Macaristan Halk Cumhuriyeti (Macarca: Népköztársaság), Macaristan'ın 1949'dan 1989 yılına kadar yani Sovyetler Birliği'nin rehberliğindeki komünist dönemde kullanılan resmi ismiydi. Komünizme karşıt geniş hareketin yapıldığı ilk yer Macaristan Halk Cumhuriyeti'dir (1956 Macaristan ayaklanması). Bu hareketteki Macarlar özgürlük, demokrasi ve politik baskıya son verilmesini talep ediyorlardı. Kızıl Ordu'nun ülkeye müdahalesi ile hareketin liderleri öldürüldüler. Devlet, 1989 yılına kadar varlığını sürdürdü. 1989 yılında rejime karşı güçler birleşerek komünist rejime son verilmesine zorladılar. Macaristan Halk Cumhuriyeti kendini Macar Sovyet Cumhuriyeti'nin vârisi olarak görmekteydi. Macar Sovyet Cumhuriyeti 1919'da kurulan ve Sovyet Rusya'dan sonraki ikinci komünist devlettir.

Tarih

Şubat 1947 barış antlaşmasıyla Macaristan, 1938'deki sınırlarına çekildi. Ateşkesten sonra geniş çaplı bir toprak reformu gerçekleştirildi. Kasım 1945 seçimlerinde başarı kazanan Küçük Toprak Sahipleri Partisi'nin başkanı Zoltán Tildy, Şubat 1946'da yeni kurulan Macaristan Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı oldu. 1946'da madenler, ağır sanayi işletmeleri ve bankalar ulusallaştırıldı. Ağustos 1949'da kabul edilen yeni anayasa ile Macaristan bir halk cumhuriyeti oldu. Ülkede ağır sanayi yatırımlarına ağırlık veren geniş bir değişim bir süreci başladı. 1949'da Karşılıklı İktisadi Yardım Konseyi (COMECON) ve Varşova Paktı'na üye oldu. 1956'da patlak veren gösteri ve direnişler, önce İmre Nagy'nin sonra da onun yerine başbakan olan János Kádár'ın SSCB birliklerinden yardım istemesiyle bastırılabildi. Bu tarihten sonra Macaristan'ın ekonomik gelişmesi hızlandı. Dış ticareti arttı ve yaşam düzeyi yükseldi.
1980'li yılların başlarında ekonomik bunalım Macaristan'ın dışa açılmasını hızlandırdı. Gerçek ücretler hızla düşerken devletin çeşitli mallara uyguladığı sübvansiyonu kaldırmasıyla fiyatlar hızla yükseldi (1985). 1986 sonunda ücretlerin dört ay için dondurulmasına gidildi. Nisan 1987'de ücretlerdeki sınırlamalar kaldırılarak kişilerin ve kurumların verimliliği ile orantılı olarak saptanmasına karar verildi. Ekonominin içine girdiği dar boğaz hükûmette de değişmelere yol açtı. György Lázár'ın yerine Károly Grósz başbakanlığa getirildi. Yeni başbakan tüm şimşekleri üzerine çekme pahasına bir istikrar programını uygulamaya koydu. Bu programıyla üretimde verim artışı, özel sektörün genişletilmesi ve ücret politikalarını ekonomik kurumların kendilerini belirlemesi ilkeleri getirildi. Ayrıca yeni gelir vergisi ile katma değer vergisi uygulamalarına geçildi. 1988'de yapılan Komünist Parti Birinci Ulusal Konferansı'nda Grósz, János Kádár'ın yerine parti genel sekreterliğine seçildi. Kádár, yeni oluşturulan parti başbakanlığına getirildi. Bu arada ülkede Sovyetler Birliği'nde başlayan yenileşme ve açıklık politikasına paralel demokratikleşme eğilimleri başgöstermeye başladı. Aralık 1988'de çok partili bir sisteme doğru atılan adımlar yoğunlaştı. 1989 başında komünistlerin zora başvurarak gelişen toplumsal muhalefeti sindiremeyeceği açıklık kazandı. Bunun sonucu olarak da ilkbahara doğru birçok yeni siyasal parti ortaya çıktı. Sonunda Macar Sosyalist İşçi Partisi yönetimi, muhalif gruplar ve demokrasiye geçişi amaçlayan partiler bir araya gelerek Muhalefet Yuvarlak Masası'nı oluşturdular. Yuvarlak Masa görüşmeleri sonunda Macaristan'da genel oyla seçilmiş bir yasama meclisinin oluşturulmasına, ülkenin demokratik bir cumhuriyete dönüştürülmesine karar verildi. Cumhurbaşkanının yetkileri sınırlı olacaktı. Ayrıca bir de anayasa mahkemesi bulunacaktı. Parlamento aralık içinde kendini feshederek 25 Mart 1990 tarihinde seçimlere gitmeye karar verdi.

Yönetim

1972'de değişikliğe uğrayan 1949 Anayasası'na göre Macaristan bir halk demokrasisiydi. Dört yılda bir yenilenen Millet Meclisi Diet, devletin en yüksek organıydı. Meclis devlet başkanlığı konseyi'ni seçerdi. Konseyi kolektif devlet başkanlığı görevini yürütür ve Meclise'e karşı sorumluydu.