Abbas Kiyarüstemi (Farsça: عباس کیارستمی, Farsça telaffuz: [ʔæbˌbɒːs kijɒːɾostæˈmi] ( dinle); 22 Haziran 1940, Tahran – 4 Temmuz 2016, Paris), dünya çapında tanınan ve takdir gören İranlı yönetmen, senarist, yapımcı ve fotoğrafçıdır. 1970 yılında sinema alanında çalışmaya başlayan Kiyarüstemi, kısa film ve belgeseller de dâhil olmak üzere 40'tan fazla filmde çalıştı. Özellikle Köker Üçlemesi, Yakın Plan, Kirazın Tadı ve Rüzgâr Bizi Sürükleyecek filmleriyle dikkat çekti ve eleştirel başarı kazandı. Kirazın Tadı filmi 1997 Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'ye layık görüldü. Filmleri genellikle yavaş tempolu, psikolojik ve minimalist özellikler taşımaktadır.
Çoğunlukla senarist, kurgu sorumlusu, sanat yönetmeni ve yapımcı olarak tanınmakla birlikte, şair, fotoğrafçı, ressam, çizer ve grafik tasarımcı olarak da işler yaptı.
İran sinemasında 1960'ların sonlarında başlayan ve Füruğ Ferruhzad, Sohrab Şahit Sales, Behram Beyzayi ve Perviz Kimyavi gibi yönetmenlerin de dahil olduğu İran Yeni Dalgası akımı yönetmenlerindendir. Bu akım yönetmenlerinin belirgin ortak özelliklerinden bazıları, şiirsel diyaloglar ve politik ve felsefi konularla ilgili alegorik hikâye anlatma tarzıdır.
Çocuk kahramanlar kullanmak, belgesel tarzı hikâye anlatımı, kırsal bölgelerde geçen filmler, arabaların içinde geçen diyalogların yoğunluğu ve genelde sabit kamera kullanımı Kiyarüstemi'nin en belirgin özellikleridir. Diyaloglarda, film adlarında ve temalarında İran şiirinden de çokça yararlanır.
Yaşamı
Tahran doğumludur. Sanata ilişkin ilk deneyimi resim yapmak oldu. Resim yapmaya 18-19 yaşlarına dek devam etti. 18 yaşında evden ayrılıp Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesine girmesinden kısa süre önce, bir resim yarışmasını kazandı. Üniversitede resim ve grafik tasarım üzerine öğrenim gördü. Okurken aynı zamanda trafik polisliği de yaptı. 1960'larda ressam, tasarımcı ve çizer olarak reklamcılık alanında çalıştı, posterler tasarladı ve reklamlar hazırladı. 1962-1966 yılları arasında, İran televizyonu için 150 civarında reklam çekti. 1960'ların sonlarında, (aralarında Mesud Kimiai'nin Gheysar'ının da bulunduğu) filmlere jenerik hazırlamaya ve çocuk kitapları için çizerlik yapmaya başladı.
1969'da evlendiği Parvin Amir-Gholi'den 1982'de boşandı. Bu evlilikten Ahmad (1971) ve Bahman (1978) adlarında iki oğlu dünyaya geldi. Bahman Kiyarüstemi, 15 yaşında "Journey to the Land of the Traveller" (1993) adlı belgeseli çekerek yönetmenliğe başladı.
Kiyarüstemi, İran Devrimi sonra ülkeyi terkederek batı ülkelerine giden pek çok yapımcı ve yönetmenin aksine İran'da kalmayı tercih eden az sayıda yönetmenden biri oldu.
Kendisi de, bunun kariyerinde verdiği en büyük kararlardan biri olduğuna ve İran'da yaşamanın ve millî kimliğinin, yönetmen olarak yeteneğini sağlamlaştırdığına inanmaktadır:
Bir ağacı kök saldığı yerden ayırıp başka bir yere taşırsanız, ağaç meyve vermez olur. Verse de, kendi yerindeyken vereceği meyve kadar güzel olmaz. Bu, doğanın kanunudur. Bence, ülkemi terk etmiş olsaydım, aynen o ağaç gibi olurdum.
Kiyarüstemi, gözlerinin ışığa karşı duyarlı olması nedeniyle genellikle koyu renk camlı gözlük ya da güneş gözlüğü takar.
Yönetmen, 2000 yılında, San Francisco Film Festivali'nde kendisine sunulan ve yönetmenlikte ömür boyu başarı anlamını taşıyan Akira Kurosawa ödülünü, İran sinemasına katkıları nedeniyle İranlı aktör Behrouz Vossoughi'ye vererek herkesi şaşırttı.
1970'ler
Kiyarüstemi, 1969'da İran Yeni Dalgası'nın Dariush Mehrjui'nin Gāv filmiyle başladığı sırada, Tahran'daki Çocukların ve Gençlerin Zihinsel Gelişimi Enstitüsü'nde bir film yapımı bölümü kurulmasına yardımcı oldu. Bölümün ilk yapımı ve yönetmenin ilk filmi, on iki dakikalık bir kısa film olan Nān o Kūche'dir. (Ekmek ve Sokak) Bir çocuğun saldırgan bir köpekle karşılaşmasını anlatan yeni gerçekçi tarzda bir filmdir. Bunu, 1972'de çektiği Zang-e Tafrīh adlı kısa film izledi. Bu süreçte, enstitünün film yapımı bölümü de gelişerek İran'ın en ünlü film stüdyolarından biri haline geldi ve Kiyarüstemi'nin filmlerinin yanı sıra, Davandeh ve Bashu gibi başka başarılı İran filmlerinin de yapımcılığını üstlendi.
1970'lerde İran sinemasındaki yeni dalganın bir parçası olarak Kiyarüstemi, bireysel film yapımı anlayışını tercih etti. Bir röportajında, ilk filminden söz ederken;
Nān o Kūche benim ilk sinema deneyimimdi ve çok da zordu. Küçük bir çocuk, bir köpek ve profesyonel olmayan bir ekiple çalışmak zorundaydım. Ekibin tek profesyonel üyesi olan görüntü yönetmeni de sürekli azarlıyor ve şikayet ediyordu. Aslında bir bakıma haklıydı; çünkü, onun alışkın olduğu film yapımı anlayışını sürdürmüyordum. sözlerini kullandı.
Yine bir kısa film olan 1973 yapımı Tajrobe'den sonra, yönetmen, 1974'te Mossafer adlı filmi çekti. Mossafer, İran'ın küçük bir köyünde yaşayan Hassan Darabi adında on yaşında sorunlu bir çocuğun öyküsünü anlatır. Hassan, İran millî futbol takımının Tahran'da yapacağı önemli bir maça gitmek için arkadaşlarını ve komşularını oyuna getirir. Bir dizi olaydan sonra, tam maç zamanında Tahran stadına varır. Film, çocuğun amacına ulaşmadaki kararlılığını ve davranışlarının başkaları, özellikle de en yakınları üzerindeki etkilerine aldırmazlığını konu alır. İnsan davranışları ile doğru-yanlış arasındaki dengeyi sorgular. Kiyarüstemi'nin gerçekçilik, stilize karmaşıklık gibi özellikleriyle birlikte, fiziksel ve ruhsal yolculuğa olan ilgisine ilişkin ününü de artırmıştır.
Kiyarüstemi, 1975'te Man ham Mitoumam ve Dow Rahehal Baraye yek Massaleh adında iki kısa film yönetti. 1976 yılının başında ise, önce Rang-ha, daha sonra bir düğün elbisesi için tartışan üç genç üzerine kırk dört dakikalık bir film olan Lebāsī Barā-ye Arūsīyi çekti. Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi, 112 dakika uzunluğundaki Gozāresh'tir. (1977) Rüşvet almakla suçlanan bir vergi memurunun hikâyesidir. Ayrıca, intihar da, filmin temalarından biridir. Yönetmen, 1979'da ise, yapımcılığını da üstlendiği Ghazieh-e Shekl-e Aval, Ghazieh-e Shekl-e Dou Wom adlı filmi çekti.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!