III. Aleksios Angelos Kimdir ve Soy Ağacı
III. Aleksios Angelos, 1195 ile 1203 yılları arasında Bizans imparatorluğu yapmış tarihi bir figürdür. Yaklaşık 1153 yılında doğmuş ve 1211 yılında hayatını kaybetmiştir. Babası Anadolu'da görev yapan bir asker olan Andronikos Dukas Angelos, annesi ise Öfrosin Kastamonitissa'dır. Ailesi, köklü geçmişi sayesinde Bizans hükümdarları ile oldukça yakın akrabalık bağlarına sahipti. Babasının annesi I. Aleksios ile İrini Dukena'nın en küçük kızı Theodora iken, babasının babası Sicilya'da amiral olarak görev yapmış olan Konstantinos Angelos idi. Küçük kardeşi II. İsaakios ise 1185 yılında yaşanan bir halk devrimi neticesinde imparatorluk tahtına çıkmıştır.
Gençlik Yılları ve Sürgün Hayatı
I. Andronikos'un imparatorluk döneminde Aleksios Angelos, babası ve erkek kardeşleri ile birlikte 1183 yıllarında İznik ve Bursa'da imparator aleyhine düzenlenen isyanlara aktif olarak katıldı. Bu isyan teşebbüsleri başarısızlıkla sonuçlanınca Aleksios Bizans topraklarından kaçmak zorunda kaldı. Gençlik yıllarının birkaç yılını güneydeki Müslüman emir ve hükümdarların yanında sürgünde geçirdi; bu isimler arasında Selahaddin Eyyubi de yer alıyordu. 1185 yılının sonlarında ise Antakya bölgesinde Haçlı Latinler tarafından tutsak alındı. Kardeşi II. İsaakios onu kurtarmak amacıyla Akka'ya 80 kadırgalık büyük bir Bizans donanma filosu gönderdi. Aleksios bu sayede özgürlüğüne kavuştu ancak gönderilen bu filo Norman Sicilyalar tarafından tamamen imha edildi. 1190 yılında Konstantinopolis'e dönen Aleksios, kardeşi tarafından kendisine verilen yüksek bir paye olan sebastokratōr unvanıyla saray bürokrasisinde kritik bir görev üstlendi.
İmparatorluk Dönemi ve Taht Mücadelesi
1195 yılında II. İsaakios Bulgaristan seferi kapsamında Trakya'da bir sürek avındayken, Aleksios karısı Euphrosyne Doukaina Kamatera'nın desteği ve ordu askerlerinin yardımıyla III. Aleksios Angelos adıyla imparator ilan edildi. Kaçmaya çalışan II. İsaakios, Makedonya'nın Stagira şehrinde yakalandı. III. Aleksios, kardeşinin gözlerini kör ettirerek onu kapalı bir hapse attırdı. İşlediği bu büyük suçu halka unutturmak ve tahttaki konumunu sağlamlaştırmak uğruna imparatorluk devlet hazinesini büyük paralar harcayarak tamamen boşalttı ve ülkeyi malî bir yıkıma sürükledi. Aynı kaygılarla ordudaki subayların disiplinsiz davranışlarına göz yumdu, bu da ülkeyi dış saldırılara karşı savunmasız bıraktı. 1195 senesinde Kutsal Roma Cermen imparatoru VI. Heinrich, III. Aleksios'u 500 kilo altın haraç ödemeye mecbur bıraktı. İmparatoriçe ve yandaşı General Vatatzes bu ödemeyi engellemeye çalışsa da, Vatatzes imparatorun emriyle suikasta kurban gitti ve haraç ödendi.
Dış Tehditler ve Sınır Politikaları
Bizans İmparatorluğu bu dönemde doğudan Anadolu Selçuk Devleti tarafından saldırıya uğrarken, batı sınırlarında ise Bulgarlar, Ulahlar, Kumanlar, Uzlar ve Peçenekler Makedonya ile Trakya ovalarını hiçbir direnişle karşılaşmadan talan etmeye başladı. Özellikle Bulgar Kralı Kaloyan, stratejik öneme sahip bazı Bizans şehirlerini kendi topraklarına kattı. III. Aleksios bu tehlikelere karşı askeri çözümler yerine yeni yerleşke ve diplomatik politikalar izlemeyi seçti. Batı sınırlarına toprak ve çeşitli imtiyazlar vererek yeni muhacirler yerleştirdi ve sınırları bu yolla koruma altına almaya çalıştı. Ancak bu politika ters teperek büyük topraklar elde eden kişilerin merkezi devlet kanunlarından ve vergilerinden kaçarak başlarına buyruk hareket etmesine yol açtı. Sınırlar kağıt üzerinde korunmuş gibi görünse de Bizans devletinin merkezi yaptırım gücü ciddi ölçüde zayıfladı.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!