Afganistan, resmî adıyla Afganistan İslam Emirliği, Orta Asya ve Güney Asya'nın kesiştiği noktada yer alan ve denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Doğu ve güneyde Pakistan, batıda İran, kuzeybatıda Türkmenistan, kuzeyde Özbekistan, kuzeydoğuda Tacikistan ve kuzeydoğu ve doğuda Çin ile komşudur. 652.864 kilometrekarelik bir alanı kaplayan ülke, Hindukuş Sıradağları tarafından ayrılan kuzey ve güneybatıdaki ovalarla ağırlıklı olarak dağlıktır. Kâbil ülkenin başkenti ve en büyük şehridir. Dünya Nüfus incelemesine göre, 2023 yılı itibarıyla Afganistan'ın nüfusu 43 milyondur. Afganistan Ulusal İstatistik Bilgi Kurumu, 2020 yılı itibarıyla nüfusun 32,9 milyon olduğunu tahmin etmektedir.
Afganistan'da insan yerleşimi Orta Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Halk arasında İmparatorluklar Mezarlığı olarak anılan bu topraklar, Persler, Büyük İskender, Maurya İmparatorluğu, Müslümanlar, Moğollar, İngilizler, Sovyetler Birliği ve ABD liderliğindeki koalisyon da dahil olmak üzere çok sayıda askeri sefere tanıklık etmiştir. Afganistan aynı zamanda Grek-Baktriyalılar ve Babürlülerin ve diğerlerinin büyük imparatorluklar kurmak için yükseldikleri bir kaynak olmuştur. Hem İran hem de Hint kültür alanlarındaki çeşitli fetihler ve dönemler nedeniyle bölge Zerdüştçülük, Budizm, Hinduizm ve daha sonra İslam için bir merkez olmuştur. Modern Afganistan devleti 18. yüzyılda Durrani Afgan İmparatorluğu ile başlamıştır, ancak Dost Muhammed Han bazen ilk modern Afgan devletinin kurucusu olarak kabul edilmektedir. Afganistan, Britanya İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu arasındaki Büyük Oyun'da bir tampon devlet haline gelmiştir. İngilizler Hindistan'dan Afganistan'a boyun eğdirmeye çalışmış ancak Birinci İngiliz-Afgan Savaşı'nda püskürtülmüştür; İkinci İngiliz-Afgan Savaşı'nda ise İngilizler zafer kazanmıştır. 1919'daki Üçüncü İngiliz-Afgan Savaşı'nın ardından Afganistan yabancı siyasi hegemonyadan kurtuldu ve 1926'da bağımsız Afganistan Krallığı olarak ortaya çıktı. Bu monarşi 1973 yılında Zahir Şah'ın devrilmesine ve ardından Afganistan Cumhuriyeti'nin kurulmasına kadar neredeyse yarım yüzyıl sürmüştür.
1970'lerin sonlarından bu yana Afganistan'ın tarihine darbeler, işgaller, isyanlar ve iç savaşlar da dahil olmak üzere kapsamlı savaşlar hakim olmuştur. Çatışma, 1978'de komünist bir devrimin sosyalist bir devlet kurmasıyla başladı (kendisi de 1973'teki bir darbenin ardından kurulan diktatörlüğe bir yanıttı) ve ardından gelen çatışmalar Sovyetler Birliği'nin 1979'da Afganistan'ı istila etmesine neden oldu. Mücahitler, Sovyet-Afgan Savaşı'nda Sovyetlere karşı savaştı ve Sovyetlerin 1989'da çekilmesinin ardından kendi aralarında savaşmaya devam ettiler. Taliban 1996'ya kadar ülkenin büyük bölümünü kontrol etti, ancak Afganistan İslam Emirliği 2001'de ABD'nin Afganistan'ı istilasıyla devrilmeden önce çok az uluslararası tanınırlığa sahipti. Taliban, Kabil'i ele geçirdikten sonra 2021'de iktidara geri döndü ve 2001-2021 savaşını sona erdirdi. Taliban hükûmeti uluslararası alanda tanınmamaya devam ediyor.
Afganistan lityum, demir, çinko ve bakır gibi doğal kaynaklar bakımından zengindir. Kenevir reçinesinin en büyük ikinci, safran ve kaşmirin ise en büyük üçüncü üreticisidir. Ülke, Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatının bir üyesi ve İslam İşbirliği Teşkilatının kurucu üyesidir. Afganistan, İnsani Gelişme Endeksi'nde 180. sırada yer alarak dünyanın en az gelişmiş ülkeleri arasında yer almaktadır. Afganistan'ın gayrisafi yurt içi hasılası (GSYH) satın alma gücü paritesine göre 81 milyar dolar, nominal değerlere göre ise 20,1 milyar dolardır. Kişi başına düşen GSYH, 2020 itibarıyla en düşük ülkeler arasındadır.

Etimoloji

"Afgan" adı, bazı bilginlere göre, Hindukuş bölgesinin eski sakinleri olan Aśvakan veya Assakan adından türetilmiştir. Aśvakan kelime anlamı, "atlılar", "at yetiştiricileri" veya "süvariler" anlamına gelir. Tarihsel olarak, Afgan etnik adı, etnik Peştunlar için kullanılmıştır. Afgan adının Arapça ve Farsça biçimi ilk olarak 10. yüzyıl coğrafya kitabı Hudûd el-âlem'de onaylanmıştır. Adın son kısmındaki "-stan", Farsçada "-yeri" anlamına gelen bir ektir. Bu nedenle, "Afganistan", tarihsel anlamda "Afganların ülkesi" veya "Peştunların ülkesi" anlamına gelir.

Tarih öncesi ve Antik Çağ

Arkeolojik kazılarda paleolitik, mezolitik, neolitik, bronz ve demir çağlarına ait tipik eserlere rastlanan Afganistan topraklarında, kentsel yaşamın MÖ 3000 ile MÖ 2000 yılları arasında başlamış olabileceği değerlendirilmektedir. Afganistan'da Ahameniş hakimiyeti II. Kiros tarafından MÖ 6. yüzyılda kurulmuş ve I. Darius tarafından güçlendirilmiştir. Bu siyasi varlık Büyük İskender'in Afganistan fetihlerine kadar hüküm sürmüştür.

Büyük İskender'in Keyânîler'i yıkması ile Makedonyalılar Afganistan topraklarında hüküm sürmeye başlamıştır. İmparatorluk parçalandıktan sonra oluşmuş Selefkî İmparatorluğu'nda ayrılmış Grek-Baktriya Krallığı Afganistan'da hüküm sürmüştür. Son Grek Kral Hermaeus, MS 45 yılına doğru Kuşanlar'ın egemenliğini kabul etmiştir. Bu döneme kadar yaklaşık iki yüz yıl, küçük Yunan prenslikleri, Yüeçiler'in baskısı ile kuzeyden güneye sürülerek Afganistan'ın büyük bir kısmını işgal eden İskitler ve işgalci diğer kavimlerle beraber yaşamışlardır. Hint-İskitler Afganistan'dan Hindistan'a Baltistan, İran'a Herat üzerinden yürümekle birlikte bugün Sistan olarak anılan o zamanki “Drangiana” bölgesini ele geçirmişlerdir. İskitler ayrıca Büyük İskender'in haleflerinden bir Yunan prensin elindeki Baktriya'yı işgal etmişlerdir. Ancak Yüeçiler'in baskısı devam edince buradan da çıkmak zorunda kalmışlardır.

Sistan (Sakastana) bölgesindeki İskitler üzerinde önemli etkiler bırakan Part İmparatorluğu, Baktriya Devleti'nin kurulduğu dönemlerde Kuzey İran'da siyasi bir varlık olarak ortaya çıkmıştır. Yüeçiler MÖ 140 yılında Kuşanların liderliğinde Baktria bölgesi ele geçirerek egemenlikleri altına almaları sonucu bölgenin etnik ve kültürel yapısı bu yeni katılımla daha da zenginleşmiştir. Yüeçiler'in beş kolundan biri olan Kuşanlar, diğer Yüeçi prenslikleri üzerinde hakimiyet kurduktan sonra Afganistan'da bulunan rakip devletleri MÖ 50 ile MS 50 yılları arasında etkisiz hale getirmeyi başarmışlardır. Kuşanlar, Part İmparatorluğu'na boyun eğdirmiş ve Kâbil'i de ele geçirmişlerdir. Kuşan hakimiyet alanı I. Kaphidies zamanında Afganistan'ı da içine alacak şekilde Parthia ülkesinden Ganj Nehri'ne kadar, kuzeyde ise Soğdiana'ya kadar genişlemiştir. Bugünkü Bagram şehri ise iki bin yıl önce Kuşanlar'a başkentlik yapmıştır.

Kuşanlardan sonra Ak Hunlar 460 yılı civarında, Hazar Denizi'nden başlayan ve doğuya doğru Kuzey Afganistan'ı da içine alan bir devlet kurmuşlardır. Bölgenin Ak Hun hakimiyetine girmesine kadar devam eden dönem, Afganistan'da İran ve Hindistan nüfuz mücadelesi dönemi olmuştur. Bu dönemde Partların etkisi tamamıyla ortadan kalkmış ve onların yerini Sasaniler almıştır. Kuşanların Afganistan'daki hakimiyeti 5. yüzyıl sonuna doğru Sasanilerle mücadele eden Akhunların bölgeyi istila etmelerine kadar sürmüştür. Akhunların güçlenmesi ile etkisizleşen Kuşan beyleri ise "Şahi" ünvanı ile Müslümanların Afganistan topraklarında görülmeye başladıkları 880 yılına kadar Kâbil'de hüküm sürmeye devam etmişlerdir.