Mehmed Nâmık Kemal (Osmanlıca: نامق كمال) (21 Aralık 1840; Tekirdağ - 2 Aralık 1888; Sakız Adası), 19'uncu yüzyılın ikinci yarısında Türk edebiyatı ve siyasî hayatında etkili olmuş, Türk milliyetçiliğine esin kaynağı olmuş, Yeni Osmanlılar Cemiyeti üyesi Osmanlı yazarı, gazetecisi, devlet adamı ve şâiridir.
Yurtseverlik, özgürlük, ulus kavramlarına bağlı bir Tanzimat aydınıdır. Bu kavramları Türk düşünce yaşamına ve edebiyatına sokan kişi kabul edilir. Heyecanlı, kavgacı kişiliği, akıcı ve parlak biçemi nedeniyle döneminin diğer yazarlarından daha çok tanındı. "Vatan Şairi" ve "Hürriyet Şairi" olarak anılan Namık Kemal, şiirin yanı sıra eleştiri, yaşam öyküsü, tiyatro, roman, tarih ve makale türlerinde eserler verdi. Özellikle Türk edebiyatının ilk edebî romanı olan "İntibah" ve Türk edebiyatının sahnelenen Batılı tarzdaki ilk tiyatro eserlerinden olan "Vatan yahut Silistre "eserleriyle ünlüdür. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü eserleri ve düşünceleriyle etkiledi. Atatürk, Namık Kemal'i Türk dünyasının çağdaşlaşması açısından en üst nokta olarak kabul eder ve onun Türk dünyasına bırakmış olduğu mirası da benimser. Bu benimsemeyi Atatürk'ün Namık Kemal'in ünlü beyitlerinden birine yapmış olduğu nazire gösterir. Namık Kemal'in "Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini/Yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini " dizelerine Atatürk şu nazireyi yazmıştır: "Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini/Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini" bu ifade kalıpları o dönemdeki halk mücadelesinin mühim bir parolası olmuştur.
Hatta Atatürk'ün bir biyografisini yazmış olan yazar Andrew Mango, Atatürk'ün Kemal adını Namık Kemal'in adında "Kemal" bulunduğu için kendisinin koyduğunu iddia etmektedir.

Hayatı

21 Aralık 1840 tarihinde Tekirdağ'da dünyaya geldi. Annesi Arnavut asıllı Fatma Zehra Hanım'dır, babası Yenişehirli Mustafa Âsım Bey ise Türk kökenli Topal Osman Paşa'nın neslindendir.
Tekirdağ'daki evlerinin yakınında bulunan tekkenin şeyhi Tokatlı Hafız Ali Rıza Efendi kendisine "Mehmet Kemal" adını verdi. Çocukluğu annesinin babası Abdülatif Paşa'nın yanında geçti. Abdülatif Paşa, Tekirdağ (Tekfurdağ) Sancağında vali yardımcısı idi; Afyonkarahisar Sancağına atandığında ailece Afyon'a taşındılar. 1848 yılında annesi Fatma Zehra Hanım'ı Afyon'da kaybetti. Mehmet Kemal, dedesinin yanında yaşamını sürdürdü.
Abdülatif Paşa'nın değişik kentlerde görev yapması nedeniyle düzenli bir eğitime devam edemedi. Özel dersler aldı ve kendi kendini yetiştirmeye çalıştı. Arapça ve Farsça öğrendi. Dedesinin Afyon'daki vali yardımcılığı görevinin ardından ailesiyle İstanbul'a gelmişti. Orada, üç ay Bayezid Rüştiyesi'ne ve ardından dokuz ay Valide Mektebi'ne devam etme fırsatı buldu.

Kars yılları

Dedesinin Kars'a mutasarrıf olarak atanması sebebiyle 1,5 yıl Kars'ta yaşadı. Karslı şair ve müderris Vaizzade Seyid Mehmet Hamid Efendi'den divan edebiyatını öğrendi. Avcılık, atıcılık, cirit dersleri aldı. Kars'ta görevi sona eren dedesi ile 1854'te İstanbul'a döndü. Burada görüp yaşadıkları ileride yazacağı tiyatro eserlerine ilham vermiştir. Namık Kemal, Midilli'de sürgüne gönderildiği sırada Abdülhak Hamit'e gönderdiği bir mektupta nişanlısının arkasına düşerek, gönüllü nefer yazılmış, Kars'a kadar gelmiş ve bir taburun trampetçiliğinde bulunduğu halde şehit olmuş Kürt kızın cenazesini gördüğünden bahseder. Vatan yahut Silistre piyesinin konusunu oluşturan erkek kıyafetine girip nişanlısının ardından Silistre'ye giden Zekiye'yi buradan etkilenerek yarattığı düşünülür.