IV. Felipe ve İspanya Krallığı'nın Zirvesi

Tarihin en dikkat çekici hükümdarlarından biri olan IV. Felipe, Portekiz'de bilinen adıyla Filipe III, 8 Nisan 1605 tarihinde Valladolid'de III. Felipe ve karısı Avusturyalı Margarita'nın en büyük oğlu olarak dünyaya geldi. 1621 ile 1665 yılları arasında İspanya kralı, İspanyol Hollandası hükümdarı ve 1640 yılına kadar Portekiz kralı olarak hüküm sürdü. Felipe'nin 1665 yılındaki ölümüyle sonuçlanan saltanatı döneminde, İspanya Krallığı 12.2 kilometrekare toprağa sahipti ve bu büyüklük krallığın doruk noktası oldu.

Çalkantılı Bir Saltanat ve Kişisel Yaşam

IV. Felipe'nin saltanatı, birkaç yıl süren sonuçsuz başarılardan sonra politik ve askeri olarak çürümüş ve sıkıntılı olarak anılmaya başlandı. Felipe, hiçbir hükümdarın kontrol edemeyeceği yapısal sebeplerle çöken İspanya'da başarısızlığın sorumlusu olarak görüldü. Kral, babasına göre, hem fiziksel hem de duygusal açıdan daha fazla enerjiye sahipti. El yazısıyla yazdığı politik tarih notlarının çevirileri mevcuttur. Ayrıca çok iyi bir at binici ve keskin nişancı olarak bilinmektedir. Sahip olduğu iyi niyeti ülkenin yönetiminde işine yaramadı. 16 yaşında iken ülkenin başına geçen Felipe, kendini saltanat için yeterli bulmadı. Bu sebepten, pek çok danışman edindi. Favori danışmanı Olivares, dürüst ve yetenekli bir yönetici değildi. Felipe'nin kendini Olivares'in etkisinden kurtarması çok uzun seneler aldı. Politik görüşleri babası ve büyük babasından miras kalmıştı. Habsburg Hanedanı'nı desteklemenin kendisinin görevi olduğunu düşünüyor, protestanlara karşı Roma Katolik Kilisesi'nin yanında yer alarak saltanatını Almanlara karşı korumaya çalışıyordu. Felipe, halkının, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ve Büyük Britanya ile birlik olarak Hollanda, Fransa, Portekiz ve Protestanlar'a karşı olan bitmek bilmeyen savaşlar karşısında tükeniyor olmasını göremedi. Yaptığı her şeyin Tanrı'ya, kiliseye ve Habsburg Hanedanı'na karşı görevi olduğuna inanıyordu. Çağdaşları, IV. Felipe'nin barok krallığa model olduğunu iddia etti. Dışarıdan çok sert görünen Felipe'nin kamuoyunun karşısında sadece üç defa güldüğü söylenir. Maiyetinin ise büyük ölçüde yozlaşmış olduğu bilinmektedir. Viktoryen tarihçiler en büyük oğlu Carlos'un erken ölümünün sebebinin, babasının eğitimi için atadığı adamlarının Carlos'u sefahate sürüklemesi olduğuna inanılır. Felipe 1665 yılında öldü. Tahta oğlu II. Carlos geçti. Ölümünün ardından anısına Roma'da katafalk inşa edildi.

Sanatın Himayesi ve Mimari Miras

Kral, sanat alanındaki tutkularıyla da ön plana çıktı. Diego Velázquez'i himayesi altına alması ve Lope de Vega, Pedro Calderón de la Barca gibi yazarları sevmesi onun sanatsal zevki konusunda fikir verebilir. Kralın saltanatı sırasında pek çok komedi oyunu yazıldı. Ayrıca, Madrid'de Buen Retiro Sarayı'nı yaptırdı. Bu sarayın kalıntıları halen Prado Müzesi'nin yan tarafındadır.

Siyasi Kayıplar ve Portekiz İsyanı

1 Aralık 1640'ta Lizbon'da bir ayaklanma çıktı. Portekiz halkı Felipe tarafından değil, Braganzas Hanedanı tarafından yönetilmek isteniyordu. Böylece 60 senelik İber Adası birliği son buldu ve Portekiz'in İadesi Savaşı başladı. Bu savaşı Habsburglar kaybetti. 1643 yılında, Felipe, ülkenin her yerinden gelen şikayetleri dinleyerek tüm gücü elinde toplamış olan başbakanın işine son verdi. Fakat, herkesin rahatsız olduğu başbakandan kurtulduktan sonra, bir kral olarak ülkesine kendi adama konusunda zorluk yaşadı. Bir süre ülkeyi yönetmek için çabaladıktan sonra bu işleri gene kendisine telkinde bulunan favori danışmanlarına bıraktı.

Popüler Kültürde IV. Felipe

Yazar Gonzalo Torrente Ballester, The King Amaz'd isimli romanında, IV. Felipe'nin gençlik günlerini ironik bir dille anlattı. Bu roman temel alınarak çekilen El rey pasmado isimli sinema filmini Imanol Uribe yönetti. Filmde, Felipe'yi Gabino Diego canlandırdı. İspanyol yazar Arturo Pérez-Reverte ise kral zamanında yaşanan sosyal, politik ve askeri hayattaki zorlukları roman serisi Captain Alatriste'de anlattı. Çocuk kitabı I, Juan de Pareja ise ressam Diego Velazquez'in IV. Felipe'nin maiyetinde geçirdiği günleri anlatır. Kral bu romanda duygusal, utangaç ve kibar biri olarak betimlendi.