Lucius Domitius Aurelianus (9 Eylül 214–Eylül 275), Aurelian olarak bilinen ve 3. yüzyıl sonu - 4. yüzyıl başında (270–275 arası) Roma İmparatorluğu'nun gücünü tekrar toparlamasına yardım eden birkaç başarılı "asker imparator"dan ikincisi olan Roma imparatoru.
Saltanatı sırasında, on beş yıl süren ayaklanmaların ardından, topraklarının üçte ikisini kendisinden ayrılan imparatorluklara (Doğuda Palmira İmparatorluğu ve Batıda Galya İmparatorluğu) kaptıran ve barbar işgalleriyle harap olan imparatorluğu, yeniden tamamen birleştirdi. Başarısı, İmparatorluğun 3. Yüzyıl krizlerinin sonu olmuştur.

Yükselişi

Aurelian Dacia Ripensis ya da Sirmium'da pek tanınmayan bir ailede (Pannonia) doğmuştur, ve babası, tüm aileye adını vermiş olan Aurelius adında bir senatördür. Aurelian birkaç savaşta general olarak görev yaptı ve başarıları ile sonunda İmparator Gallienus'un sağ kolu ve ordusunda dux equitum (Süvari komutanı) oldu. 268'de, Aurelian'ın süvarileri Gotların en güçlü süvari birliği ile Naissus Muharebesi'nde karşılaştı ve Hannibal zamanından beri Roma topraklarına yönelik en korku verici işgale son verdi. Kaynaklara göre Aurelian, Gallienus'un 268 yılında öldürülmesine iştirak etmişti ve taht için Claudius II'yi desteklemişti.
İki yıl sonra Claudius öldüğünde, kardeşi Quintillus senatonun desteği ie tahta çıktı. Üçüncü Yüzyıl Krizleri'nde rastlanan tipik bir tepki olarak, ordu yeni imparatoru tanımayı reddetti ve bunun yerine kendi komutanlarını desteklemeyi terih ettiler. Aurelian, 270 yılının eylül ayında, Sirmium'daki Roma lejyonları tarafından imparator ilan edildi. Aurelian, Quintillus'un birliklerini bozguna uğrattı ve Quintillus'un ölümünün ardından senato tarafından imparator olarak tanındı. Aurelian'ın, taht için Claudius tarafından hasta yatağında seçildiği iddiaları propaganda olarak reddedildi. Sonradan; belki de 272 yılında Aurelian, Claudius'un ölüm gününü dies imperii olarak koydu, böylece üstü kapalı olarak Quintillus'un bir isyancı olduğu ima edildi.
Güvenlik sağlandıktan sonra, dikkatini Roma'nın en büyük problemi olan son yirmi yılda kaybedilmiş topraklara ve res publicanın reforme edilmesine verdi.

Fatih ve Reformcu

248 yılında, İmparator Arap Philip Roma şehrinin bininci kuruluş yıl dönümünü muhteşem ve pahalı törenler ve oyunlarla kutladı ve imparatorluğa muazzam bir kendine güven kanıtı sundu. Ertesi yıl, her nasılsa, İmparatorluk dış düşmanların ağır baskısı altına girerken aynı zamanda çok sayıda isyancı zorba nedeniyle devletin gücünü zayıflatıyor bu da imparatorluğu tehlikeli bir iç savaş tehdidi ile karşı karşıya bırakıyordu. Aynı zamanda, devletin ekonomik olarak altyapısını oluşturan tarım ve ticaret istikrarsızlığın neden olduğu bozulma nedeniyle gittikçe daha kötüye gidiyordu. Sonuç olarak, imparatorluk 260 yılında İmparator Valerian'ın kuşatma rüzgarına karşı koyacak durumda değildi; doğu eyaletleri kurtarıcıları olarak Suriye eyaletindeki Palmira kenti yöneticisini bulmuşlar ve Roma imparatorluğundan ayrı bir oluşum olarak Palmira İmparatorluğu adı altında Pers tehlikesine karşı başarıyla mücadele etmişlerdi; Ren hattının batısındaki eyaletler ise Roma toprakları içindeki üçüncü otonom devlet olan ve Galya İmparatorluğu olarak adlandırılan devleti oluşturmuşlardı. Roma'daki imparator ise, iç tehditler ve İtalya ve Balkanların savunmasıyla meşguldü. Bu, Gallienus ve Claudius'un karşı karşıya kaldıkları durumun özetiydi ve şimdi sıra henüz saltanatını başında olan Aurelian'daydı.