Seffah veya Ebü'l-Abbas Seffah (Arapça: أبو العباس السفّاح), Emevî hanedanının yıkılmasına neden olup Abbâsîler devletinin kurulmasıyla 750-754 döneminde ilk Abbâsî hâlifesi olarak hüküm sürmüştür. "Seffah" kendine verilen bir lakap olup Arapçada "kan dökücü" anlamına gelmektedir.
Hâlifelikten öncesi
Ebu'l-Abbas, Haşimoğulları kabilesinin başkanı idi. Bu kabilenin geçmişi Muhammed'in amcası olan Abbas bin Abdülmuttalib'e, ondan dedesi Abdülmuttalib bin Haşim'e, ondan da Haşim bin Abdümenaf'a dayanmakta idi. Haşimoğulları kabilesi dördüncü hâlife olan Ali bin Ebu Talib'e destek sağlamışlardı. Hem Sünnîler hem de Şiîler tarafından kabul edilen birçok hadise göre, Muhammed'in de bağlı olduğu sülalenin mensupları arasından ileriki bir zamanda başka büyük bir yol gösterici dini lider, Mehdi olarak ortaya çıkacak idi. Büyük arazileri ele geçirip idare etmekte olan Emevî hâlifeleri, özellikle son hâlifeler, bu arazi ve ülkelerde yaşayan, Arap asıllı olmayan ve hatta Arap asıllı ama tanınmış Arap aşiretlerine bağlı olmayan halka karşı uyguladıkları ayrım gösteren siyasetleri biraz yumuşatmayı tercih etmişlerse de Emevîler ülkesinde yaşayan ve Arap olmayan halk arasında büyük bir hoşnutsuzluk bulunmaktaydı. Emevîler ise, bu hoşnutsuzluğu ortadan kaldırıcı politikalar uygulamaya yanaşmaz bir görüntü vermekteydiler.
Bu halk hoşnutsuzluğunun çok iyi bir göstergesi güney Irak'ta bulunan Kûfe'de Emevi halifesi Hişam bin Abdülmelik döneminde çıkan bir büyük ayaklanma idi. 736'da bu şehrin çok büyük çoğunlukla Şii olan halkı Benî Haşim sülalesinden olan ve Muhammed'in torunu ve Ali'nin de oğlu olan Hüseyin Seyyîd’ûs-Şuhedâ'nın torunu Zeyd bin Ali'nin başını çektiği bir ayaklanmaya katılmışlar ve şehri ellerine geçirerek 740'a kadar kendi idareleri altında tutmuşlardı. 740'ta büyük bir Emevi ordusu Kûfe üzerine gönderilmiş; bu ordu şehri eline geçirmiş ve Emeviler'e karşı bu büyük halk ayaklanması bastırılmıştı. Bu Kûfe ayaklanması İslâm ülkelerinde gittikçe artan hoşnutsuzluğa gösterge olmakla beraber Emevîler'in de hala güçlü olduğunu da göstermişti.
743'te Emevî hâlifesi Hişam bin Abdülmelik'in ölmesi dolayısıyla yerine gelen II. Velid'in sefih hayatı, hatalı vali tayinleri ve uyguladığı politikalar dolayısıyla ülkesinde hoşnutsuzluğu artırdı. Bir iç savaşın ortaya çıkmasına neden oldu ve bu iç savaşta II. Velid hâlifelikten indirilip öldürüldü. Yerine geçen III. Yezid'in döneminde de iç savaş devam etti. II. Mervan'nın Emevî hâlifesi olmasından sonra ülkede hoşnutsuzluk o dereceye gelmişti ki her zaman Emevî hâlifelerine bağlı olan Arap Beni Kelb aşiretinin mensuplarıyla ve Suriye'deki askerî birlikler arasında bile fitne çıkmıştı. II. Mervan isyanları bastırmakla uğraşmaktayken efektif devlet merkezini Harran'a yerleştirdi.
Ebû Mûslim Horasanî'nin hizmetleri
Doğudaki eyaletlerde ve özellikle Horasan'da Peygamber'in ailesinden oldukları için hâlifeliğe hakkı olduklarını iddia eden Haşimoğulları sülalesinden gelen Abbâsîler'in propagandası yaygındı. Haşimoğulları'nın başı ve Abbâsîler'in imamı olan Muhammed "İmâm", Filistin'deki El-Humeyma kasabasında kardeşi İbrahim "İmâm" ile oğulları Ebû’l-Abbâs "Seffah" ve Ebû Câfer Mansûr ile oturmaktaydı. Emevîler aleyhinde Abbâsîler adını alan "Benî Hişam" propagandasını ülkenin özellikle doğusuna özel yetiştirilmiş müridler göndermekle başlatmıştı. Abbâsî ve Haşimi propagandaları ve kışkırtmaları, özellikle doğuda, çok yayılmaya ve daha isyankâr bir şekle dönmeye başladı. 749'da Muhammed "İmâm" Abbâsî, bir grup taraftarı ile Hac için Mekke'ye ziyaret gitti ve aynı yıl adını Ebû Mûslim Horasanî'ye çevirdikleri 20 yaşlarında genç bir Türk asıllı köleyi satın aldı. Ebû Mûslim Horasanî, Abbâsî müritleri arasına katılıp özellikle Horasan'da Abbâsî propagandası yapanlarla karşılıklı bağlantı sağlamak, özellikle Merv'e, gidip gelmeye başladı. O yıl Muhammed "İmâm" öldü ve yerine vasiyetine uyularak kardeşi İbrahim "İmâm", Abbâsî imâmı seçildi. Mayıs 747'de Horasan'da Merv'de bulunan Abbâsî taraftarları Ebû Mûslim Horasanî'nin idaresi altında bir ayaklanma başlattılar ve Merv kalesini ele geçirerek orada "Siyah Abbâsî Bayrağı" dalgalandırmaya başladılar. Tam bu sırada Emevî hâlifesi II. Mervan'ın adamları Abbâsîler'in imâmı İbrahim'den Ebû Mûslim Horasanî'ye gönderilen bir mektubu ellerine geçirdiler. Abbâsîler'in başı olan İbrahim "İmâm" tutuklanıp II. Mervan'ın idare merkezi olan Harran'a gönderildi ve orada idam edildi. Onun yerine imâm olan kardeşi Ebû’l-Abbâs "Seffah" ile diğer küçük kardeşi Ebû Câfer "Mansûr" Irak'a Kûfe'ye kaçarak saklandılar.
Merv'de Siyah Abbâsî Bayrağı açan Ebû Mûslim Horasanî doğuda gayet başarılı oldu. Merv'de Abbâsîler adına bir Onikiler Konseyi kurup eline geçirdiği toprakları, Abbâs'ın adını anarak diğer müslümanları korkutmamak ve özellikle Şiileri yanına almak için, "Benî Hâşim" adına idareye başladı. Emevîler'in tecrübeli Horasan valisi Nasr, Şam'dan yardım gelmeyince, güneye Sarath'a ve sonunda Nişabur'a kaçtı. 749'da Ebû Mûslim Horasanî'in topladığı Abbâsî ordusu komutanları Tai aşiretli Bin Kahtaba liderliği altında vali Nasr'ı kovalamaya başladılar. Nasr ile Bin Kahtaba'nın Nişabur'da yaptığı çatışmada Nasr yenildi ve oğlunu kaybetti. Nasr, Horasan'da bulunan Temim, Beikir ve Keiys aşiretlerinden Araplar'la Gürgan'a çekildi. Burada yapılan bir muharebede Ebû Mûslim Horasanî ordusu komutanı Bin Kahtaba gene galip gelip Nasr ordusuna büyük zayiat verdi. Nasr bu sefer Rey'e çekilmek zorunda kaldı; orada hastalandı ve Hamedan'a taşınırken yolda 85 yaşında iken öldü. Ebû Mûslim Horasanî'nin ordusu Bin Kahtaba komutasında Kûfe yönünde ilerlemeye başladı. Nihavend şehri kuşatmaya alındı. Kerman'dan gelen 100.000 kişilik büyük bir Emevî ordusu bu şehir yakınlarında 20.000 kişilik Bin Kahtaba ordusunun baskınına uğradı; şiddetli çarpışmalardan sonra Bin Kahtaba ordusu galip geldi ve Emevî ordusunun tüm ağırlıklarını ve karargahını eline geçirdi. Nihavend 3 ay süren bir kuşatmadan sonra teslim oldu. Kahtaba'nın Kûfe'ye yönelik yolu üzerinde Fırat geçişi olan Jalula'da Bin Hubeyra komutasında bir diğer büyük Emevî ordusu Kûfe yolunu kapatmış beklemekteydi. Bin Kahtaba önce Fırat'ı kuzeye takip etti ve sonra nehri geçip Bin Hubeyra'nın ordusuna karşı geldi. Kûfe'nin 30–40 km uzağında Kerbela yakınlarında iki ordu yeni bir muharebeye giriştiler. Her iki tarafta büyük zayiat verdi; Bin Kahtaba bu muharebede hayatını kaybetti ve Abbâsî ordusu komutasını oğlu Hasan bin Kahtaba aldı. Ama sonunda Bin Hubeyra yenildi, karargahı ve ağırlıklarını bırakıp Vasit'e geri çekilmek zorunda kaldı. Eylül 749 başında Abbâsî ordusu Hasan bin Kathaba komutasında bazı Emevî direnişlerini de kırarak Kûfe'yi eline geçirdi.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!