Osmanlı-Avusturya Savaşları ve Yeniden Kazanma Hedefi

1716-1718 yıllarını kapsayan Osmanlı-Avusturya Savaşı, imparatorluğun Karlofça Antlaşması ile yitirdiği toprakları geri alma arzusunun bir yansımasıdır. Kanuni Sultan Süleyman döneminden bu yana süregelen Macaristan üzerindeki hakimiyet mücadelesi, bu çatışmaların temelini oluşturmuştur. 1699 Karlofça Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu adına ağır bir darbe olmuş ve Mora ile Macaristan topraklarının kaybına yol açmıştır. Ancak 1711 yılında Rusya karşısında kazanılan Prut zaferi, devletin kendine olan güvenini tazelemiş, Sadrazam Silahdar Damad Ali Paşa ise kaybedilen toprakların geri alınması amacıyla diplomatik ve askeri bir strateji izlemiştir.

Savaşın Patlak Vermesi ve Petrovaradin Muharebesi

Osmanlı İmparatorluğu'nun Venedik'ten Mora'yı geri alması, Avusturya tarafından Karlofça Antlaşması'nın bir ihlali olarak değerlendirilmiş ve bu durum tansiyonu yükseltmiştir. Avusturya'nın Venedik ile ittifak yenilemesi ve Mora'nın iadesini talep etmesi üzerine, Osmanlı İmparatorluğu bu çağrıyı reddederek 24 Nisan 1716 tarihinde savaşı başlatmıştır. İki ordu, 5 Ağustos 1716'da günümüz Sırbistan topraklarındaki Petrovaradin mevkiinde karşı karşıya gelmiştir.

Sadrazamın Şehadeti ve Yenilgi

Savoy Prensi Eugen liderliğindeki 76.000 kişilik Avusturya ordusuna karşı, Sadrazam Silahdar Damad Ali Paşa yönetimindeki 150.000 kişilik Osmanlı kuvvetleri harekete geçmiştir. Savaş sırasında sağ kanat komutanı Ahmed Paşa'nın şehit düşmesiyle düzen bozulmaya başlamıştır. Ordunun dağılmasını engellemek için bizzat ön saflara atılan Sadrazam Silahdar Damad Ali Paşa, alnından aldığı kurşun yarasıyla hayatını kaybetmiştir. Sadrazamın ölümü askerler arasında büyük bir moral çöküntüsü yaratmış ve Osmanlı ordusu için bu muharebe ağır bir mağlubiyetle sonuçlanmıştır.

Belgrad'a Uzanan Kayıplar

Petrovaradin'deki mağlubiyetin ardından Osmanlı yönetimine Hacı Halil Paşa getirilmişse de, Prens Eugen ilerleyişini sürdürmüştür. 20 Ekim 1716'da stratejik öneme sahip Tameşvar Kalesi düşmüş, ardından gözler Belgrad'a çevrilmiştir. Saadet Giray Han'ın Kırım atlıları ile Hacı Halil Paşa'nın birliklerinin gerçekleştirdiği yardım girişimi de sonuç vermemiş; 20.000 kişilik büyük bir kayıpla kuşatma kırılamamıştır. 18 Ağustos 1717 tarihinde Prens Eugen'in Belgrad'a girmesiyle birlikte, bu kritik bölge de Avusturya'nın eline geçmiştir.