I. Abbas veya Büyük Abbas (d. 27 Ocak 1571, Herat - ö. 19 Ocak 1629, Kaşan), Safevi Hanedanlığının beşinci hükümdarıdır.
Şah Muhammed Hüdabende'nin üçüncü oğludur. 3 Ekim 1587 tarihinde Türkmen şeflerinin desteklediği bir askerî darbe ile 17 yaşında tahta geçip 1629 yılına kadar 42 yıl hükümdar olarak kalmıştır. Hükümdar olduğu tarih Safevi Devleti açısından zorlu bir dönemdir. İçeride Türkmen aşiretleri arasındaki kanlı çatışmalar, doğuda Özbek akınları, batıda ise Osmanlı İmparatorluğu'nun baskısı altındaydı. Bu durumun kaçınılmaz sonucu olarak ülke ekonomik olarak da çözülmektedir. Tarımsal ve endüstüriyel üretim düşerken ticaret de çökmüştür.
Tahta geçtiğinde ilk fırsatta, 1590 yılında büyük toprak kayıplarını sineye çekerek Osmanlı İmparatorluğu'yla 12 yıldır süren 1578-1590 Osmanlı-Safevî Savaşı'nı Ferhat Paşa Antlaşması ile sona erdirerek batı sınırlarını güvene almış, ardından iç isyanları bastırarak doğuda Horasan topraklarına sık sık akınlar düzenleyen Özbek saldırılarını durdurmuş, askeri - siyasi, toplumsal ve ekonomik bir dizi programı uygulamaya koymuştur. Tüm bu düzenlemelerle Safevi İmparatorluğu adeta yeniden kurulmuştur. Hükümdarlık döneminin ortalarında, başlarda Osmanlı'nın elinden aldığı geniş toprakları tekrar geri aldığı gibi, başka fetihlerle Safevi İmparatorluğu'nu en geniş sınırlarına ulaştırmış bulunuyordu.

İlk yılları

Abbas, Mirza Muhammed Hüdabende ve Hayr'ül Nisa Begüm'ün üçüncü oğlu olarak Herat'ta (günümüzde Afganistan'da yer alan, geçmişte Horasan'ın başkenti olan şehir) dünyaya geldi. Annesi, dördüncü Şiî İmamı Zeyn el-Abidin'in soyundan geldiğine inanılan, Mazenderan Eyaleti'nin Maraşi hükümdarının kızıydı. Doğduğu zaman Abbas'ın dedesi Şah Tahmasb, İran'ın Şahıydı. Abbas'ın ailesi tarafından bakılmak suretiyle, Herat Valisi olan Ali Kuli Han Şamlı ve eşi Hani Han Hanım'a verildi. Abbas dört yaşındayken Tahmasb, Abbas'ın babasını, bozuk sağlığı için iklimin daha iyi olduğu Şiraz'da kalması için gönderdi. Geleneğe göre hanedan kanından en az bir mirza Horasan'da ikamet etmek zorundaydı, bu yüzden Tahmasb, Abbas'ı küçük yaşta olmasına rağmen eyalet valisi olarak atadı.
1578 yılında Abbas'ın babası İran Şahı oldu. Abbas'ın annesi kısa sürede idareye hakim oldu. Muhammed'in zayıf yönetimi, İran'ın başlıca düşmanları olan, Osmanlı İmparatorluğu ve Özbeklerin, ülkenin düştüğü zayıflıktan yararlanarak işgale başlamışlardı, ancak Kızılbaşların birbirlerine olan düşmanlığı düşmanın işgaline karşı koyamadı. Yetenekli bir şehzade olan Hamza Mirza, Osmanlı aleyhinde bir sefer yürüttü ise de 1586'da öldürüldü.
Abbas, 14 yaşındayken Horasan'daki Kızılbaş liderlerinden biri olan Mürşid Kuli Han'ın vesayetine girmişti. Büyük bir Özbek ordusu 1587'de Horasan'ı işgal ettiğinde Mürşid Han, zamanın Şahı olan Muhammed'i devirmenin zamanı geldiğine karar vererek Safevi başkenti olan Kazvin'e genç şehzade ile birlikte giderek 16 Ekim 1587'de şah ilan etti. Muhammed, kendisine yapılmış olan olan bu darbeye göz yumdu ve ertesi yıl 1 Ekim 1588'de şahlık tacını oğluna bıraktı.

Tahta geçişi

Abbas Mirza'nın (Şehzade Abbas) büyük kardeşi Hamza Mirza, 1586 yılı sonlarında bir suikast sonucunda öldürülmüştü. Safevi tahtında çok yaşlı ve kör babası Muhammed Hüdabende bulunmaktaydı. Ancak durumu gereği yönetimden uzak yaşamaktadır. Bu yönetim boşluğundan yararlanan Özbek ve Osmanlı kuvvetleri, ülkeye doğudan ve batıdan saldırarak Safevi topraklarından parçalar koparıyorlardı. Öyle ki Şah Tahmasp zamanındaki (ölümü 1576) Safevi topraklarının yarıya yakını istila edilmiştir. Elde kalan topraklarda ise Türkmen şefleri arasındaki çekişmeler ülkede adeta bir iç savaş durumu oluşturmaktadır. Söz konusu iç çekişmeler esas olarak belli başlı büyük Türkmen kabileleri şefleri arasındadır. Ülke gerçekte ikiye bölünmüş gibidir. Merkezde Ustacalu ve Şamlu aşiretleri hakim durumdayken Horasan bölgesinde ise Herat Valisi Şamlu Ali Kulu Han'la Meşhed Valisi Ustacalu Mürşit Kulu Han arasında kanlı bir savaş yaşanmıştır. Ustacalu Mürşit Kulu Han bu savaşta Abbas Mirza'yı bir hile ile yanına alarak Meşhed'e götürdü, Horasan Hükümdarı ilan edip adına sikke kestirdi, kendisini de hükümdar naibi olarak ilan etti.
Bu arada Abbas Mirza Herat valisiydi. Ancak yönetimin bütün işleri lalası Mürşit Kulu Han tarafından yürütülmektedir. Ülkenin içinde bulunduğu durumdan endişelenen emirler, o sıralar Meşhed'deki Abbas Mirza'ya haber göndererek derhal başkent Kazvin'e gelmesini istediler. Özbekler'in Horasan'ı işgal edip Herat'a saldırmaları üzerine Abbas Mirza ve Mürşit Kulu Han, 300 kişilik bir Türkmen süvari birliğiyle, Özbekler'i karşılamak görünümünde yola çıktılar. Bu arada Mürşit Kulu Han, Türkmen emirlere mektuplar göndererek Abbas Mirza'nın tahtı alması için desteklerini istemiştir. Türk ve Tacik kuvvetlerin katılımıyla 2 bin kişilik bir kuvvet olarak başkente gelirler. Bu askeri kuvvette, dolayısıyla Abbas Mirza'nın tahta geçmesinde asıl destek Ustacalu ve Şamlu aşiretleridir. Başkente veliaht Ebu Talip Mirza'yı infaz ettirdiler. Şah Muhammed Hüdabende bir isyanı bastırma girişimi nedeniyle başkentte değildi. Güvenilir adamlarınca bilgilendirildi ve başkente doğru yola çıktı. Ancak Kum Hakimi kentin kapılarını açmadı. Diğer yandan başkentte durumu kontrol altına alan Mürşit Kulu Han, başkentte evi ve arazisi olan askerlerin bir an önce dönmelerini, yoksa mallarının müsadere edileceğini ilan edince Şah Muhammed Hüdabende'nin yanındaki askerler onu terk ederek başkente geldiler. Bunun üzerine Şah Muhammed Hüdabende tahttan çekilerek cülus töreninde Safevi tacını kendi eliyle Abbas Mirza'nın başına koymuştur.