Nepal'de yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine ya da kaybolmasına yol açan büyük sel felaketi, iklim krizinin ve coğrafi risklerin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Himalayalar'daki yerleşimlerin iklim değişikliği karşısında son derece kırılgan olduğunu belirten uzmanlar, felaketin arkasındaki 3 temel risk faktörüne dikkat çekti.
Nepal Tarım, Orman ve Çevre Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanı Maheshwar Dhakal, yaşanan felaketlerden açıkça iklim değişikliğini sorumlu tutarken, dünya liderlerine acil küresel mücadele çağrısında bulundu.
Ülkenin karmaşık coğrafi yapısı, alçak düzlüklerden dünyanın en yüksek dağlarına uzanan dik yamaçları ve derin nehir vadileri, Nepal'i doğal afetlere karşı savunmasız hale getiriyor.
Columbia Üniversitesi'nden Profesör Göran Ekström, bölgedeki arazinin doğal olarak son derece hareketli olduğunu ve küresel ısınmanın erozyon sürecini hızlandırdığını vurguladı.
Küresel ısınma sadece buzulların erimesine yol açmıyor; aynı zamanda dağlık arazinin dengesini bozarak heyelan riskini tırmandırıyor. Himalaya bölgesinin küresel ortalamanın iki katı hızla ısındığı biliniyor.
Doğal tehlikelerin büyük felaketlere dönüşmesinde insan faaliyetlerinin de payı büyük. Nehir kıyılarında artan nüfus, yapılaşma ve hidroelektrik tesisleri, risk altındaki bölgelerde yaşayan insan sayısını katladı.
Uzmanlar, Nepal'in en büyük eksikliklerinden birinin yetersiz erken uyarı sistemleri olduğunu belirtiyor. Doğru tahliye planları ve uyarı mekanizmalarıyla can kayıplarının büyük ölçüde azaltılabileceği ifade ediliyor.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!