Otuz Yıl Savaşı ya da Otuz Yıl Savaşları, çoğunlukla Kutsal Roma İmparatorluğu'nun sınırları içerisinde 1618'den 1648'e dek sürmüştür. Avrupa tarihinin en yıkıcı savaşlarından birisi olan savaş sonucunda tahminen 4,5 ila 8 milyon arasında kişi ölmüştür ve Almanya'nın kimi bölgelerinde %50'nin üzerinde nüfus düşüşü olmuştur. Seksen Yıl Savaşı, Mantova Veraset Savaşı, Fransız-İspanyol Savaşı ve Portekiz Restorasyon Savaşı da Otuz Yıl Savaşı ile bağlantılı savaşlardır.
20. yüzyıla kadar, 16. yüzyıl Reformasyonu ile başlayan Alman mezhep mücadelesinin bir parçası olarak görülüyordu. 1555 Augsburg Barışı, İmparatorluğu Lüterci ve Katolik devletlere böldü ancak sonraki 50 yıl boyunca Protestanlığın anlaşılan sınırların ötesine yayılması, İmparatorluk otoritesini istikrarsızlaştırdı. Din ve mezhep, savaşı başlatan önemli bir faktör olmasına karşın tarihçiler bu mücadelenin Avusturya ve İspanya'da hakimiyet süren Habsburglar ile Fransa'nın Bourbon Hanedanı arasındaki Avrupa hakimiyeti rekabetin sonucunda çıktığına inanıyorlar.
Savaş, 1618'de II. Ferdinand'ın Bohemya Kralı görevinden alınması ve yerine Pfalz Elektörü V. Frederick'in geçmesiyle başladı. Bohemya İsyanı çabucak bastırılmış olsa da savaş, Hollanda Cumhuriyeti ve İspanya arasındaki Seksen Yıl Savaşları'na katılan ve burada stratejik önemi anlaşılan Pfalz'a doğru genişledi. Danimarka Kralı IV. Christian ve İsveç Kralı Gustaf Adolf gibi hırslı yabancı liderler de İmparatorluk içinde bulunan toprakları olduğu için çeşitli aralıklarla savaşa katıldılar. Dış müdahaleler, başta bir iç hanedan-veraset anlaşmazlığı olarak başlayan şeyi, Avrupa çapında ve çok daha yıkıcı bir savaşa dönüştürdü.
Savaşın 1618'den 1635'e dek süren ilk kısmında, öncelikle Kutsal Roma İmparatorluğu'nun Alman prensleri arasında, dış güçlerin de destekleyici bir rol oynadığı bir iç savaştı. 1635'ten sonra İmparatorluk, İsveç ve Fransa'nın İspanya ile müttefik olan İmparator III. Ferdinand'ın arasındaki daha büyük bir savaşa dönüştü. Savaş, hükümleri Bavyera ve Saksonya gibi devletlere İmparatorluk içinde daha fazla özerklik ve Hollanda'nın bağımsızlığının İspanya tarafından kabul edilmesini sağlayan 1648 yılındaki Vestfalya Barış Antlaşması ile bitti. Savaş, Habsburgları Fransa karşısında zayıflatırken Avrupa güç dengesini değiştirdi ve XIV. Louis'nin zaferlerinin önünü açtı.

Savaşın yapısal kökeni

1552 Passau Barışı, Kutsal Roma İmparatorluğu'ndaki Protestanlar ve Katolikler arasındaki Schmalkaldik Savaşı'nı sona erdirirken; 1555 Augsburg Barışı, mevcut sınırları sabitleyerek gelecekteki savaşları önlemeye çalıştı. "Cuius regio, eius religio" ilkesine göre, devletler ya o zamanlar Protestanlığın en yaygın biçimi olan Lüterciydi ya da yöneticilerinin dininden dolayı Katolikti. Diğer maddeler, Donauwörth gibi şehirlerdeki önemli dini azınlıkları korudu ve Passau'dan bu yana Katolik Kilisesi'nden alınan mülklerin Lütercilerin mülkiyetinde olduğu onaylandı.
Augsburg Barışı, Protestanlığın 1555 sınırlarının ötesine daha önce Katolikliğin egemen olduğu bölgelere yayılmasıyla baltalandı. Ayrıca, Augsburg'a göre tanınmayan diğer Reform sonucu doğmuş inançlar, özellikle de hem Lüterciler hem de Katolikler tarafından düşmanca gözle bakılan Kalvinizm'in de giderek büyümesi yeni bir çatışma ortamı yaratıyordu. Daha sonra, dinin yerini ekonomik ve politik hedefler aldı. Lüterci Saksonya, Danimarka-Norveç ve İsveç, Baltık ticareti konusunda hem birbirleriyle hem de Kalvinist Brandenburg ile rekabete başladı.
Bu sorunları yönetmek, İmparatorluğun parçalanmış doğası ve Almanya, Aşağı Ülkeler, Kuzey İtalya ve modern Fransa'daki Alsas ve Franche-Comté'ye yayılmış 300 İmparatorluk devletini içeren temsili kurumlar nedeniyle oldukça zordu. Bunların boyutları ve önemleri Kutsal Roma İmparatoru seçimlerine oy veren yedi Elektör prensten prens-başpiskoposlara ve Hamburg gibi özgür imparatorluk şehirlerine kadar uzanıyordu. Buna ek olarak her biri savunma ve vergilere odaklanan ve genellikle özerk organlar olarak faaliyet gösteren bir İmparatorluk çemberine aitti. Üstlerinde ise 1663'ten önce düzensiz bir şekilde toplanan ve öncelikle yasalardan ziyade bir tartışma meclisi olan İmparatorluk Diyeti bulunuyordu.
İmparatorlar seçimle gelmesine rağmen 1440'tan beri İmparator Habsburg ailesinin bir üyesinden oldu. İmparatorluk içerisindeki en büyük toprak sahibiydiler ve Avusturya Arşidüklüğü, Bohemya ve Macaristan da dahil olmak üzere sekiz milyondan fazla insanı içeren bölgeleri yönettiler. Habsburg imparatorları ayrıca İspanya'ya da ayrı bir tüzellik verene kadar 1556'ya kadar yönettiler. İspanya, Milano Dükalığı da dahil olmak üzere İmparatorluk çıkarlarını korudu ve ailenin iki kolu sıklıkla işbirliği yaptı fakat hedefleri her zaman aynı değildi. İspanyol İmparatorluğu, Hollanda'yı, Milano'yu, Napoli Krallığı'nı, Filipinleri ve Amerika'nın çoğunu yöneten küresel bir deniz kuvvetiydi. Avusturya ise Almanya'da ve Osmanlı İmparatorluğu'na karşı doğu sınırında üstün bir konum elde etmeye çalışan kara kökenli bir güçtü.
Augsburg'dan önce, mezhep birliği, güçlü bir merkezi otoritenin eksikliğini telafi ediyordu. İlk çatlaklar oluşmaya başladığında imparatorluğu daha da zayıflatmak isteyenler için fırsat doğdu. Bunlar içerisinde Lüterci Saksonya ve Katolik Bavyera gibi hırslı İmparatorluk devletleri ile Kuzey, Güney ve Pireneler boyunca sınırlarında Habsburg varlığıyla karşı karşıya kalmış Fransa da vardı. Bir diğer sıkıntı da birçok yabancı hükümdarın aynı zamanda İmparatorluk prensleri olması ve onları kendi iç anlaşmazlıklarına dahil etmesiydi. Örneğin Danimarka Kralı IV. Christian, 1625'te savaşa Holstein Dükü olarak katılmıştı.

Arka plan: 1556-1618

Kimi anlaşmazlıklar, hükümdarlarının Kalvinist olmasına yol açan 1583-1588 Köln Savaşı gibi tam ölçekli savaşlarla sonuçlandı. Donauwörth'deki 1606 Bayraklar Savaşı gibi ufak olaylar daha yaygındı, Lüterci çoğunluk Katolik dini alayını engellemesiyle ayaklanmalar patlak verdi. İmparator Rudolf, Bavyera Elektörü Maximilian'ın Katolikler adına müdahalesini onayladı. Karşılığında ise şehri ilhak etmesine izin verildi ve Augsburg'da kararlaştırıldığı gibi şehrin resmi dini Lütercilikten Katolikliğe dönüştü.

Şubat 1608'de İmparatorluk Diyeti açıldığında hem Lüterciler hem de Kalvinistler, Augsburg'da anlaşılan sınırlara resmi olarak yeniden dönmek üzere birleştiler. Bunun üzerine Habsburg varisi Arşidük Ferdinand, mahkemenin daha önce verdiği kararları dikkate almadan 1555'ten beri Katolik kilisesinden alınan tüm mülklerin derhal geri verilmesini istedi. Bu talep ile tüm Protestanlar tehdit edildi ve Diyet felç oldu, ayrıca İmparator tarafsızlığı algısı da ortadan kalkmış oldu.
Merkezi otoriteye olan inancın kaybolması üzerine şehirlerin ve yöneticilerin tahkimatlarını ve ordularını güçlendirmeye başlaması anlamına geliyordu, bu dönemde dışarıdan gelen gezginler, bu dönemde artan Alman militarizasyonu hakkında çeşitli gözlemlerde bulunmuşlardır. Gerilim, 1608'de, Pfalz Elektörü IV. Frederick'in Protestan Birliği'ni kurması ve Maximilian'ın Temmuz 1609'da Katolik Ligi'ni kurarak karşılık vermesiyle daha da büyüdü. Her iki birlik de öncelikle liderlerinin güç ve hırslarını desteklemek için kuruldu fakat Jülich Veraset Savaşı'nda her iki tarafın varlığı İmparatorluk içindeki tansiyonu daha da artırdı. Bazı tarihçiler, Jülich Veraset Savaşı'nın Otuz Yıl Savaşı'nın başlangıcı olduğunu söylüyorlar. Savaş, İspanya ve Avusturya'nın Katolik adayı, Fransa ve Hollanda Cumhuriyeti'nin Protestan adayı desteklemesi üzerine çıktı.

Dış güçler, İspanya ve Hollanda Cumhuriyeti arasındaki Seksen Yıl Savaşları'nı durduran 1609 12 Yıllık Ateşkes'inin de imzalanmasıyla bir Alman iç anlaşmazlığına dahil oldular. Hollanda ve İspanya arasındaki savaş yeniden başlamadan önce, İspanyol Hollandası komutanı Ambrosio Spinola'nın İtalya'daki Habsburg topraklarını Flandre'ye bağlayan İspanyol Yolu adlı karayolunu güvence altına alması gerekiyordu. Bu sayede, Hollanda donanmasının güçlü olduğu deniz yerine askerleri ve malzemeleri kara yoluyla taşımasına izin veriyordu. 1618 yılında İspanya tarafından kontrol edilmeyen tek kısım Pfalz Elektörlüğü'ydü.

İmparator Matthias'ın çocuğu olmadığı için Temmuz 1617'de İspanya kralı III. Felipe, Ferdinand'ın Bohemya ve Macaristan kralı olarak seçilmesini desteklemeyi kabul etti. Buna karşılık Ferdinand, Kuzey İtalya ve Alsas'da İspanya'ya ayrıcalıklar verecekti ve Hollanda'ya karşı yapacakları saldırıları destekleyecekti. Bu taahhütleri yerine getirmek için Kutsal Roma İmparatoru olarak da seçilmesi gerekiyordu. Rakiplerinden birisi, kendisine ait olduğunu düşündüğü bir bölgede İspanyol etkisinin artmasına karşı çıkan ve adaylığını desteklemek için Saksonya ve Pfalz ile bir koalisyon oluşturmaya çalışan Bavyeralı Maximilian'dı.
Üçüncü bir aday, 1610'da babasının yerine geçen ve daha sonra 1613'te İngiltere Kralı I. James'in kızı Elizabeth Stuart ile evlenen Kalvinist Pfalz Elektörü V. Frederick'ti. Elektörlerin dördü Katolik, üçü Protestandı. Bir oyun değişmesiyle Protestan bir İmparator seçilebilirdi. Ferdinand, 1617'de Bohemya kralı seçildiğinde Bohemya'nın seçim oyu kontrolünü de ele geçirdi. Bununla birlikte muhafazakar Katolik olması, haklarının ellerinden alınması endişesi taşıyan Protestan soylular arasında onu sevilmeyen adam yaptı. 1618 Mayıs'ında bütün bu faktörlerin birleşmesiyle Bohemya İsyanı ortaya çıktı.