Gustav Mahler (7 Temmuz 1860, Bohemya - 18 Mayıs 1911, Viyana), Yahudi kökenli Avusturyalı besteci ve orkestra şefi.
Geç-romantizm ile modernizm arasındaki dönemin en büyük bestecisi kabul edilen sanatçı; -sonuncusunu tamamlayamadığı - on senfonisi ve romantizmin farklı birçok türünü bir araya getiren orkestra eşlikli şarkıları bestelemiştir. Yaşadığı dönemin önde gelen orkestra şeflerinden birisi idi.
Eserlerinde yaşam ve ölüm korkusunu, insanların yalnızlıklarıyla kuşkularını ve doğayı anlamanın zorluğunu sunmaya çalışan sanatçının müziği; ölümünden sonra 50 yıl görmezlikten gelinmiş, ama daha sonra 20. yüzyıl bestecilik tekniklerinin öncülerinden biri olduğu Arnold Schoenberg, Dmitri Şostakoviç ve Benjamin Britten gibi bestecileri etkilediği kabul edilmiştir.
Yaşamı
1860'ta, o dönemde Avusturya İmparatorluğu’nun bir parçası olan Bohemya’da Almanca konuşan çok çocuklu bir Yahudi ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Ailesi, o çocukken Jihlava kentine taşındı. Babası önce faytonculuk, sonra meyhanecilik yaptı. Bulunduğu yöredeki kışlada çalınan askeri marşlar ve halkın söylediği türküler ve o yöredeki daha sonraki yıllarda bestelerine esin kaynağı oldu.
Müzik dehası çok erken yaşlarda dikkati çekti. Altı yaşına iken piyano çalmayı öğrendi. 10 yaşında iken ilk konserini verdi. Ailesinin 14 çocuğundan sekizi çocukken öldü. Özellikle 1874’te erkek kardeşi Ernst’in uzun bir hastalıktan sonra hayatını kaybetmesi onu çok etkiledi ve duygularını müzikle ifade etmek üzere bir arkadaşının yardımıyla kardeşi anısına bir opera yazamaya girişti. Eserin ne müziği ne de librettosu günümüze gelebildi.
Okul hayatında başarılı bir öğrenci olmayan Gustav Mahler’i babası Viyana Konservatuvarı’nın sınavlarına soktu. 1875-1876 döneminde konservatuvara kabul edilen Gustav, bu okulda başarılı oldu. 1878’de konservatuvardan mezun oldu ve Viyana Üniversitesi’ne kaydoldu; edebiyat ve felsefe derslerini takip etti. Arthur Schopenhauer, Friedrich Nietzsche gibi filozofların düşünceleri müziğini öğrencilik yıllarından sonra da etkilemeye devam etti.
1879’da üniversiteden ayrılıp piyano dersleri vererek hayatını kazanmaya başladı. Bu dönemde ilk önemli yapıtı olan “Das Klagande Lied” ("Yakınma Şarkısı”) adlı kantatı besteledi. Ertesi sene konservatuvarın açtığı yarışa bu eserle katıldı ama “Beethoven Kompozisyon Ödülü”’nü kazanamayınca kendisine daha güvenli bir geçim sağlama amacıyla orkestra şefliğine yöneldi; beste yapmayı uzun yaz tatillerine bıraktı. Bu nedenle “yaz bestecisi” olarak bilinir.
Orkestra Şefliği
Bundan sonraki 17 yıl boyunca şeflikte adım adım yükseldi. Şef olarak, “basılı notaların uyulması gereken kutsal metinler olmadığı” düşüncesiyle hareket ediyordu
Avusturya’da yönettiği müzikal farsların ardından Leipzig, Prag, Budapeşte gibi önemli operalarda çalıştı; 1891-1897’de Hamburg operası’nda görev yaptı; şef olarak yaygın bir üne kavuştu. Bu başarıları; 37 yaşındayken, Avrupa’nın en önemli müzikal pozisyonu olan Viyana Kraliyet Operası’nın sanat yönetmenliğine getirilmesini sağladı.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!