Ahmet Kireççi Kimdir ve Olimpiyat Tarihindeki Yeri

Mersinli Ahmet Kireççi, 27 Ekim 1914 tarihinde Mersin'de dünyaya gelmiş ve 17 Ağustos 1978 tarihinde yine memleketinde vefat etmiş olan efsanevi bir Türk güreşçidir. Olimpiyat tarihinde dereceye giren ilk iki Türk sporcudan biri olma unvanını taşımaktadır. 1948 Yaz Olimpiyatları'nda altın madalya kazanarak zirveye çıkmış, daha önce 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları'nda elde ettiği bronz madalyayla da Türkiye'ye ilk olimpiyat madalyasını kazandıran isim olmuştur.

Spor Kariyerinin Başlangıcı ve Yükselişi

Hayatına bir fırıncı çırağı olarak başlayan sporcu, spora ilk adımını boksla atmıştır. Ardından atletizme yönelen ve uzun mesafeli bir koşunun ardından hastalanınca atletizmi bırakmak zorunda kalan Ahmet, tamamen güreşe yönelmiştir. Birkaç karşılaşmada gösterdiği başarıların ardından Mersin İtfaiye Komutanı Memduh Bey tarafından himaye edilmeye başlanmıştır. Onun desteğiyle Tarsus’ta yapılan karakucak güreşlerine katılarak birinci olmuştur. Memduh Bey, arkadaşı İsmail Hakkı Vefa Bey’e yazdığı mektupla genç yeteneği İstanbul’a göndermiştir.

İstanbul'da Kumkapı Güreş Kulübü'ne giren ve uzun süre Kasımpaşa SK adına mücadele eden sporcu, millî mayoyu ilk kez 1933 yılında İzmir’de düzenlenen Balkan Oyunları'nda giymiştir. Hem grekoromen hem de serbest stilde mindere çıkan Ahmet Kireççi, Balkan Oyunları'nda grekoromende biri 87 kilogramda (1933), ikisi 79 kilogramda (1937 ve 1940) olmak üzere toplamda üç kez birincilik elde etmiştir. 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları'nda 79 kilogram serbest stilde bronz madalya alarak serbest stilde ülkemize tarihindeki ilk olimpiyat madalyasını getirmiştir. 1948 Londra Olimpiyat Oyunları'nda ise grekoromen stil ağır sıklette altın madalyanın sahibi olmuştur. 1949 yılında aktif güreş kariyerini noktalamış ve memleketi Mersin'e dönerek işletmecilik yapmıştır. 17 Ağustos 1978 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda hayata gözlerini yummuş ve Mersin Şehir Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Atatürk ile Olan Unutulmaz Anısı

24 Haziran 1936 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün davetlisi olarak İstanbul’da bulunan Alman güreş takımından bir sporcuyu sadece 10 dakika içinde tuşla mağlup eden şampiyonun başarısı büyük coşkuyla kutlanmıştır. Hemen ardından Alman güreşçilerle birlikte Atatürk’ün Florya’daki köşküne davet edilen Ahmet, Atatürk tarafından yanına oturtulmuştur. Atatürk'ün ikram ettiği içkiyi “içmem paşam içmem” diyerek geri çevirmiştir. Atatürk'ün ısrarları karşısında kararlılığını koruyarak “paşam, her sözünüzü yerine getiririm ama içkiyi içmem, kusura bakmayınız” ifadesini kullanmıştır. Bu samimi cevap karşısında tebessüm eden Atatürk, derhal limonata getirtmiştir. Atatürk'ün “Ahmet beni de yenebilir misin?” sorusuna ise son derece saygılı bir şekilde “Paşam siz yedi düvele karşı geldiniz, onları yendiniz” yanıtını vermiştir.

Sovyetler Birliği'ndeki Tartışmalı Karşılaşma

26 Eylül 1936 tarihinde Sovyetler Birliği'nin Leningrad kentinde gerçekleştirilen özel bir müsabakada, yunus sütü ile beslendiği bilinen Rus güreşçi Pılnov’a boyunduruğu vurarak mindere sermiştir. Karşılaşma boyunca rakibinin açıkça hakemler tarafından kollandığı net bir şekilde görülmüştür. Rakiplerini defalarca tuş etmesine rağmen galibiyeti verilmeyen Türk güreşçi, sonunda rakibini sırt üstü mindere yapıştırmış ve düdük çalınmasına rağmen kalkmayı reddetmiştir. Hakem koluna girip kaldırmaya çalıştığında ise “başkan kalk demeden kalkmam” diyerek tavrını koymuştur. Kafile başkanı Necdet Kerim İncedayı yüksek bir noktaya çıkarak “pehlivan, oldu oldu kalk” diye seslenene kadar minderi terk etmemiş, ardından başkanının yanına yürüyerek elini öperek saygısını göstermiştir.