Hunat Hatun Adının Kökeni ve Kimliği

Tarih kaynaklarında Hunad ya da Hond Hatun olarak geçen, Eski Anadolu Türkçesinde ise Farsça kökenli harflerle ifade edilen bu önemli figür, I. Alaeddin Keykubad'ın eşi ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in annesidir. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde medreseler ve aşevleri gibi pek çok eser bırakmış olan bu güçlü kadın, özellikle Kayseri'de adını taşıyan büyük bir külliyesi ile tanınmaktadır.

Yaşamı ve Ailesi

Mahperi Huand Hatun'un etnik kökeni tarihçiler arasında tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Bazı tarihçiler onun Rum olduğunu savunurken, diğerleri Ermeni kökenli olduğunu öne sürmektedir. Babası, Antalya yakınındaki Kalonoros yani Alanya Kalesi'nin hakimi Kir Vard idi. Kimi kaynaklarda babasının Adom adlı bir Ermeni büyüğünün oğlu olduğu belirtilse de ismindeki Kir unvanı onun Bizans hizmetinde bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca amcası Alara Kalesi'nin hakimi idi. Tarihsel süreçte 1146 yılında Konya'yı kuşatıp alamayan Bizans'ın otoritesi Anadolu'dan çekilmiş, Miryokefalon Muharebesi ve IV. Haçlı Seferi sonrasında Akdeniz sahiliyle bağlantısı kopan bağımsız şehirler ortaya çıkmıştı. Babası Kir Vard da Bizans'ın bölgeden çekilmesiyle bağımsız hareket etmeye başlamış ve adeta bölgenin ruhani lideri konuma gelmişti. I. Alaeddin Keykubad'ın Alanya'yı kuşatması üzerine Kir Vard bir mektup göndererek anlaşma talep etmiş, kendisine ve ömrünün geri kalanına güvenli bir yer verilmesini istemiştir. Keykubad bu teklifi kabul etmiş ve sadakatin kanıtı olarak ailesinden biriyle akrabalık kurulmasını şart koşmuştur. Bunun üzerine Kir Vard kızını Sultan'a eş olarak göndermiş, kendisine ise kalenin devri karşılığında Akşehir ve iki karye mülk olarak verilmiştir.

Evliliği ve Taht Mücadelesi

Prensesin evlenmeden önceki adının Yunanca hanımefendi anlamına gelen Despina unvanının bozulmuş hali olan Destina olduğu söylenmektedir. Evlendikten sonra kendisine Mahperi ismi verilmiştir. Farsça efendi ve hükümdar anlamına gelen Huand unvanı, Despina unvanının bire bir çevirisidir ve yakın dönemde halk arasında Hunat şeklini alarak asıl isminin yerini almıştır. Kocasının ölümüne kadar Hristiyan olarak kaldığı bilinen Mahperi Hatun, hayatının büyük kısmını Kayseri'deki Keykubadiye Sarayı'nda geçirmiştir. Sultan Alaeddin Keykubad'ın Mısır Eyyubi hükümdarının kızıyla yaptığı ikinci evlilikten çocukları olması ve ortanca oğlu İzeddin Kılıçarslan'ı veliaht ilan etmesinin ardından Sultan ani ve şüpheli bir şekilde zehirlenerek ölmüştür. Bu ölümün ardından iki sultan eşi arasında büyük bir taht mücadelesi başlamıştır. Dönemin vezirleri ve emirlerinin, özellikle Sadeddin Köpek'in desteğiyle mücadeleyi kazanan Hunat Hatun, oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev'i Anadolu Selçuklu tahtına geçirmeyi başarmıştır. Bu süreçte rakibi Melike Adil Ankara Kalesi'nde, oğulları Borgulu Kalesi'nde öldürülmüş, kızları ise Anadolu'dan uzaklaştırılmıştır. Tarihçiler, Sultan'ın zehirlenmesi olayında II. Gıyaseddin Keyhüsrev ve Valide Sultan Hunat Hatun'un parmağı olduğunu düşünmektedir.

Müslüman Olması ve Hayır Eserleri

Oğlunun saltanatının başlarında Müslüman olduğu bilinen Hunat Hatun, kendini hayır işlerine adamıştır. Kayseri'de kendi adını taşıyan ve medrese, cami, türbe ile hamamdan oluşan Hunat Hatun Külliyesi'ni inşa ettirmiştir. Külliye içerisindeki caminin inşa kitabesinde yapım tarihi olarak Hicri 635 yani Miladi 1238 yılı yazmaktadır. Eşinin şüpheli ölümü ve oğlunu tahta geçirme mücadelesi sırasında Hristiyan kalmasının mümkün olmadığı, sonrasında ise Müslümanlığını inandırıcı kılmak zorunda olduğu ileri sürülmüştür. Melike Adil ve oğullarının öldürülmesinin ardından Müslüman olması ve cami yaptırması, bazı kaynaklarca geçmişini unutturma ve kendini affettirme çabası olarak değerlendirilmiştir. Halk arasında ise Müslüman olmasına İncesu'nun Tekke Dağı'nda zaviye yaptıran Şeyh Turasan Veli'nin vesile olduğu yönünde menkıbeler bulunmaktadır. 1243 yılında Moğollar Kayseri'yi ele geçirdiğinde gelini Gürcü Hatun ve torunu Selçuk Hatun ile birlikte kaçarak Adana'daki küçük bir Ermeni krallığına sığınan Hunat Hatun, buradaki Ermeniler tarafından Moğollara teslim edilmiştir.