İsmail Safa Kimdir ve Edebi Kimliği
Türk edebiyat tarihinin önemli isimlerinden biri olan İsmail Safa, 21 Mart 1867 tarihinde Mekke'de dünyaya gelmiştir. Bir Türk şair, yazar ve eleştirmen olan sanatçı, zaman zaman Kâmil takma adıyla da şiir ve yazılar kaleme almıştır. Eserleriyle Servet-i Fünûn şairlerindendir anılan yazar, aynı zamanda yazar Peyami Safa ve gazeteci İlhami Safa'nın babası, siyasetçi Ali Kami Akyüz'ün de ağabeyidir.
Yaşam Öyküsü ve Eğitim Hayatı
19. yüzyıl şairlerinden olan İsmail Safa, Türk edebiyat tarihindeki Tanzimat ile Servet-i Fünûn dönemleri arasındaki kuşaktandır. Dedesi Trabzonlu bir tacir olan İsmail Efendi, babası ise şiirler de yazmış olan Mehmed Behçet Efendi'dir. Anne tarafından aile soyu Fatih Sultan Mehmet'in hocası Akşemseddin'e kadar ulaşmaktadır. Babasının görevi sırasında 1867'de Mekke'de doğan yazar, annesini altı yaşında, babasını ise on bir yaşında kaybetmiştir. 1878'de kardeşleri ile birlikte Mekke'den İstanbul'a gelen sanatçı, aile büyüklerinin yardımıyla erkek kardeşleri Ahmed Vefa ve Ali Kâmi Akyüz ile birlikte Darüşşafaka'ya kaydedilmiştir. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, bir yandan öksüz olmanın getirdiği hüzün, diğer yandan kardeşlerinin kendisine yüklediği sorumluluk o yılların sıkıntılar içinde geçmesine neden olmuştur.
Memuriyet ve Özel Yaşamındaki Zorluklar
1886 yılında Darüşşafaka'yı bitirerek Evkaf Nezareti'nde bir memuriyete giren İsmail Safa, az bir zaman sonra İstanbul Telgrafhanesi muhabere memuru olmuş, 1887 yılında ise Mekteb-i İdâdî-i Mülkî son sınıf edebiyat öğretmenliğine getirilmiştir. Ardından 1890 yılında Meclis kaleminde göreve başlayan şair, 1893 yılında veremden ölen ilk eşi Refia Hanım'ın kaybıyla derinden sarsılmıştır. İkinci evliliğinin hemen sonrasında, 1895'te bu defa kendisi verem hastalığına yakalanmış ve doktorların önerisi ile Midilli'ye hava değişimine gitmiştir. İstanbul'a dönüşünde hastalığının iyileştiğini düşünmektedir.
Sürgün Yılları ve Siyasi Duruşu
İsmail Safa, II. Abdülhamid baskısına cephe alan o dönemin aydınlarındandır. Kendi görüşünde olan Ubeydullah Hatipoğlu, Hüseyin Siret Özsever, Tevfik Fikret, Abdullah Cevdet gibi arkadaşlarıyla sık sık toplantılar yapan yazar, o günlerde yazdığı Ey Halk Uyan ve Sultan Hamid'e adlı şiirleriyle büyük ilgi ve bir o kadar da tepki uyandırmıştır. Diğer arkadaşları gibi o da devlet yönetimi tarafından devamlı gözaltında tutulmuş ve sonrasında 29 Nisan 1900 tarihinde Sivas'ta bir anlamda sürgün olarak bir göreve atanmıştır. Bu yaşamın getirdiği sıkıntıların üzerine şair, o tarihlerde kızları Selma ve Ulya'yı kısa aralıklarla kaybetmiş, acılarını ilk eşinden dünyaya gelen Selâmi, ikinci eşinden dünyaya gelen İlhami ve Peyami ile dindirmeye çalışmıştır.
Vefatı ve Mezar Yerinin Değişmesi
Yaşadığı tüm bu sıkıntılar üzerine hastalığı yeniden ortaya çıkan şair, 24 Mart 1901 tarihinde Sivas'ta vefat etmiştir. İlk olarak Garipler Mezarlığı'na gömülmüştür. Ancak sonraki yıllarda Sivas milletvekili Yusuf Ziya Başara'nın çabalarıyla cenazesi Garipler Mezarlığı'ndan alınarak Hacı İzzet Paşa Camisi Mezarlığı'na aktarılmıştır. Bir süre sonra bu defa Hacı İzzet Paşa Camisi'nin yıkımına karar verilmesiyle, aynı yıllarda Sivas Lisesi'nde öğretmenlik yapmakta olan halkbilimci Eflatun Cem Güney'in çabaları ile cenazenin yeri ikinci defa değiştirilerek Ali Ağa Camisi Mezarlığı'na gömülmüştür.
Şiir Kitapları
İsmail Safa'nın edebiyat dünyasına kazandırdığı başlıca eserleri arasında Sünühat (1889), Huz mâ Safâ (1891), Mağdûre-i Sevdâ (1891), Mevlid-i Peder-i Ziyâret (1895), Mensiyyât (1896), ölümünden sonra yayımlanan Hissiyât (1912) ve İntâk-ı Hakk'ın Tahmisi (1912) yer almaktadır.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!