Hacı Ağa Fakir Ordubadi (1836, Ordubad - 1886, Ordubad), Azerbaycanlı aydın ve şairdir. Memmed Said Ordubadi'nin babasıdır.
Hayatı
Hacıağa Fakir Ordubadi 9 Ocak 1836 tarihinde Ordubad şehrinde küçük bir tüccar ailesinde dünyaya gelmiştir. Oğlu Memmed Said Ordubadi'nin bildirdiğine göre, Hacıağa Fakir, Mirza Hatem Ordubadi'nin torunu olup, aile kökenleri İran'ın Dizmar bölgesindeki Üştibin köyüne dayanmaktadır. Söz konusu aile, bir dönem Hasanabad hanlarının baskısından kaçarak Ordubad'da iskân etmiştir. Ailenin reisi Mehmet Bey ticaretle meşgul olduğundan dolayı, düzenli olarak İran'ın farklı şehirlerine - bilhassa Tebriz, Meraga ve Şiraz'a - seyahat etmekteydi. Bu yolculuklara zaman zaman oğlu Hacıağa'yı da yanında götürmekteydi. Hacıağa Fakir'in genç yaşlardan itibaren çeşitli kültürel çevrelerle temas kurması ve farklı toplumsal süreçlere bizzat şahitlik etmesi, onun dünya görüşünün şekillenmesinde ve ileriki entelektüel gelişiminde belirleyici rol oynamıştır.
Feridun Bey Köçerli'nin araştırmalarına göre, Fakir Ordubadi eğitimini Şiraz'da almış, Arapça ve Farsçayı ileri düzeyde öğrenmiştir. O, Doğu klasiklerinin - özellikle Sadi, Hafız, Hayyam, Nizami ve Fuzûlî'nin eserleriyle yakından tanış olmuş, onların etkisi altında şiir sanatında yetişmiştir.
Hacıaga Fakir Ordubadi, 1831 yılında faaliyete başlayan “Encümen-i Şuara” meclisinin aktif üyelerinden biri olmuştur. XIX. yüzyılın ikinci yarısında, özellikle 1860–1880 yılları arasında “Encümen-i Şuara” meclisinin yönetimi Hacıaga Fakir Ordubadlı'ya geçmiştir. Onun önderliği altında meclisin etkinliği yalnız yerel düzeyle sınırlı kalmamış, Bakü, Lenkeran, Şamahı, Karabağ ve özellikle Güney Azerbaycan'daki diğer edebî çevrelerle de sıkı yaratıcı ve düşünsel-estetik ilişkiler kurulmuştur. Ayrıca S. A. Şirvani ile dostluk etmiş, ona “Seyyida” redifli manzum bir mektup yazmıştır. Bu mektubunda “Encümen-i Şuara” meclisinin üyelerinden söz etmenin yanı sıra, yaşadığı yoksulluk ve zorluklardan da yakınmıştır. “Encümen-i Şuara” meclisindeki Fakir'in aktif katılımı, onun edebî şahsiyetinin gelişiminde belirleyici olmuş, aynı zamanda edebî ortamın şekillenmesine önemli katkılar sunmuştur.
Fakir'in eleştirel tutumu ve şairlik yeteneği, ona karşı dini çevrelerin ve bazı yerel yönetim temsilcilerinin öfkesine yol açmıştır. Kendisi ve yakın arkadaşı, meslektaşı Muhammed Taghi Sidqi ile birlikte, Ordubad gibi fanatik bir ortamda sıradan halk tarafından ilgi görmediklerinden dolayı uzun süre buradan ayrılmak zorunda kalmış, Türkistan ve İran'da yaşamışlardır. Bu yıllar, onların edebî faaliyetlerini de etkilemiştir.
Fakir, vatanına döndükdən sonra da toplumsal ve siyasal eleştirilerinden geri adım atmamış, okul açmak suretiyle aydınlanma çalışmalarını sürdürmüştür. Bununla birlikte, dini hurafecilerin ve bazı zengin kişilerinin baskılarıyla karşılaşmış; bu baskılar sonucunda açtığı okulun öğrencileri başka okullara yönelmiş ve Fakir, okulunu kapatmak zorunda kalmıştır. Ayrıca, şairin babasının ve diğer yakınlarının tutuklanması ile ailesinin maddi ve sosyal durumunun bozulması, hayatının son yıllarını daha da zorlaştırmıştır. Bu dönemde Fakir, maddi sıkıntılarını aşmak amacıyla zengin kişilere övgü şiirleri yazmış ve onlardan destek talep etmiştir.
Ailesi
Oglu Memmed Said Ordubadi'nin aktardığı bilgilere göre, Haciaga Fakir Ordubadi'nin eşi Hanimkiz, İran'ın Usthibin köyünden olup, Penah adında bir bahcivanın kızıdır. Bu evlilikten dört çocuk dünyaya gelmiştir: Hacer, Mehmed, Telli ve Rza.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!