Açlık grevi, katılımcılarının politik protesto davranışları olarak ya da diğerlerinde suçluluk duygusu yaratmak için genellikle bir yasanın değişmesi gibi belirli özel amaçlarda başarılı olmak için geliştirilmiş şiddet içermeyen bir direniş yöntemidir. Herhangi bir tutum, davranış, uygulama veya olayı benimsemediğini göstermek ya da bazı isteklerini yetkili kişi veya makamlara kabul ettirmek için su, tuz ve şeker dışında vücudun ihtiyaç duyduğu besin maddelerini almayarak aç kalma esasına dayanan bir protesto yöntemidir. Yemek yememe grevidir. 1991 tarihli Malta Bildirgesi'nde açlık grevi, "zihinsel olarak ehliyetli ve kendi iradesiyle açlık grevine karar vermiş kimsenin belirli bir zaman için yiyecek ve/veya
sıvı almayı reddetmesi" şeklinde tanımlanmıştır. Açlık grevi eyleminden farklı olarak, ölüm orucu eyleminde hiçbir gıda alınmaz. Genellikle açlık grevi eylemiyle sonuç alınamadığında, daha etkili bir eylem biçimi olduğu düşünülen ölüm orucu eylemine geçilir. Açlık grevleri süreli veya süresiz şekilde olabilir.

Rusya'da açlık grevleri

Temmuz 1921'de Taganka Hapishanesi'nde hiçbir makul neden olmaksızın tutuklu bulunduklarını ileri süren içlerinde Fanya Baron, Lev Çorni ve İvan Gavrilov gibi isimlerin bulunduğu on üç mahkûm özgür kalma talebiyle açlık grevi başlattı. Daha sonra Eylül ayında Çeka tarafından öldürüldüler.
Sibirya ve Sovyet Rusya'nın çeşitli bölgelerinde 1966'dan 1986'ya kadar tutuklu kalan Kırım Tatarları'ndan Mustafa Cemilev İnsan hakları tarihinde en uzun açlık grevi yapan kişi olarak bilinir. Birden fazla kere çeşitli nedenlerle tutuklanıp, çalışma kamplarına gönderildi. Son tutuklanmasından sonra tahliyesine üç gün kala ailesine gönderdiği mektuplar gösterilerek hakkında tekrar bir dava açıldı. Bunun üzerine yaklaşık on ay (303) gün Sovyetleri protesto etmek için açlık grevii yaptı fakat zorla besleme nedeniyle hayatta kaldı. Daha sonra 1986 Reykjavik Zirvesi'nde Pyotr Grigorenko gibi insan hakları hareketinden isimler serbest bırakılmaları yönünde istekler yaptı.

İngiliz ve Amerikan süfrajetler

20. yüzyılın başlarında İngiliz hapishanelerindeki süfrajetler sık sık açlık grevi yapıyorlardı. Bunlardan ilki 1909 yılında Marion Dunlop tarafından başlatıldı. Yetkililer O'nun bir kahraman olmasını istemedikleri için serbest bıraktılar. Diğer süfrajetler de açlık grevine başladılar. İngiliz yetkiler tarafından, süfrajetlerin şiddetin bir türü olarak gördükleri zorla besleme uygulaması başladı. Mary Clarke, Jean Hewart, Katherine Fry ve birkaç kişi daha zorla beslenmekten öldü.
1913'te Mahkûmların Geçici Tahliye yasası (Kedi ve Fare yasası olarak bilinir) değiştirildi. Açlık grevleri tolere edildi fakat mahkûmlar hastalandıklarında serbest bırakıldılar. İyileştiklerinde ise cezalarını tamamlamak için tekrar hapishaneye gönderildiler. İngiliz meslektaşları gibi Amerikalı süfrajetler de politik bir protesto yöntemi olarak açlık grevini kullandı. Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nın 19. ek maddesinin değiştirilmesi