Nakşidil Sultan Kimdir ve Saraydaki Yeri Nedir

Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihi boyunca merak uyandıran figürlerinden biri olan Nakşidil Sultan, 1768 yılında dünyaya gelmiştir. Osmanlı padişahı II. Mahmud'un annesi, Valide Sultan ve I. Abdülhamid'in eşi olarak Osmanlı sarayında önemli bir konuma sahiptir. Ölüm tarihi olarak kaynaklarda 28 Temmuz 1817 veya 22 Ağustos 1817 tarihleri gösterilmektedir. Osmanlı kaynaklarında padişah II. Mahmud'un öz annesi olarak bilinirken, bazı batı kaynaklarında II. Mahmud'u evlat edinerek yetiştiren kadın olduğu da öne sürülmüştür. 1808 yılında II. Mahmud'un tahta çıkmasıyla birlikte Nakşidil Valide Sultan unvanını almıştır. Hayatını kaybetmesinin ardından cenazesi İstanbul Fatih Camii avlusundaki Nakşidil Sultan Türbesi'ne defnedilmiştir.

Kökenine Dair Söylentiler ve Fransız Efsanesi

Nakşidil Sultan'ın kökeni hakkında Fransız asıllı olduğu iddiası kesinlikle doğru değildir. Milliyeti ve saray öncesi hayatına dair kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte, genel olarak Kafkas kökenli olabileceği ifade edilmektedir. Ancak ölümünden sonraki yıllarda batı ülkelerinde bu durum hakkında çok sayıda söylenti yayılmış ve konu pek çok romana ilham olmuştur. Bu efsanelere göre Nakşidil Sultan, Fransız imparatoru Napolyon Bonapart'ın eşi Josephine'in kuzeniydi. Temmuz veya Ağustos 1768'de Marthe Aimée du Buc de Rivery adıyla Martinik adasında doğduğu ve Fransa'daki eğitiminden dönerken Mayorka açıklarında Cezayirli korsanlar tarafından esir alındığı öne sürülmüştür. Korsanların elinden çıktıktan sonra Cezayir beyi tarafından padişaha hediye olarak İstanbul'a gönderildiği ve haremde Nakşidil adını aldığı iddia edilmiştir. Günümüzde bile Martinik adasında bu durum, adayı ziyaret eden turistlere anlatılan önemli bir ilgi alanı olarak varlığını sürdürmektedir.

Siyasi Amaçlı İddialar ve Gerçekler

Christine Isom-Verhaaren'e göre doğruluğu asla kanıtlanmamış olan bu söylentilerin yayılmasında hem Fransız hem de Osmanlı devletlerinin payı bulunmaktadır. Sultan Abdülaziz'in 1867 yılındaki Fransa seyahati esnasında III. Napolyon'un Fransız basınına Osmanlı Sultanı ile akraba olduklarını söylemesi bu duruma örnek gösterilebilir. O dönemin şartlarında iki imparatorluğun ittifak halinde olduğu göz önüne alındığında, bu tür iddiaların siyasi amaçlı olduğu oldukça kuvvetli bir ihtimaldir. Tarihçi Necdet Sakaoğlu'nun aktardığı bilgilere göre ise Nakşîdil Sultan hakkında Gürcü asıllı olduğu yönünde iddialar bulunsa da, harem öncesi hayatı ve milliyeti hakkında net bir bilgi yoktur. Ayrıca Aimée du Buc de Rivéry'nin Nakşîdil Sultan olduğu iddiası tamamen bir yakıştırmadan ibarettir ve gerçekte Aimée du Buc de Rivéry Martinik adasına dönüş yolculuğu sırasında boğularak hayatını kaybetmiştir.