Ioannis Doukas Kimdir ve Soy Kökü Nedir?

Paflagonyalı bir asil olan ve Moesia Superior Thema'sı valisi olarak görev yapan Andronikos Dukas'ın oğlu olan İoannis Dukas ya da Yannis Dükas, aynı zamanda Bizans İmparatoru X. Konstantinos'un kardeşidir. Yaklaşık olarak 1088 yılında hayata gözlerini yuman bu önemli figür, İmparator I. Aleksios'un karısı İrini Dukena'nın baba tarafından büyük babası olma özelliğini de taşımaktadır.

Sezar Olarak Siyasi Kariyeri ve Yükselişi

X. Konstantinos tarafından kendisine Caesar unvanı verilen İoannis Dukas, kardeşinin ölümünden I. Aleksios dönemine kadar sarayın en etkili üyelerinden biri olmayı başarmıştır. Sahip olduğu büyük servet, Trakya ve Bitinya bölgelerinde yer alan emlaklarından gelmekteydi. Tarihçi Mihail Psellos'un yakın arkadaşı olan Dukas, kaynaklarda genellikle bir saray üyesi olarak anılsa da kariyerine bir general olarak başlamıştır.

Kardeşine danışmanlık ve destekçilik yaptıktan sonra, 1067 yılında kardeşinin vefatının ardından yeğeni VII. Mihail Dukas'ın haklarının doğal koruyucusu olarak ön plana çıktı. Sezar unvanı ve ailesinin Senato üzerindeki büyük etkisi, Eudokia Makrembolitissa'nın IV. Romanos Diogenes ile evlenmesine karşı saray yetkililerinin muhalefet etmesinin temel sebebiydi. Romanos'un hükümdarlığı boyunca en keskin düşmanı kesilen Dukas, tüm entrikalarını çevirirken Bitinya'daki emlaklarında emeklilik hayatı yaşıyor gibi görünmeyi tercih etti.

Malazgirt Sonrası Saray Darbesi ve Romanos'un Sonu

1071 yılında Malazgirt Meydan Muharebesi ile büyük bir felakete dönüşen seferde, oğlu Andronikos Dukas'ın da sefere katılıp imparatoru yalnız bıraktığı öğrenildi. Romanos'un esir düşmesi, İoannis'e Eudokia Makrembolitissa'nın talebiyle saraya geri dönme fırsatı verdi. Mihail Psellos ile güçlerini birleştiren İoannis, imparatoriçenin oğlu ile gücü paylaşmasını sağladı ve nihayetinde Ekim 1071'de imparatoriçeyi rahibe olup saray işlerinden el etmeye zorladı. Böylece VII. Mihail adına fiilen hükûmetin başı konuma geldi.

Romanos'un esaretten kurtulup yaşadığının ortaya çıkması üzerine İoannis, oğulları Andronikos ve Konstantinos'u onu yakalamaları için gönderdi çünkü yeğeni VII. Mihail'in tek imparator kalmasını istiyordu. Başlangıçta Romanos'un istifa edip manastıra kapanması konusunda anlaşmaya varılsa da, Romanos'a duyduğu büyük nefret anlaşmayı bozdurdu. Dukas, Romanos'un kör edilmesi emrini verdi ve kaptığı iltihaptan ölüm yatağında yatan Romanos'a tebrik içeren alaycı bir mesaj yolladı. Bu hamleyle birlikte sarayda tek hakim olarak İoannis ve Mihail Psellos kaldı.

Ancak Sezar, kendi göreve getirdiği hadım Nikeforitzes tarafından zamanla geri plana atıldı. 1073 yılında hadım, VII. Mihail'in güvenini kazanarak amcasına karşı cephe aldı. Bunun sonucunda İoannis, Boğaziçi kıyıları yakınlarındaki ormanlarda avlanmaktan hoşlandığı büyük emlaklarında zorunlu bir emekliliğe mahkûm edildi.

1074 İsyanı ve Trajik Son

Bu süreçte Selçuklu Hanedanı'nın ilerleyişi, Bizans yönetiminin İsaakios Komnenos idaresindeki paralı askerlerle birleşerek harekete geçmesine yol açtı. Roussel de Bailleul idaresindeki Norman paralı askerler Bizans'a karşı isyan ederek imparatorluk ordusunu yendi ve Küçük Asya'da bağımsız bir krallık kurmaya teşebbüs etti. Bölgedeki durumun kontrolden çıkması üzerine 1074 yılında VII. Mihail, amcasını Normanları yenmesi için ordunun başına geçmeye zorladı.

İoannis karargâhını Dorylaeum yani günümüzdeki Eskişehir yakınına kurdu. İki ordu, Konstantinopolis ile Küçük Asya'nın iç vilayetlerini bağlayan ana hattın geçtiği Zompi Irmağı üzerindeki köprü civarında karşı karşıya geldi. Frank paralı askerlerin ve geleceğin hükümdarı General Nikiforos Botaneiates'in yönetimindeki Asyalı destek birliklerinin ihaneti sonucunda İoannis yenildi ve oğlu Andronikos ile birlikte esir düştü. Zafer kazanan paralı askerler Boğaziçi sahillerine kadar ilerlediler. İoannis'in genç oğlu Konstantinos'un komutasındaki ordu ise Konstantinos'un ani ölümüyle dağıldı.

Roussel de Bailleul, Konstantinopolis'te imparatoru atama konusunda kararsız kaldıktan sonra kendi imparatorunun baş komutanı olmaya karar verdi ve esir tutulan İoannis Dukas'ı imparator ilan edip yeğenini tahttan indirmeye ikna etti. Konstantinopolis'e doğru ilerlerken VII. Mihail ve Nikeforitzes güvenliklerinden endişe ederek Anadolu Selçuklu Devleti kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah ile müttefik oldular. Karşılığında bazı vilayetlerin yönetimi vaat edilen Türkler, Mihail'in yanında yer alarak İoannis Dukas ve Roussel de Bailleul'in kamp kurduğu Sofon Dağı'na doğru hareket ettiler. Paralı askerler pusuya düşerken Roussel de Bailleul kaçmayı başardı, İoannis Dukas ise esir alınarak isyan bastırıldı.

Bir süre sonra yeğeni tarafından ödenen fidye sayesinde serbest bırakılan İoannis Dukas, imparatorlukla ilgili tüm hırslarından vazgeçip keşiş olması şartıyla kör edilmekten kurtuldu.