Yezîd bin Muâviye bin Ebû Süfyân (Arapça: يزيد بن معاوية بن أبي سفيان, romanize: Yazīd ibn Muʿāwiya ibn ʾAbī Sufyān; y. 646 – 11 Kasım 683) ya da I. Yezîd, Nisan 680'den Kasım 683'teki ölümüne kadar hüküm süren Emevîlerin ikinci halifesiydi. Babası I. Muâviye (h. 661-680) tarafından halife ilan edilmesi, İslam tarihinde halifeliğin ilk kez kalıtsal yolla devredilmesi anlamına geliyordu. Yezîd'in dönemi, Muhammed'in torunu Hüseyin bin Ali'nin ölümü ve İkinci Fitne olarak bilinen iç karışıklığın başlamasıyla hatırlanır.
Babasının halifeliği döneminde Yezîd, Bizans İmparatorluğu'na karşı birçok sefer düzenledi. Bu seferler arasında Konstantinopolis Kuşatması da yer alıyordu. Yezîd'in 676 yılında Muâviye tarafından veliaht ilan edilmesine, Hüseyin bin Ali ve Abdullah bin Zübeyr'in de aralarında bulunduğu Hicazlı birçok Müslüman önder karşı çıktı. Hüseyin ve İbn Zübeyr, Yezîd'in halifeliğini tanımayı reddederek Mekke'ye sığındı. Hüseyin, Yezîd'e karşı bir isyan başlatmak amacıyla Irak'ın Kufe kentine gitti, ancak Kerbelâ Olayı'nda küçük bir destekçi grubuyla birlikte Yezîd'in kuvvetleri tarafından öldürüldü.
Hüseyin'in ölümü, Hicaz'da büyük bir öfkeye yol açtı ve İbn Zübeyr, yeni bir halife seçmek üzere bir danışma meclisi toplanmasını önerdi. Emevîler'e karşı başka şikayetleri de olan Medine halkı, İbn Zübeyr'e destek verdi. Diplomasiyle Hicaz halkının desteğini kazanamayan Yezîd, isyanı bastırmak için bir ordu gönderdi. Emevî ordusu, 683 yılının Ağustos ayında gerçekleşen Harre Savaşı'nda Medine halkını yendi ve şehri yağmaladı. Ardından Mekke kuşatıldı; ancak Kasım 683'te Yezîd'in ölümü üzerine ordu geri çekildi. Yezîd'in ölümüyle halifelik yaklaşık on yıl süren bir iç savaşa sürüklendi ve bu dönem, I. Mervân'ın iktidara gelmesiyle sona erdi.
Halifelikten önce
Emevî Hanedanı'nın kurucusu ve birinci Emevî halifesi olan Muâviye bin Ebu Süfyan'ın oğlu olarak Şam'da Dünya'ya geldi. Annesi Beni Kelb kabilesinden Meysûn adlı kültürlü bir kadındı. Muâviye, Meysûn ile anlaşamadı; bu sebeple Meysûn, küçük yaştaki oğlu Yezîd'i de yanına alarak kabilesinin yanına geri döndü. Çocukluğunu annesiyle geçiren Yezîd, ondan şiir ve edebiyat zevki aldı. Yezîd, gençlik çağına gelince babasının yanına döndü. Gençliğinde de iyi bir eğitim aldı. Bizans'a yapılan seferlere katıldı ve 669'daki birinci Emevî İstanbul kuşatmasında komutan olarak bulundu. Muaviye, ölümünden hemen önce 679 yılında, Hüseyin ve Abdullah bin Zübeyr'in karşı çıkmasına rağmen oğlu Yezîd'i halife ilan etti ve kendisine biat edilmesini istedi.
Yezîd'in halifeliğine karşı çıkılmasının en önemli sebepleri olarak hilafetin verasete dönüşmesi endişesi ve Arap siyasi gelenekleri gösterilmektedir. O dönem Arap siyasi geleneklerine göre liderler, genellikle yaşlı, tecrübeli ve nüfuzlu kimseler oluyorken Yezîd, bu vasıflara haiz değildi.
Halifelikten önce edebiyat ve el-Ahtal ile ilişkisi
Yezîd b. Mu‘âviye'in bazı şairlerle oldukça sıkı ilişkiler kurduğu görülmektedir. Emevîlerin saray şairi el-Ahtal'a Emevî hanedanlığından en yakın olan kişi Yezîd'dir. İkisinin karakteri de birbirlerine benzemektedir. Şairin, gençliğinde aşırı şekilde içki içme zevkini paylaştığı Yezîd ile arkadaş olması, kariyeri için büyük bir başarı olmuştur. el-Ahtal'ın bu ortak zevklerini anlattığı pasajlar, ayrıca onu klasik dönemin en önemli hamriyyât şairlerinden birisi haline getirmiştir. İkisi de gençliklerinde içki ve eğlenceyi çok seven, edebiyata düşkün, hazcılığı benimsemiş kimselerdir. Bu sebeple el-Ahtal, prense yakın olmaya çalışmış, ona methiyeler nazmetmiş ve sırf onun talimatıyla kendini riske atarak Ensârı hicvetmiştir. el-Ahtal'ın Yezîd ile Kudüs'e gittiği, ancak hazcı olduklarından kente fazla ilgi duymadıkları ve gene eğlence ile vakit geçirmeyi tercih ettikleri rivayet edilmiştir.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!