ise Müslümanların hâkimiyeti altında bulunmaya devam ediyordu.
Lübnan'ın güney kısmı Selahaddin Eyyubi, kuzey kısmı ise Kalavun döneminde yeniden Müslümanların idaresine girdi. Daha sonra Memlükler bölgeye hâkim oldu ve bu dönemde sahil şehirleri çoğunlukla Katolik Hristiyanlar tarafından iskân edilmişti. Özellikle Fâtımî hâkimiyetinde Dürzîlik, İsmâilîlik ve Nusayrîlik gibi mezhepler bölgede yaygınlaşmıştı. Memlükler döneminde Lübnan'ın nüfus yapısı Müslümanlar, özellikle de Sünnîler lehinde gelişti. Selçukluların 11. yüzyılda başlattığı bölgeyi Sünnileştirme süreci Memlükler tarafından devam ettirildi.
Lübnan, 1516 yılında Yavuz Selim'in Suriye-Mısır seferi sırasında Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Osmanlı döneminde Beyrut Vilayeti olarak yönetilen bölge Suriye'nin sahil kesiminden Akka'ya kadar olan bölgeyi kapsamaktaydı. Bu devirde bölge kültürel çeşitliliğini korumuş ve ticaret merkezi olmaya devam etmiştir.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!