Titus Flavius Domitianus (24 Ekim 51 – 18 Eylül 96), Batı'da genellikle Domitian adıyla bilinen Flavius Hanedanına mensup, Roma imparatoru. Domitianus, Vespasianus'un oğlu olduğu için, annesi Yaşlı Domitilla ve 14 Ekim 81'de yerine imparator olduğu kardeşi Titus'la birlikte Flavian Hanedanı üyesidir. Tarihi kayıtlara genellikle sarayından çıkmayan, yalnızca nadir durumlarda Senatus'u ziyaret eden bir hükümdar olarak geçmiştir. "Doğası gereği batıl inançlı ve kuşkucu ve mizah duygusundan yoksun" olarak nitelendirilmiştir. Kendi çevresini tercih etmesi ve aristokrasi arasında tutulmaması en büyük kusurları olarak görülebilir. Bu tavırları muhaliflerin Domitianus'u girişken babası ve erkek kardeşinin aksine, huysuz ve kasvetli olarak nitelendirilmesine neden olmuştur. İnsanların yanında rahat tavırlı olma yeteneğinden yoksundur. Seleflerinin aksine aristokratların doğum günü kutlamalarına da katılmamıştır. Başkentten uzak durmayı tercih etmiş, sıklıkla başkent dışındaki konaklarına uğramıştır. Saray çevresi de sürekli onunla seyahat halinde olmuştur. Bu bakımdan Domitian, belli başlı saray kurallarının oluşmasını sağlamış ve sonraki yüzyıllarda saray kompleksinin Roma yaşamında yerleşmesinin temelini atmıştır. Biyografisinin yer aldığı On İki Sezar'da (Domitianus'un Hayatı) Suetonius onu Kütüphanelere karşı oldukça ilgili, edebiyata karşı tutkulu, konuşmalarında Homeros ve Vergilius'un sözlerini özlü bir şekilde kullanabilecek derecede detaylı bilgiye sahip bir kişi olarak çizer. Sanata karşı ilgisinin yanında madeni paralarının değerini kontrol ettirecek kadar devlet idaresini yakından takip etmiştir.
Ailesi ve gençliği
Domitian, Suetonius'a göre Roma'da, babasının consul seçildiği yılın Kasım Kalendi'nden önceki dokuzuncu günde Quirinalis Tepesi'ndeki altıncı bölge olan ad Malum Punicum'da dünyaya gelmiştir. Vespasianus ile Flavia Domitilla Maior'un en küçük oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Domitianus gençlik yıllarında annesini ve kız kardeşini kaybetmişti, babası ve abisi ise kendinden uzakta Germania ve Iudaea lejyonlarında hizmet veriyorlardı. Iudaea İsyanı veya Yahudi İsyanı (MS 66-73) sırasında muhtemelen Praefectus Urbanus olan amcası Titus Flavius Sabinus tarafından himayesi altına alınmıştı. Gençliğinde retorik ve edebiyat dersleri almış, çevresinde zarif, kısa ve öz konuşan bir kişi olarak tanınmıştı. Fakat ağabeyi Titus gibi Magistrate olarak yetiştirilmemişti. Askeri eğitim alıp almadığına dair kayıtlar bulunmamaktadır fakat Suetonius'a göre okçulukta oldukça maharetliydi. 69 yılındaki Dört İmparator Yılı'nda, Roma'da amcasının yanında bulunan Domitianus, çatışmaların merkezinde kalmış ve amcası, Vitellius'un adamları tarafından katledilmiş, kendisi ise Capitolium'a sığınarak kurtulmayı başarmıştır. Vespasianus MS 68-69 İç Savaşı'nda imparatorluğu kazanmıştır. Ağabeyi Titus, birinci Iudaea İsyanı'nda askeri başarılarından ötürü şöhret kazanarak pek çok sayıda resmî görevler almış, Domitianus ise yalnızca ismen onurlandırılmıştır. Bunun temel nedeni askeri başarılar kazanma isteğinin babası Vespasianus'un adamları tarafından engellenmesidir. MS 70'te babası Vespasianus, Titus'un küçük kızı Iulia Flavia ile Domitianus'u evlendirmeye çalışmış fakat Domitianus, kendisiyle evlenmesi için Domitia Longina'yı kocası Lucius Aelius Lamia'dan boşanmaya zorlayarak onunla evlenmiştir. Kocası Lucius Aelius Lamia, prensin isteğine karşı çıkamayacağından dolayı Domitia, imparatorun gelini oldu. Başlangıçtaki kayıtsızlığa rağmen, birlik her iki taraf içinde oldukça itibarlıydı. Domitia Longina, Nero terörünün kurbanlarından, değerli komutan ve şereflendirilmiş politikacı general Gnaeus Domitius Corbulo'nun en küçük kızıydı. 71'de oğulları, 74'te kızları oldu ancak her ikisi de erken yaşta öldü. Evlilik geleneksel olmaktan uzaktı; Domitian adı çıkmış bir çapkındı ama karısı kıskanç değildi. Bazı kaynaklara göre karısı onun metresleriyle olan maceralarına katılırdı. İkinci çocuk olarak, Domitian sorumluluklardan uzaktı. Birkaç onursal Konsüllük ve rahiplik ünvanı aldı ama herhangi bir imperium (emretme yetkisi) memuriyeti olmadı. Kardeşi Titus'un saltanatında durumu hiç kimsenin onu geleceğin imparatoru olarak görmemesinden dolayı aslında hiç değişmedi ama Domitian kesinlikle ihtiraslıydı. Titus öldüğünde, onun halefi olarak selamlanmayı Praetorian muhafızlarının desteği ile sağlama almıştı.
İmparatorluğu (81-96)
Vespasianus ve Titus hükümdarlığında, Flavius destekçisi olmayanlar önemli kamu görevlerinden dışlanmışlardır. Gerçek güç Flavius hiziplerinin elinde toplanmış ve Senatus zayıflatılmıştır. Titus, babasıyla etkili bir şekilde ortak imparator olarak hareket ettiği için, Vespasianus MS 79'da öldüğünde Flavius politikasında herhangi bir değişiklik görülmemiştir. Titus, Domitianus'a ortak imparatorluk yetkisini kısa zamanda vereceğine dair güvence vermiş fakat ne tribunus ne de herhangi bir türden imperium yetkisi Titus'un kısa süren hükümdarlığı sırasında ona verilmiştir. Bazı yazarlar, Domitianus'u Titus'un ölümünden müsebbip tutmuşlardır. Titus'un ani ölümünden sonra Praetor Muhafızları tarafından imparator ilan edilen Domitianus, hoşgörüsüzlüğü ve bağnazlığı ile ön plana çıkmıştır. Otoriter doğası sebebiyle Senatus ile anlaşmazlık yaşamış ve yetkilerini büyük ölçüde kısıtlamıştır. İmparator Domitianus, babası ve kardeşinin hükümdarlıkları sırasında sürdürdükleri cumhuriyetçi anlayıştan hızla uzaklaşmış, devletin yönetim organlarını imparatorluk sarayına taşımış ve Senatus'u dışlamıştır. Mutlak otoriteye sahip olan Domitianus, bir imparatorun halkın günlük yaşamının her alanını kapsadığını, Roma halkına kültürel ve ahlaki bir otorite olarak rehberlik etmesi gerektiğini savunmaktaydı. Bu yüzden Tiberius'un (MS. 14-37) yönetimini kendine referans alarak Augustus (MÖ. 27 – MS. 14) standartlarına yeniden ulaşmayı hedeflemiştir. Selefi Titus ve yeğeni Iulia Flavia tanrılaştırılmış ve Flavius Hanedanı'na ibadet için Quirinalis'te tapınak inşa ettirerek, unutulmaya başlamış olan İmparator Kültü'nü yeniden canlandırmıştır.
Hükümdarlığının ilk yılları başarılı geçmiştir. Bürokrasinin tüm kademeleriyle ilgilenmiş, çeşitli kanunlar çıkararak hukuksal düzenlemeler yapmıştır. Equites (atlı sınıfı) grubunun sorumluluk alanını genişleterek, sarayın ab epistulis (yazışmalar) ve a rationibus (mali idare) gibi bölümlerine o ana kadar olduğu gibi libertus'lar değil, equites grubunun temsilcilerini atayarak, bu işlerin özel çıkarlara hizmet etmesinin önüne geçmiştir, bürokratik kriterler doğrultusunda yürütülmesini sağlamıştır. Hukuk alanında görevini kötüye kullanan idarecilerin ve eyaletlerdeki valilerin yargılanmasını sağlamıştır.
Halkın yaşam kalitesine verdiği önem doğrultusunda İtalya'da yeni üzüm bağlarının dikilmesini yasaklamış ve eyaletlerde var olan bağların da en fazla yarısının kalması onaylanabilecek düzeyde yok edilmesini emretmiştir. Halkın yaşayışı üzerinde katı ahlak normları uygulamış ve vergilendirmede titizlikle hareket etmiştir. Zina suçunun sürgünle cezalandırıldığı Lex Iulia de Adulteriis Coercendis'i yenilemiştir. Bekaret yeminlerini ihlal eden Vesta bakirelerini sert bir şekilde cezalandırmıştır, fuhuşla mücadele etmiştir ve hadım etmeyi yasaklamıştır. Kamu görevlerinin dağıtımında selefleri Vespasianus ve Titus'un politikalarında olduğunun aksine, hane üyeleri oldukça az görev almıştır. Harcamaları gözden geçirerek bütçeyi dengeleme gayesiyle el koyma ve sıkı vergilendirme yoluna gitmiş ve ekonomi alanında yaptığı düzenlemelerle mali durumu iyileştirme girişimlerinde bulunmuştur. Yangında zarar gören kütüphaneleri restore etmek ve kitap tedarik etmek için İskenderiye'deki büyük kütüphaneye yazıcılar göndermiştir. Forum Transitorium, Capitolium, Divorum Porticus, Odeum, Isis ve Serapis tapınakları ve bir Stadium da dahil olmak üzere, yaklaşık elli bina bu dönemde inşa edilmiş veya restore edilmiştir. Hükümdarlığı altında yapılan askeri seferler genellikle küçük çaplı ve savunma amaçlı olmuştur. Askeri açıdan sağladığı en önemli katkısı, imparatorluğu savunmak gayesiyle Ren Nehri boyunca inşa ettirdiği geniş bir yol, kale ve gözetleme kulesi ağını ihtiva eden Limes Germanicus'un geliştirilmesiydi. Gallia'da, Chatti'ye karşı ve Tuna sınırının ilerisinde Suebi, Sarmat ve Daçlara karşı birkaç önemli savaş yapılmıştır. Domitianus, Chatti'ye karşı savaşmak için MS 82'de Legio I Minervia isminde yeni bir lejyon kurmuştur. MS 85-88 yılları arasında gerçekleşen Daçya Savaşları imparator Domitianus'un son askeri seferi olmuştur. Bu savaşlarda Moesia valileri Gaius Oppius Sabinus ve Cornelius Fuscus, Daçya kralı Decebalus tarafından öldürülmüştür. Savaş Lucius Tettius Julianus'un büyük fedakârlıkları sayesinde güçlükle kazanılmıştır. Nihayetinde Roma'nın zararına sayılabilecek bir barış imzalanmıştır. Savaşların sonucunda Domitianus, MS 83'te Germanicus ünvanını almıştır. Ayrıca Augustus'un MÖ.12 yılında provincia olarak belirlenen Germania Magna'yı, MS 82-83'te Germania Inferior ve Germania Superior olarak iki ayrı eyalete bölmüştür. İmparatorun bu seferlerde büyük zaferler kazandığını ifade etmesi muhtemelen propaganda amaçlı olup kendisinin seleflerinden aşağı kalır olmadığını göstermek istemiştir. MS 84'te selefleri döneminde başlatılan Britannia'nın ele geçirilmesi hükümdarlığı sırasında tamamlanmış, Roma'nın Afrika'daki topraklarının birleştirilmesi sağlanmış ve küçük çaplı isyanlar bastırılmıştır.
85'te Domitian kendini, kendi başına çok zor yerine getirebileceği bir görev olarak, Roma ahlakını ve davranışlarını denetleyen İmparatorluk kurumuna ömür boyu Censor olarak atadı. 83 yılıyla birlikte kendi evliliği, karşılıklı sadakatsizlik ve skandallarla kopma noktasına gelmişti. Bu yılda Domitia Longina aktör aşığı Paris'le birlikte yakalandı. Adam idam edildi ve imparatoriçe hızlı bir boşanmanın ardından sürgüne gönderildi. Ertesi yıl Domitian, yeğeni Julia Flavia'ya (Titus'un kızı) karşı ilgi duydu ve ilk evliliğinde olduğu gibi kocasını kovarak kadını kaçırdı. Julia Flavia 91'de bir kürtaj sırasında öldü ve ardından tanrılaştırıldı. Bundan sonra Domitia Longina, Domitian'ın onunla bir daha hiç evlenmemesine rağmen Roma İmparatoriçesi olarak saraya geri çağrıldı.
Domitian'ın en büyük zevki sanat ve oyunlardı. 86 yılında Capitoline Oyunları'nı düzenledi. Olimpiyat Oyunları'nda olduğu gibi, her dört yılda bir yapılıyordu ve atletizm gösterileri, araba, hitabet, müzik ve temsil yarışmaları düzenleniyordu. İmparator, ülkenin her tarafından gelen yarışmacıların seyahatlerinin masraflarını karşılıyor ve ödülleri dağıtıyordu. Aynı zamanda gladyatör gösterilerine de düşkündü ve bu gösterilere kadın ve cüce dövüşleri gibi önemli yenilikler getirmişti.
MS 89'da Germania Superior valisi L. Antonius Saturninus, legio XIV Gemina ve XXI Rapax ve bazı Germen kabilelerinin desteği ile bir isyan çıkarmıştır. İsyanın nedenleri belirsiz olsa da Lejyon komutanları, Domitianus'un Germania sınırındaki savunma politikası, Britanya'daki durum ve Dacçya kralı Decabalus ile yapılan anlaşmadan rahatsız olmuş olabilir. İsyana verilen tepki hiç gecikmemiş, Germania Inferior valisi Aulus Bucius Lappius Maximus, Rhaetia procuratorü Titus Flavius Norbanus'un yardımıyla derhal bölgeye gitmiştir. Marcus Ulpius Traianus legio VII Gemina ile Hispania'dan yardıma çağrılmış, Domitianus ise Roma'dan Praetor Muhafızları ile yola çıkmıştır. Rhenus'un buzların çözülmesi ile Germen kabilelerin yardımını alamayan Saturninus'un isyanı kısa sürede bastırılmış ve isyana liderlik eden Saturninus öldürülmüş, isyancı lejyonlar Illyricum'a gönderilmiştir. İsyanın bastırılmasına yardım edenler ise çeşitli şekilde ödüllendirilmiştir. İktidarını sağlamlaştırması karakterinin daha da değişmesine yol açmıştır. Yönetiminin ilk yılları ordu ve halkın gözünde başarılı geçmiştir. Ancak ilerleyen zamanlarda seleflerinin, kendisinin başarılarını geçtiğini düşünerek toplum üzerinde daha otoriter bir yönetim sürdürmeye başlamıştır. Kendisine Dominus et Deus (Hükümdar ve Tanrı) şeklinde hitap edilmesini istemiştir. Antik kaynaklara göre Roma toprakları içinde yaşayan Yahudilere ve Hristiyanlara tahakküm uygulayarak ağır vergi yükü getirmiştir.. Ayrıca antik kaynaklarda bahsedilen fakat akademik açıdan kesin kabul edilmeyen iddialara göre, Yahudiler ve Hristiyanlar ağır biçimde cezalandırılmıştır. Senatus'un yeniden güç kazanmaya çalıştığını öne sürerek Nero döneminde ön planda olan delatores (muhbirler) bu dönemde yeniden önem kazanmıştır. Hükümdarlığının son yılları kanlı olaylarla geçmiş ve pek çok kişinin nefretini kazanmıştır.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!