Mansûr (Arapça: أبو جعفر "المنصور" عبد الله بن محمد الإمام) (23 Ağustos 714 - 7 Ekim 775) ikinci Abbasi halifesidir. 754 ile 775 yılları arasında halifelik yaptı.
Yaşamı
Mansur, Hicaz göçü sonrası Humeyme kasabasında, Abbasi ailesinin evinde 714 tarihinde dünyaya geldi. 14. yüzyılda "Ravd el-Kurtas" adlı bir Faslı tarafından yazılmış bir tarihnameye göre annesi Seleme adlı Berberî asıllı bir kadın köle idi.
Mansur Emevîler'e karşı yapılan savaşlarda isim yaptı. Son Emevî halifesi II. Mervan'ı sonuna kadar destekleyen Emevi generali İbn Hübeyre'nin kalesini pekiştirdiği Vasıt şehrinin Abbasi ordusu tarafından kuşatılması sırasında önemli rol oynadı. İbn Hübeyre'nin Abbasiler tarafından ödül ve af vaatleri ile kandırılan kendi adamları tarafından öldürülmesinde büyük katkısı olmuştu.
754'te ilk Abbasi halifesi olan kardeşi Ebu'l-Abbas Seffah öldüğünde, Hicaz'da iken Abbasi halifesi oldu ancak amcası Abdullah bin Ali hariç herkes ona biat etti. Amcasını öldürttükten sonra 775'te ölümüne kadar halifelik yaptı.
Abdullah bin Ali'nin Öldürülmesi
Ebu'l-Abbas Seffah vefat etmeden bir süre önce Mansur'u veliaht ilân etti. Ancak öldüğü sırada Mansur Mekke'deydi. Mekke'de halk Mansur'a biat etse de Abdullah bin Ali Şam'da halkı toplayarak Seffah'ın II. Mervan'a sefer düzenlediği zamanlarda komutanlara "İçinizden kim sefere giderse onu kendime veliaht yapacağım." dediğini ve bu teklifi sadece kendisinin kabul ettiğini, bu yüzden de yeni halifenin kendisi olması gerektiğini anlattı. Yanındaki bazı kişiler de onu tasdik etti. Böylece Şam halkı ona biat etmiş oldu.
Abdullah bin Ali'nin Şam'da isyan etmesi üzerine Mansur, Ebu Müslim'i onun üzerine gönderdi. Abdullah'ın sağlam bir mevkiye konuşlandığını öğrenen Ebu Müslim, onu oradan çıkartmak için ona bir mektup yazdı. "Ben sizinle savaşmak için emir almadım. Halife beni Şam'a vali tayin etti. Bunun için gidiyorum." cümleleri yazılan mektubu öğrenen Suriyeli askerler, "Ebu Müslim Şam'a gidince bizim ailelerimize zarar verir. Burada durmak yerine Şam'a gidip kendimizi orada savunalım." düşüncesiyle bulundukları mevkiden çıktılar. Abdullah bunu kabul etmediyse de askerlerini ikna edemedi. Böylece, Abdullah'ın çıktığı mevkiye Ebu Müslim konuşlanmış oldu. 5 ay süren savaş sonunda Abdullah'ın ordusu yenildi ve kendisi de bir grup askeri ve kölesiyle Basra'da yaşayan kardeşlerinin yanına kaçtı.
Abdullah, kardeşlerinin yanına sığınınca, kardeşleri yeni Halifeye giderek onu bağışlaması için ricada bulundu. Mansur onların ricasını kabul etti ve Abdullah'ı affettiğine dair (İbni Mukaffa'ya yazdırdığı) bir fermanı imzaladı.- Ancak Abdullah'ı gözü önünde görmeden fermanın Abdullah'a verilmemesini söyledi. Kardeşleri, Abdullah'ı getirdi ancak Halife, sözünü tutmayıp onları hapsettirdi ve bir kısmını öldürttü. Ancak Abdullah'ı hapse attı.
Abdullah'ı kesin olarak ortadan kaldırmak isteyen Halife Mansur, onu Ebü'l-Ezher Mühelleb'e teslim etti. Mühelleb, onu bir eve hapsettikten sonra boğdurdu, ardından da yanında getirdiği cariyesini onun yanına yatırttı ve ikisine zina etmiş gibi poz verdirdi. Bir rivayete göre bunun ardından kadı İbn Allâm'ı çağırıp bu görüntüyü gösterdi. Kadı da recmedilmelerine hükmetti ve evin bu ikisinin üzerine yıkılmasına karar verdi. Diğer bir rivayete göre de Mühelleb, cariyesini yatağa yerleştirdikten sonra evi başlarına yıktırmıştı. Ardından şehrin kadısına olayı gösterip doğal bir afet sonucu öldükleri izlenimi verdi. Böylece Abdullah'ın bir başkasının cariyesi ile yatarken öldüğü imajı yaratıldı ve onun ölümü hak eden rezil bir kişi olduğu resmen tescil edildi. Mühelleb, yaşananları daha sonra itiraf etmiş ve öldürdüğü cariyesi için “Ondan başka öldürdüğüm hiç kimse için yüreğim sızlamamıştı." dediği bildirilmiştir.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!