Dördüncü Haçlı Seferi, 1202-1204 yılları arasında gerçekleşen ve Papa III. Innocentius tarafından çağrılan bir Latin Hristiyan Haçlı seferiydi. Seferin amacı, öncelikle Mısır'a hakim olan güçlü Eyyûbî Sultanlığı'nı yenerek Müslümanların kontrolündeki Kudüs şehrini yeniden ele geçirmekti. Ancak, bir dizi ekonomik ve siyasi olay; Haçlı ordusunun başlangıçta planlandığı gibi Mısır'ı fethetmek yerine, 1202'de Zara'yı kuşatması ve 1204'te Konstantinopolis'i yağmalamasıyla sonuçlandı. Bu durum, Frankokrasi ya da Yunancada "Frankların yönetimi" olarak bilinen bir döneme yol açtı. Bu dönem, Bizanslılar tarafından Partitio terrarum imperii Romaniae olarak adlandırılır ve Bizans İmparatorluğu'nun Haçlı ve Venedikli müttefikleri tarafından bölünmesini ifade eder.
Venedik Cumhuriyeti, Haçlı liderleriyle işgal güçlerini taşımak için özel bir filo inşa etmek üzere anlaştı. Ancak liderler Venedik'ten yola çıkacak asker sayısını çok abartmışlardı, çünkü birçoğu başka limanlardan yelken açmıştı ve ortaya çıkan ordu anlaşılan ücreti ödeyemedi. Venedik Doçesi Enrico Dandolo ödeme yerine, Haçlıların doğu Adriyatik kıyısındaki asi Zadar (Zara) şehrine saldırmak için kendisine destek vermesini önerdi. Bu, Kasım 1202'de Papa III. Innocentius'un Haçlıların Hristiyan dindaşlarına saldırmamaları yönündeki çağrılarına rağmen, Katolik bir Haçlı ordusunun Katolik bir şehre karşı ilk saldırısı olan Zara'nın kuşatılması ve yağmalanmasına yol açtı. Şehir daha sonra Venedik kontrolü altına alındı. Papa bunu duyunca Haçlı ordusunu geçici olarak aforoz etti.
Ocak 1203'te Kudüs'e giderken Haçlı liderliği, Bizans prensi Aleksios Angelos ile ana kuvvetlerini Konstantinopolis'e yönlendirmek ve tahttan indirilen babası II. Isaakios Angelos'u imparator olarak geri getirmek için bir anlaşma yaptı ve daha sonra Kudüs'ü işgal etmelerine destek verecekti. 23 Haziran 1203'te ana Haçlı ordusu Konstantinopolis'e ulaşırken diğer birlikler (belki de tüm Haçlıların çoğunluğu) Akka'ya devam etti.
Ağustos 1203'te Konstantinopolis Kuşatması'nın ardından Aleksios ortak imparator olarak taç giydi. Ancak Ocak 1204'te bir halk ayaklanmasıyla tahttan indirildi ve Haçlıları vadedilen ödül ödemelerinden mahrum bıraktı. Aleksios'un 8 Şubat'ta öldürülmesinin ardından Haçlılar şehrin tamamen fethine karar verdiler. Nisan 1204'te şehrin muazzam zenginliğini ele geçirip yağmaladılar. Bundan sonra sadece bir avuç Haçlı Kutsal Topraklara gitmeye devam etti. Aralarında Coucy Lordu III. Enguerrand, Leicester 5. Kontu Simon de Montfort ve Vaux-de-Cernayli Guy'ın da bulunduğu birçok önde gelen Haçlı, Zara ve Konstantinopolis'e yapılan saldırılara katılmayı reddetti ve Haçlı seferinden ayrıldı.
Konstantinopolis'in fethini Bizans İmparatorluğu'nun İznik, Trabzon ve Epir merkezli üç devlete bölünmesi izledi. Haçlılar daha sonra eski Roma topraklarında Frankokrasi olarak bilinen ve büyük ölçüde Konstantinopolis Latin İmparatorluğu'na bağlı olan birkaç yeni Haçlı devleti kurdular. Latin Haçlı devletlerinin varlığı, Bizans'ın ardılı olan devletler ve Bulgar İmparatorluğu ile hemen savaşa yol açtı. İznik İmparatorluğu sonunda Konstantinopolis'i geri aldı ve Temmuz 1261'de Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurdu.
Dördüncü Haçlı Seferi'nin Doğu-Batı Bölünmesini sağlamlaştırdığı kabul edilir. Haçlı Seferi Bizans İmparatorluğu'na geri dönülmez bir darbe vurdu ve bölgedeki tüm istikrarsız hükûmetler, Konstantinopolis'in Yağmalanması ve binlerce ölüm, bölgeyi saldırılara karşı savunmasız bırakan asker, kaynak, insan ve paradan yoksun bıraktığı için gerilemesine ve çöküşüne katkıda bulundu. Ayrıca, imparatorluk Balkanların, Anadolu'nun ve adaların çoğunun kontrolünü kaybettiği için küçüldü. Bu durum imparatorluğu zayıflatarak ilerleyen yüzyıllarda Osmanlı Devleti'nin genişlemesine karşı savunmasız hale getirdi.
Haçlı Ordusu'nun İstanbul'a Yönelişi
Bu yeni seferin, daha önceki Haçlı seferlerinden farklı olması öngörülüyordu. Önceki Haçlı seferleri Katolik Kilisesi'nin dinsel hiyerarşisi dışında olan devlet idarecisi hükümdarlar ve hükümdarların yakını asiller tarafından komuta edilmişti. Bu yeni seferin doğrudan doğruya Papalık ve Katolik papazların komutasında olması öngörülmekteydi. Diğer bir farklılık ise (Üçüncü Haçlı Seferi komutanlarından olan Aslan Yürekli Richard'in önerdiği gibi) Müslümanları en zayıf taraflarından vurmaktı. Bu zayıf taraf Mısır'dı. Yapılan plana göre Haçlı ordusu, gemilerle Mısır'a çıkıp Nil Deltası'nı ele geçirecekti. Böylece Mısır bir Hristiyan üssüne dönüştürülecekti ve buradan Kudüs'e ulaşmak daha kolay olacaktı. Hem böylelikle Anadolu Selçuklu Devleti'yle hiç savaşılmayacaktı ve Eyyubiler arkadan vurulacaktı.
Seferin Katolik Kilisesi komutasında yapılması, Avrupa hükümdarlarının yaşadığı siyasal sorunlardan dolayı gerçekçi bir fikirdi. Nitekim Papa'nın yaptığı sefer çağrısına hükümdarlar ve yakınlarından hiç pozitif yanıt gelmedi. Ama 1200 yılına kadar sefere katılmak isteyenler sayısı, 35.000 kişilik bir ordu oluşturacak sayıya yükseldi. Papa, fiziksel olarak Haçlı ordusunu yönetemeyeceği için Papa'ya bağlı bir asil bulunmalıydı. Papa uygun bir komutan bulmakta gecikmedi. Eski Kudüs kralı Troyes Kontu'nun küçük kardeşi, eski Fransa Kralı VI. Louis'nin torunu, İngiliz Kralı Arslan Yürekli Richard'ın ve yeni Fransa Kralı Filip August'un yeğeni olan Champaigne Kontu Tibald Papa'ya bir Haçlı Seferi yapmak için başvurmuştu ve bu kişi Papa tarafından yeni sefere komutan tayin edildi.
1201 yılı ilkbaharında Paskalya yortusundan sonra, 6 şövalyeden oluşan bir Haçlı komuta heyeti Venedik'e gittiler ve Venedik Cumhuriyeti'nin, Kuzey İtalya'da toplanacak Haçlı kuvvetlerini nakletmesi için belirli bir ücret karşılığında gemiler sağlamasını teklif ettiler. Venedikliler, büyük konseyi topladıktan sonra Venedik'in 4.599 şövalye, 9.000 şövalye yamağı, bunların atları, 20.000 piyade ve bütün bu orduya yetecek kadar levazım için gemi sağlanabileceğini fakat bunun için peşin olarak 84.000 gümüş mark nakliye ücreti ödenmesi gerektiğini bildirdiler. Ayrıca Venedik Cumhuriyeti, eğer fethedilen toprakların yarısı kendisine verilirse, kendi tarafından finanse edilecek 50 tam teçhizatlı kadırgadan oluşan bir filoyu da Haçlılar komutasına verebileceğini bildirdi. Haçlı komuta heyeti, bu şartları kabul edip, bir kontrat imzaladılar ve Haçlı kuvvetlerinin Kuzey İtalya'ya gelerek 14 Haziran 1202'de Venedik'ten Mısır'a gitmek üzere hareket etmesini kararlaştırdı. Ancak yeni Haçlı Seferi'nin hedefinin önce Mısır'a olacağı, açıklanan anlaşmada sarih olarak belirtilmemişti. Çünkü Haçlı komuta heyeti bu sefere dinsel coşku ile katılanların doğrudan doğruya Kudüs'e gitmek isteyeceklerini ve Mısır'a gitmemekte ısrar edeceklerini düşünmekteydi.
Diğer taraftan Venedik'in durumu ve tutumu sorunluydu. Venedik Cumhuriyeti, Haçlı kuvvetlerini nakletmek için belli bir ücret karşılığında büyük bir deniz filosu hazırlamayı ve Haçlılar'ı Mısır'a götürmeyi kabul etmişti. Venedik, ayrıca katkıda bulunmayı vadetmişti. Ayrıca seksenlik ve gözleri görmeyen Venedik Dükü Enrico Dandolo yeni Haçlı seferine katılıp Venedik donanmasına komuta edeceğini San Marco Katedrali'nde ilan etmişti. Fakat bu Haçlı Seferi hakkında müzakereler yapılırken bir Venedik heyeti ve elçisi, Venedik için çok karlı olacak bir ticaret anlaşması imzalanmıştı. Bu nedenle yapılan anlaşmada Haçlı kuvvetlerinin kesin Mısır'a gideceğine dair bir madde bulunmaması Venedikliler'in işine de gelmekteydi.
1201 kışında Haçlı Seferi komutanı seçilen Champaigne Kontu Tibald öldü. Yerine deneyimli bir asker olan I. Bonifacio del Monferrato atandı.
Bonifacio'nin kuzeni Svabyalı Filip'in karısı, kardeşi III. Aleksios tarafından tahtından atılmış olan II. İsaakios'un kızı İrene idi. 1201 kışında Bonifacio, Noel Yortusu'nu kuzeni ve karısı ile geçirdi. Orada, İstanbul'dan kaçmış olan II. İsaakios'un oğlu olan IV. Aleksios ile görüştü. Bu görüşmelerde Haçlı ordusunun kullanılıp Bizans İmparatorluğu'nun Angelos'a verilmesi görüşüldü. Bonifacio ve Angelos ayrı ayrı Roma'ya gidip Papa III. Innocentius'un bu girişime kutsal onayını vermesini sağlamaya çalıştılarsa da Papa hiçbir Hristiyan'a (Bizanslılara bile) hücum edilmemesini Bonifacio'ye açıkça bildirdi.
Haçlı Ordusu'nun Nakliye Sorunu
Venedikliler o yıl ticari faaliyetlerini durdurup gemi yapmaya ve bu gemilere tayfa ile levazım tedarik etmeye koyuldular. Haçlılar için Venedikliler'in hazırladığı donanmada üç değişik gemi bulunuyordu.
Harp gemileri kadırga şeklinde olup 100 kürekle çekilmekteydi ve düşmanlara hücum amacıyla silah olarak burunlarında su seviyesi üzerinde bulunan metal uçlu bir mahmuz taşımaktaydılar.
Personel çıkartma gemilerinin uzunluğu 30 metre, eni 9 metre ve yüksekliği 12 metre idi. Her birinin 100 tayfası bulunmakta ve 600 kişilik piyade gücü taşımak için yapılmışlardı.
At taşıma gemileri ise atları taşımak için özel askılarla donatılmışlardı. Deniz seviyesi altında bulunan bir rampa indirilerek atlı şövalyelerin gemiden hemen çıkıp karada hücuma geçme imkânı bulunmaktaydı.
Venedikliler, şehir surlarını kuşatmada kullanmak için gemilerde taşınabilecek çok sayıda mancınık, rampa ve merdiven inşa etmişlerdi.
Ancak 14 Haziran'da 35.000 kişi yerine sadece 12.000 kişilik bir Haçlı ordusu Venedik'teki Lido Adası'nda toplanabilmişti. Daha önce bu sefere katılmak isteyen bazı Avrupalılar, özellikle Venedikliler'e ödenmesi gereken ücreti beğenmeyerek sefere katılmaktan vazgeçmişler; diğer bazı Haçlılar'sa, gemi ile Mısır'a gitmekten hoşlanmayarak doğrudan doğruya Filistin'e gitmek için diğer Akdeniz limanlarına gitmiş ve hala Haçlılar elinde bulunan Akka kalesine yönelmişlerdi.
Haçlılar'ın azlığından dolayı 84.000 gümüş toplanamamıştı. Haçlılar'ın başında bulunanlar; hükümdarlar, asiller ve bu sefere gidecek ve yardım etmek isteyecek herkesten paralar topladı ise de toplanan 51.000 gümüş marklık meblağ, ordu nakliyat tazminatını karşılamaya yeterli değildi. Bunun üzerine Venedik Dükü Enriko Dandolo, toplanmış olan askerî güçlerin Mısır'a gitmek için yola çıkmadan önce Venedik idaresine isyan etmiş olan Moglie, Trieste ve Zara şehirlerine gönderilip bu isyanları bastırması ve bu şehirleri yine Venedik idaresi altına vermeleri durumunda gereken nakliye ücretinin büyük bir kısmının karşılanacağını bildirdi. Haçlıların Mısır'a gittiklerinde elde edecekleri kazançlardan ücretin kalan kısmının ödenebileceğini açıkladı.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!