Ebû Hanîfe veya tam adıyla Ebû Hanîfe Numân bin Sâbit bin Zûtâ bin Mâh (Arapça: أبو حنيفة, d. 5 Eylül 699, Kufe - ö. 18 Haziran 767, Bağdat) Sünnilikteki dört fıkıh mezhebinden birisi olan Hanefi mezhebinin kurucusu, fıkıh ve hadis bilginidir. Asıl adı "Nu'man bin Sâbit" olup "İmâm-ı Â'zam" ünvanıyla da anılır.

Hayat hikâyesi

Ebû Hanîfe, 699 yılında, zamanının önemli bilim merkezlerinden olan Kufe'de doğdu. Babasının adı Sâbit, dedesinin adı Zûta'dır. Ebû Hanîfe'nin "Hanîfe" künyesini nereden aldığı konusu açık değildir. Ebû Hanîfe ismi, Arapça "Hokka/Divit/Kalem Babası" anlamına gelmektedir. Bu ismin Arapçadaki gönülden tertemiz şekilde iman eden anlamındaki hanîf sözünden hanîflerin babası şeklinde onun öğrencileri tarafından kullanılmış olması muhtemel görülür.
Ebû Hanife'nin dedesi Zûta, Afganistan civarlarında yaşamış, Arapların burayı fethetmeleriyle esir düşmüştür. Teym kabilesinin kölesi olduysa da bir süre sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. Fakat Ebû Hanîfe'nin torunlarından İsmâil, büyük dedesinin asla bir köle olmadığını söylemektedir. Zûta, Ali bin Ebu Talib zamanında Kâbil'den gelerek Kufe'ye yerleşmiştir.
Ebû Hanife'nin babası Sâbit ise Tirmiz, Nesa ve Enbar'da yaşamıştır. Hatta Ebû Hanîfe'nin Enbar'da doğduğu dahî iddia edilir. Daha sonra yerleştiği Kufe'de kumaş ticaretiyle uğraşan varlıklı ve dindar bir kişiydi. Ali bin Ebu Talib ile görüştüğü, kendisi, evladı ve zürriyeti için onun duasını aldığı rivayet edilir.
Ebû Hanîfe'nin ailesi Horasan'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan gelir ki ailesinin Arap olmadığı kesindir. Fars olduğu şeklinde görüşler yaygındır. Bazı tarihçiler de Babil'de yaşamış bir Arap olduğunu söylemişlerdir.

Yetişkinlik dönemi

Ebû Hanîfe, küçük yaşta Kur'an'ı ezberlemiş ve Arapçanın o zaman tasnif edilmekte olan sarf, nahiv, şiir ve edebiyatını öğrenmiştir. Gençlik yıllarında sahabelerden Enes bin Mâlik'i, Abdullah bin Ebî Evfâ'yı, Vasîle bin Eskā'yı, Sehl bin Saide'yi ve en son hicrî 102'de Mekke'de ölen Ebu’t Tufeyl Amir bin Vasîle'yi görmüş ve bu sahabelerden hadisler dinlemiş olduğundan tâbiînden sayılır.
Ebû Hanîfe, ilimle uğraşmaya başlamadan önce başarılı bir tüccardı.Hammâd bin Ebu Süleyman'ın ders halkasına katılarak fıkıh öğrenimine başlamış, Hammâd'ın derslerine on sekiz yıl devam etmiştir. Ebû Hanîfe, sık sık Mekke ve Medine'de çoğu tabiinden olan âlimlerle görüşür, onlardan hadis rivayeti dinler ve fıkıh müzakereleri yapardı. Ehl-i beyt'ten Zeyd bin Ali'den, Muhammed el-Bakır'dan ilim öğrendi.
Tasavvuf bilgilerini Muhammed el-Bakır, ondan sonra da Silsile-i Aliyye'den olan Ca'fer es-Sâdık'tan aldı. Sahabeden Abdullah bin Abbas'ın ilmini Mekke fakihi Atâ bin Ebû Rebâh'tan ve İkrime'den, Halife Ömer ve onun oğlu Abdullah'tan nakledilen ilimleri Abdullah bin Ömer'in azatlısı Nafi'den öğrendi. Abdullah bin Mesud ve Ali'den nakledilen ilimleri de buluşup görüştüğü tabiinden öğrendi.