Bir tur gemisinde yaşanan ve üç kişinin hayatını kaybetmesine neden olan hantavirüs vakaları, dünya genelinde yeni bir pandemi korkusunu tetikledi. Hollanda bayraklı MV Hondius isimli gemide ortaya çıkan bu hastalık, uzmanların dikkatini tekrar kemirgen kaynaklı virüsler üzerine çekti.
Dünya Sağlık Örgütü, gemideki sekiz farklı vakayı yakından takip ettiklerini ve hastalığın yayılmaması için gerekli desteklerin sağlandığını açıkladı. Peki, Türkiye'de de geçmiş yıllarda görülen bu virüs, küresel bir salgın potansiyeli taşıyor mu?
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sıla Akhan, hantavirüsün iki ana klinik seyri olduğunu belirtiyor. Avrupa ve Asya türleri genellikle böbrek yetmezliği ile sonuçlanırken, gemide rastlanan Amerika kaynaklı türün solunum yoluyla bulaştığı ve oldukça ağır bir tabloya yol açabildiği ifade ediliyor.
Akhan, bu türün akciğerlerde sıvı birikmesine ve şoka neden olabileceğini, vakalarda yüzde 50'ye varan ölüm oranı görülebildiğini vurguluyor. Virüsün insandan insana bulaşması nadir bir durum olsa da, özellikle solunum yolu tipi dikkatle takip ediliyor. Uzmanlar, hantavirüsün yeni bir koronavirüs olmadığını, hijyen ve temel tedbirlerle kontrol altında tutulabileceğini hatırlatıyor.
Türkiye'de ilk kez 1997 yılında İzmir'de kayıtlara geçen hantavirüs, 2009 yılında da benzer bir endişe dalgası yaratmıştı. Ancak uzmanlar, mevcut durumun büyük bir küresel salgın riski taşımadığını, yine de dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!