Jeffrey Lionel Dahmer, ayrıca bilinen diğer adları ile Milwaukee Yamyamı veya Milwaukee Canavarı (21 Mayıs 1960 – 28 Kasım 1994), Amerikalı seri katil ve tecavüzcüdür. 1978-1991 yılları arasında, çoğu Asya ve Afroamerikan kökenli 17 erkek ve oğlan çocuğunu öldürmüştür. Cinayetleri genel olarak tecavüz, işkence, parçalama, nekrofili ve yamyamlık gibi suçlarla beraber işledi. Cinayet işlemesinin ardından polaroid fotoğraflama ile kurbanlarından anılar biriktirdiği de bilinmektedir. Dahmer'a borderline kişilik bozukluğu, şizotipal kişilik bozukluğu ve psikoz teşhisi konmasına rağmen, duruşmasında yasal olarak aklı başında olduğu tespit edildi. Wisconsin'da işlediği on yedi cinayetin on altısından hüküm giydi ve 17 Şubat 1992'de on altı kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Dahmer, tutuklanmasından üç yıl sonra, 28 Kasım 1994'te, tutuklu olduğu Columbia Islah Tutukevi'nde başka bir mahkûm olan Christopher Scarver tarafından kafasına aldığı ağır bir darbe sonucu öldürüldü.

İlk yıllar

Jeffrey Lionel Dahmer, 21 Mayıs 1960 tarihinde ABD'nin Wisconsin eyaletinin Milwaukee şehrinde Joyce Annette (bekarlık soyadı Flint) ve analitik kimyacı Lionel Herbert Dahmer'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Bundan yedi yıl sonra, kardeşi David doğdu. Joyce Dahmer'ın bu ilk oğluna olan hamileliğinin zor bir süreç olduğu bilinmektedir. Dahmer sekiz yaşına bastığında, aile, Bath, Ohio'ya taşındı. Dahmer'ın ilk çocukluk dönemi davranışları normal olsa da, belli bir süre sonra, özellikle 10-15 yaş arasındaki dönemden başlayarak çekingen ve iletişimsiz bir kişiliğe büründü. Bunun yanında hiçbir hobiye veya sosyal aktiviteye yönelmediği bilinmektedir. Bu süreçte sıkça yalnız başına bisikletiyle evin çevresinde dolaşan Dahmer, bulduğu ölü hayvanları eve getirerek veya yakınlardaki ormanlara götürerek kesmekte, sonra da incelemekteydi. Bir keresinde ölü bir köpeğin kafasını bir kazığa çakıp bahçeye dikti. Dahmer, liseden mezun olduğu sıralarda alkol almaya başladı ve kısa süre sonra da alkolik durumuna geldi.
1977'de Lionel ve Joyce Dahmer boşandı. Jeffrey ise Ohio State Üniversitesi'ne girdi, ancak bir dönem boyunca çoğu derslerine katılmadığı için, buradan atıldı. Bu yıllarda sıklıkla alkol almaktaydı. Dahmer'ın babası, bu olaydan sonra oğlunun orduya katılmasını istedi. Dahmer başta iyi gitse de, alkolizm yüzünden iki yıl sonra 1981'de buradan atıldı. Ordudan atılan herkese olduğu gibi Dahmer'a da, ordu tarafından herhangi bir yere gitmesi için bir bilet verildi. Dahmer, daha sonraki ifadelerinde, babasıyla yüzleşmek yerine Miami Beach, Florida'ya gitmeyi tercih ettiğini, burayı seçmesinin sebebinin de "soğuktan sıkılmış olması" olduğunu beyan edecekti. Buradaki zamanının çoğunu bir hastanede çalışarak geçiren Dahmer, yine alkol yüzünden buradan da atıldı. Eve döndükten sonra aşırı miktarlarda alkol tüketmeye devam eden Dahmer, 1981'de alkollü araç kullanmaktan dolayı tutuklandı.
1982'de Dahmer, büyükannesi ile West Allis'e gitti ve altı yıl burada yaşadı. Bu sıralarda davranışları iyice garipleşen Dahmer; bir keresinde gardırobuna mağazadan çalınıp süslenmiş bir erkek cansız manken koydu. Bir başka zaman ise büyükannesi, onun yatağının altında bir .357 Magnum'a rastladı. Yine bodrumdan gelen kötü kokular sonrasında Dahmer, babasına ölü bir sincabı kimyasallarla parçaladığını ifade etti. Yine 1982 ve 1986'da iki kez edepsiz teşhir yüzünden tutuklandı; ikinci tutuklanışının sebebiyse iki erkek çocuğunun önünde mastürbasyon yapmış olmasıydı.
1988 yazında Dahmer'ın büyükannesi, torununun tuhaf davranışları, eve geç gelişleri, bodrumda bıraktığı kokuları sebebiyle ondan evi terk etmesini rica etti. Böylece Dahmer, Milwaukee'nin Batı yakasında bir ev bularak Ambrosia Çikolata Fabrikası'nda çalışmaya başladı. 26 Eylül 1988'de, taşınmasının ilk gününde Somsack Sinthasomphone adlı 13 yaşındaki çocuğu uyuşturması ve taciz etmesi nedeniyle tutuklandı. Ardından da beş yıllığına tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı ve bir yıllığına mahkûm çalışma izni aldı. Dahmer, iki ay erkenden şartlı tahliye aldı ve yeni apartmanına taşındı. Hemen sonra, 1991'deki yakalanışına kadar cinayetlerine ve tecavüzlerine devam etmiş bulundu.

Cinayetler

Jeffrey Dahmer, ilk cinayetini 1978 yazında işledi. Babasıyla yaşamaya devam ettiği süre içinde evde kimse yokken Steven Hicks adlı bir otostopçuyu alıp babasının evine götürerek birlikte bira içmeyi ve seks yapmayı önerdi. Ancak Hicks gitmek isteyince, Dahmer Hicks'in kafasına 5 kiloluk dumbell ile vurarak öldürdü. Dahmer, cesedi arka bahçeye gömdü. Dahmer'ın bundan sonraki kurbanı Steven Tuomi'nin cinayeti, bu olaydan dokuz yıl sonra işlendi. Tuomi cinayetinden sonra, Dahmer aralıklarla öldürmeye devam etti. İki erkeği 1988'de, birini de 1989'da öldürdü. Bu süreçteki cinayetlerin kurbanları genel olarak gay barlardan seçilmiş erkeklerden oluşmaktadır. Dahmer, bu kişilerle seks yaptıktan sonra onları öldürüyordu. Hatta 1989'da öldürdüğü Anthony Sears'ın kafatasını, yakalanıncaya kadar sakladı.
Mayıs 1990'da anneannesini terk ettikten sonra taşındığı ev, Dahmer'ın cinayet üssü olmasıyla ünlendi: 213. Daire, 924 Kuzey 25. Sokak, Milwaukee. 1990 boyunca dört, 1991 boyunca sekiz cinayet işledi.
27 Mayıs 1991'in sabah saatlerinde 14 yaşındaki Konerak Sinthasomphone (tesadüfen Dahmer'ın daha önce istismar ettiği çocuğun küçük kardeşi) sokakta çıplak, ağır uyuşturucu etkisi altında ve rektumu kanamış bir halde bulundu. İki genç kadın 911'i aradı. Dahmer, aşağı koşarak kurbanını zorla almaya çalışsa da kadınlar ona engel oldu. Dahmer, polislere Sinthasomphone'un, 19 yaşındaki erkek arkadaşı olduğunu ve içki içerlerken tartıştıklarını ifade etti. 911'i arayan kadınların tüm karşı çıkışlarına rağmen polis, çocuğu Dahmer'a geri verdi. Polisler daha sonraları, apartmana geri girdiklerinde içeriden kötü kokuların geldiğini, fakat bunu soruşturmadıklarını ifade etti. Buradaki koku, Dahmer'ın bir önceki kurbanı Tony Hughes'ın yatak odasında çürüyen cesedi idi. Bu iki polis, Sinthasomphone'un yaşı hakkında hiçbir soruşturma yapmadığı gibi, Dahmer'ın da kimliğine bakmayarak, onun aslında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan çocuk tacizcisi olduğunun ortaya çıkmasını engelledi. O gece Dahmer, Sinthasomphone'u öldürerek parçaladı ve kafatasını anı olarak sakladı.
1991 yazında Dahmer, ortalama her hafta birini öldürüyordu. 30 Haziranda Matt Turner'ı, 5 Temmuzda Jeremiah Weinberger'ı, 12 Temmuzda Oliver Lacy'yi ve son olarak 19 Temmuzda Joseph Brandehoft'u öldürdü. Dahmer, cesetlerden birer "zombi" yapabileceği fikrindeydi. Bunu da onların kafatasını büyük bir şırıngayla delip içine hidroklorik asit veya kaynar su enjekte ederek yapmaya çalışıyordu. Oxford Apartmanı'ndaki diğer sakinler, 213. Daire'den gelen kötü kokuları, elektrikli testere gürültülerini ve sıkça zemine düşen ağır eşya seslerini öne sürerek şikayette bulundular. Cinayet işlemesinin ardından polaroid fotoğraflama ile kurbanlarından anılar biriktirdiği de bilinmektedir.