Belgrad'ın Fethi, Macaristan Krallığı'nın elinde bulunan Belgrad'ın (o dönemdeki adı Nándorfehérvár) Temmuz 1521'de, Osmanlı İmparatorluğu tarafından kuşatılmasıyla başlayan ve 29 Ağustos 1521'de fethiyle sona eren süreçtir.
I. Süleyman'ın 1520 Eylül'ünde Osmanlı Padişahı olmasının ardından Macaristan Kralı II. Lajos'a gönderdiği Behram Çavuş'un öldürülmesi üzerine, Süleyman Belgrad üzerine sefer düzenlemeye karar verdi. 18 Mayıs 1521 tarihinde Belgrad üzerine sefere çıkan Süleyman'ın önderliğindeki Osmanlı Ordusu, Temmuz ayında şehri kuşatma altına aldı. Sadrazam Pîrî Mehmed Paşa'nın komutasındaki ordu, bir ay kadar süren kuşatma sonrasında şehri ele geçirdi. Osmanlı kuvvetleri ayrıca Böğürdelen, Zemun ve Salankamen şehirlerini devlet topraklarına kattı.
Belgrad'ın kaybedilmesinden sonra zayıflayan Macaristan Krallığı, 1526'da Osmanlı kuvvetleriyle gerçekleşen Mohaç Muharebesi'ni kaybetmesi sonrasında Osmanlı İmparatorluğu'na bağlandı. Belgrad, Habsburg Monarşisi tarafından 1688-1690, 1717-1739, 1789-1791 yılları arasında 3 kez işgal edildi ve her seferinde Osmanlılar tarafından geri alındı, 1878 yılında Sırpların Osmanlı'dan bağımsızlık kazanmasıyla elden çıkmıştır.
Arka plan
Sultan II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı İmparatorluğu, 1453 yılında Konstantinopolis'i ele geçirerek önemli bir zafer kazanmış, şehri Osmanlı İmparatorluğu'nun yeni başkenti yapmış ve böylece Bizans İmparatorluğu'na son vermişti. Osmanlılar yayılmacı hedeflerinde daha da hırslandılar ve nüfuzlarını Avrupa'ya daha da yaymaya çalıştılar. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği noktada stratejik olarak konumlu kale şehir olan Belgrad'ı kuzeye doğru ilerlemeleri için önemli bir geçit olarak gördüler. Osmanlı İmparatorluğu'nun yayılmacı hırsları, Avrupa devletlerinin istikrarı ve güvenliği için önemli bir tehdit oluşturdu ve Osmanlı'nın daha fazla saldırısına karşı koymak için ortak bir çabaya yol açtı. 1452 yılında eski vali (gubernátor) János Hunyadi, naipliği Kral V. Ladislas'a devretti; Kral V. Ladislas da reşit oldu ve Besztercze Kontu ve Macaristan'ın kaptan generali oldu.
Belgrad'ın alınması için Osmanlı İmparatorluğu tarafından ilk girişim 1440'ta gerçekleştirildi. Padişah II. Murad komutasındaki ordu Nisan 1440'ta, Macaristan Krallığı yönetimindeki şehri kuşattı.
Birkaç ay sonra, aynı yılın sonbaharında kuşatma kaldırıldı ve şehir Macar yönetiminde kaldı. Osmanlı kuvvetleri tarafından şehre yönelik ikinci kuşatma 1456 Temmuz'unda, Padişah II. Mehmed yönetimindeki ordu tarafından gerçekleştirildi. Bir aydan kısa süren bu kuşatma da Osmanlı açısından başarısızlıkla sonuçlandı. 1492'de şehir, Osmanlı kuvvetleri tarafından üçüncü kez kuşatıldı. Semendire Sancak Beyi Hadım Süleyman Paşa önderliğindeki Osmanlı kuvvetleri, şehrin kuşatılması sırasında Erdel üzerine yaptığı akınlarda mağlup olarak geri çekildi ve şehrin kuşatması sonlandı. İki devlet arasında bu kuşatmanın ardından büyük bir çatışma yaşanmadı. 28 Mart 1519'da imzalanan barış antlaşmasıyla iki devlet birbirine saldırmayacak ve her iki devletin tüccarları da diğer devletin topraklarına serbestçe girebilecekti.
Padişah I. Selim'in Mısır seferi sırasında Macaristan Kralı yönetimindeki ordu, İzvornik üzerine yürüyerek, Sancak Beyi Mustafa Bey'i öldürdü. Ancak I. Selim, bu olaya karşı herhangi bir şey yapamadan, Eylül 1520'de öldü. I. Selim'in ardından Osmanlı Padişahı olan I. Süleyman, tahta geçtiğini haber vermek üzere Macaristan Kralı II. Lajos'a gönderdiği Behram Çavuş, farklı kaynaklara göre kral tarafından hakaret gördü, alıkonuldu veya öldürüldü. Nicolae Iorga, alıkonulma sebebi olarak Macaristan'da Süleyman'ın öldüğüne dair haberlerin yayıldığını yazmaktadır. Diğer yandan Macar kuvvetlerinin Bosna Sancağı'na bağlı Knin'in Macar kuvvetleri tarafından ele geçirilmesi sonrasında Süleyman, Belgrad üzerine sefer düzenlemeye karar verdi.
Hazırlık
Sefere çıkılmadan önce Süleyman; Anadolu, Karaman, Diyarbekir, Şam ve Mısır beylerbeylerine sefer sırasında devletin sınırlarını korumalarını, Rumeli beylerbeyine İpsala'da yığınak yapıp kendisi Edirne'ye varınca kendisini karşılamasını, Rumeli'deki akıncı beylerine kendilerine tâbi olan akıncıları toplamalarını, Bosna ve İzvornik sancak beylerine ise kendilerine bağlı kuvvetleri toplamalarını ve bölgede padişah haslarından olan maller ile, ordunun gelişine kadar hazır olacak şekilde gemiler yapılmasını emretti. Erdel'den Macaristan'a gelecek desteğin engellenmesi için akıncı beylerinden Mihaloğlu Mehmed Bey, Niğbolu üzerinden Erdel'e saldırması için gönderildi.
Macaristan'a karşı yapılacak seferde, Karadeniz'in Tuna nehrine kadar olan kısmının fethi için Danişmend Reis görevlendirilirken; Mihaloğlu Mehmed Bey, Turahanlı ve Bosna Beyi Yahya Paşazade Bali Bey komutasındaki akıncılar da öncü olarak Macaristan içine sevk edildi. Öte yandan Sadrazam Pîrî Mehmed Paşa komutasındaki tımarlı sipahilerin Belgrad üzerine gönderilip, Tuna'nın sağ tarafından ilerleyerek şehri uzaktan kuşatması kararlaştırıldı ve bu kapsamda elli kadar gemiyle Tuna üzerine kuşatma için gerekli malzemelerle birlikte yola çıkıldı.
Süleyman komutasındaki Osmanlı Ordusu, farklı kaynaklara göre 16 veya 18 Mayıs 1521 tarihinde İstanbul'dan ayrılarak Belgrad üzerine sefere çıktı. Sefere çıkan Osmanlı kuvvetlerinde fil de bulunmaktaydı. 28 Mayıs'ta Edirne civarına ulaşan orduya Rumeli beylerbeyi ve sancak beylerine bağlı kuvvetler de katıldı.
Hunyadi güçlerini toplayamadan önce, II. Mehmed'in ordusu (eski kayıtlara göre 160.000, daha yeni araştırmalara göre 60-70.000 kişi) Belgrad'a geldi. Kuşatma 4 Temmuz 1456'da başladı. Osmanlılar şehrin surlarını bombalamaya başladı.
Szilágyi kalede sadece 5.000-7.000 kişilik bir güce güvenebilirdi. Mehmed, kuşatmasını burunun boynuna kurdu ve 29 Haziran'da şehrin surlarını yoğun bir şekilde bombalamaya başladı. Adamlarını üç bölüme ayırdı: Rumeli kolordusu 300 topunun çoğuna sahipken, 200 nehir savaş gemisinden oluşan filosu geri kalanına sahipti. Rumeliler sağ kanatta, Anadolu kolordusu ise sol kanatta dizilmişti. Ortada Sultan'ın kişisel muhafızları, Yeniçeriler ve komuta merkezi vardı. Anadolu kolordusu ve Yeniçeriler, her ikisi de ağır piyade birlikleriydi. Mehmed, bataklıkları devriye gezmek ve kalenin takviye edilmediğinden emin olmak için nehir gemilerini çoğunlukla şehrin kuzeybatısına yerleştirdi. Ayrıca, piyadenin Hunyadi'nin ordusu tarafından kuşatılmasını önlemek için güneybatıdaki Sava nehrini de gözetliyorlardı. Tuna'dan doğuya doğru uzanan bölge, sağ taraftan kuşatılmamak için Sultan'ın feodal ağır süvari birliği olan Sipahiler tarafından korunuyordu.
Hunyadi bundan haberdar edildiğinde, Macaristan'ın güneyinde ordu için ek hafif süvari birlikleri topluyordu ve bunlarla kuşatmayı kaldırmayı planlıyordu. Nispeten az sayıda olmalarına rağmen, soylu arkadaşları insan gücü sağlamaya istekliydi ve köylüler de bunu yapmaya fazlasıyla istekliydi. Vatikan tarafından hem sapkınları bulmak hem de Osmanlılara karşı bir haçlı seferi vaaz vermek için Macaristan'a gönderilen Rahip Capistrano, Belgrad'a doğru ilerlediği büyük, ancak yetersiz eğitimli ve donanımlı bir köylü ordusu kurmayı başardı. Capistrano ve Hunyadi, orduyu ayrı ayrı komuta etseler de birlikte seyahat ettiler. İkisi de toplamda yaklaşık 40.000-50.000 asker toplamıştı.
Sayıca az olan savunucular, o zamanlar Balkanlar'ın en iyi tasarlanmış kalelerinden biri olan Belgrad'ın müthiş kalesinin gücüne güveniyorlardı. Belgrad, 53 yıl önce Stefan Lazareviç tarafından Sırp Despotluğu'nun başkenti olarak belirlenmişti. Kale bir tepedeydi ve saraylı iç kale, ana askeri kampları, dört kapısı ve çift duvarı olan büyük bir üst şehir ve ayrıca şehir merkezinde katedrali ve Tuna'da bir limanı olan alt şehir olmak üzere üç savunma hattıyla ayrıntılı biçimde tasarlanmıştı. Bu inşa çabası, Orta Çağ'ın en ayrıntılı askeri mimari başarılarından biriydi çünkü nehirlerin Tuna ve Sava'nın birleştiği noktada olmasının doğal engelinden de faydalandı. 2 Temmuz'da Capistrano Belgrad'a geldi.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!