Sened-i İttifak (Osmanlıca: سند إتّفاق, romanize: Sened-i ʾİttifâḳ; 29 Eylül 1808), Osmanlı Sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa tarafından hazırlanan, Rumeli ve Anadolu âyanlarının İstanbul'da toplanarak katılım sağladığı, anayasal nitelikler taşıyan bir antlaşmadır.
Anayasa hukukçuları, Türk tarihindeki ilk anayasal belge olarak genellikle 'Sened-i İttifak'ı kabul etmekte ve Türkiye'deki anayasacılık hareketlerinin bu belgeyle başladığını belirtmektedirler. Bazı tarihçilere göre bu belge, devlet iktidarını sınırlandırmayı amaçlayan bir girişim olarak 1215 yılında İngiltere'de kabul edilen Magna Carta ile karşılaştırılmaktadır. Ancak Shaw ve Berkes gibi önemli tarihçiler, Sened-i İttifak'ın Türkiye'deki anayasal düzenin ve demokrasinin gelişiminde iddia edilen kadar belirleyici bir rol oynamadığını ifade etmektedirler.
Sened-i İttifak'ı hazırlayan şartlar
1807 yılında meydana gelen Kabakçı Mustafa İsyanı'yla III. Selim tahttan indirilmiş ve yerine IV. Mustafa geçirilmiştir. III. Selim'in ıslahat düzenlemeleri kaldırılmış, özellikle de Nizam-ı Cedid ordusu dağıtılmıştır. Bunun üzerine, Rusçuk âyanı Alemdar Mustafa Paşa, III. Selim'i tekrar tahta çıkarmak amacıyla İstanbul'a yürümüştür. Alemdar'ın askerleri sarayı kuşatmışken, tahtını kurtarmak isteyen IV. Mustafa, III. Selim'i öldürtmüştür. Kardeşi veliaht Şehzade Mahmud'un idamını da emretmiştir. Fakat Şehzade Mahmud, Cevri Kalfa'nın yardımıyla cellatlardan kaçmayı başarmıştır. Bunun üzerine Alemdar, askerleriyle saraya girip Şehzade Mahmud'u tahta geçirmiştir. Şehzade, Sultan II. Mahmud olurken Alemdar Mustafa Paşa da Osmanlı Devleti'nin sadrazamı olmuştur.
Bu devirde, Osmanlı Devleti'nin merkezî otoritesi taşrada büyük ölçüde etkisizdir. Rumeli, Anadolu ve Mısır gibi eyaletlerde Âyanlar kendi aralarında âdeta bağımsız idareler kurmuşlardır. Bununla birlikte, 18. yüzyılın başından beri zenginleşen Rumeli topraklarında nüfuzlu toprak beyleri ortaya çıkmıştır. Bu şartlarda, Alemdar Mustafa Paşa, padişahın ve merkezî devletin otoritesini sağlamak için güçlü âyanlarla bir anlaşma yapmayı ilk çare olarak görmüştür.
Alemdar Mustafa Paşa bu maksatla valileri ve meşhur âyanları başkentte "meşveret-i ammeye" davet etmiştir. Âyanların pek çoğu davete icabet etse de Arnavutluk'taki Tepedelenli Ali Paşa gibi bazı büyük âyanlar bu davete gelmemişlerdir. 29 Eylül 1808'de merkezî devletin ileri gelenleriyle âyanlar arasında yapılan meşveret sonucunda Sened-i İttifak denilen belge ortaya çıkmıştır. Bu belgeyi imzalayanlar arasında vezirler, diğer üst düzey devlet yöneticileri, askerî ocak temsilcileri ve bazı âyanlar vardır. Belge, II. Mahmud tarafından onaylanmıştır.
İçeriği
Bir giriş, yedi şart ve bir zeyil bölümü bulunan Sened-i İttifak'ın giriş bölümünde, Osmanlı devlet düzeninin bozulduğu, devlet otoritesinin sarsıldığı ve bu durumun taraflarca gözlemlendiği, devletin kuvvetlenmesi gayesiyle bu toplantının yapıldığı ve sonunda bu anlaşmaya varıldığı yazılmıştır
Sened-i İttifak, Osmanlı tarihinde merkezî otoritenin yetkilerini sınırlayan ve anayasal nitelik taşıyan ilk belge olarak kabul edilmektedir. 1808 yılında, II. Mahmud döneminde, âyanlar ile devletin merkezî yöneticileri (vükela ve rical) arasında imzalanan bu belge ile meşrutiyet anlayışına geçiş sürecinde önemli bir adım atıldığı genel çevrelerce kabul edilmektedir.
Belgeye göre, âyanlar, sadrazamdan gelen emir ve yasaklara, padişahın mutlak vekili sıfatıyla uymakla yükümlüdür. Ancak sadrazamlık makamından kaynaklanan kanun dışı, rüşvet ve yolsuzluk içeren ya da devlete zarar verecek uygulamaların ortaya çıkması hâlinde senedi imzalayan âyanlar, bu tür işlemlere karşı durma ve müdahalede bulunma hakkına sahiptir.
Sened-i İttifak, taraflar arasında karşılıklı kefalet esasına dayanmaktadır. Âyanlar ile merkezî yöneticiler, birbirlerinin şahıslarını ve ailelerini güvence altına almayı taahhüt etmişlerdir. Belgeye aykırı bir durum ispat edilmedikçe, herhangi bir âyana yönelik devlet veya taşra görevlilerince gerçekleştirilecek saldırılara karşı, tarafların birlikte hareket etmesi ve saldırıyı bertaraf etmesi öngörülmüştür.
Ayrıca, Sened-i İttifak'ta halkın (reaya) korunması temel ilkeler arasında yer almakta, zulüm yapanların cezalandırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Taşradaki hanedanlar, kendi idareleri altındaki âyanları ve ileri gelenleri korumakla yükümlü kılınmıştır. Bununla birlikte, âyanların, yönetimleri altındaki bölgelerde halkın güvenliğini sağlama, vergi toplarken adaletten sapmama ve aşırılıklardan kaçınma sorumluluğu da açık bir biçimde hükme bağlanmıştır.
Sened-i İttifak, bir zeyil ile sona ermektedir. Burada, senedin devamlı olarak uygulanabilmesi için bundan sonra sadrazam ve şeyhülislam olacak kişilerin makamlarına geçer geçmez bu senedi imzalamaları öngörülmektedir. Ayrıca Sened-i İttifak'ın içerdiği koşulların sürekliliğini bizzat padişahın denetleyeceği öngörülmüştür.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!