Sharon Marie Tate, 24 Ocak 1943 tarihinde Amerika'nın Teksas eyaletinde, Amerikan ordusundan Paul Tate ile karısı Doris Tate'in üç kızının ilki olarak dünyaya geldi. Daha altı aylıkken bir bebek güzellik yarışmasında ilk ödülünü kazanan genç kızın ailesinin o dönemde şov dünyasına özel bir ilgisi yoktu. Babasının mesleği sebebiyle on altı yaşına kadar altı farklı şehirde yaşamak zorunda kalan Tate, bu sürekli yer değiştirmeler yüzünden pek arkadaş edinemedi. Ailesi tarafından utangaç ve kendine güveni olmayan biri olarak tanımlanan bu özellik, ileride yıldız olduğunda da sıkça dikkat çekecekti. Zamanla aldığı iltifatlar onu güzellik yarışmalarına yönlendirdi ve 1959 yılında Miss Richland, 1960 yılında ise Miss Washington seçildi. Ancak babasının İtalya'ya tayin olmasıyla bu yarışmalara ara vermek zorunda kaldı.

İtalya'dan Hollywood'a Uzanan Yolculuk

Verona'daki günlerinde Stars and Stripes adlı ordu dergisine kapak olarak küçük çaplı bir ün kazanan Sharon Tate, yakınlarda çekilen Adventures of a Young Man film setinde Richard Beymer tarafından fark edilerek film sektörüne yönlendirildi. 1961 yılında şarkıcı Pat Boone ile bir reklamda oynayarak ilk profesyonel işini aldı. İtalya'da Barabbas adlı filmde küçük bir rol üstlendikten sonra hem derslerine devam etmek hem de sinema projelerinde yer almak amacıyla Amerika'ya geri döndü. Annem güvenlikte olmayacağını söylüyor endişesiyle kısa süre sonra yeniden İtalya'ya döndü. Ailenin 1962 yılında tamamen Amerika'ya dönmesiyle birlikte Harold Gefsky ile görüşen genç oyuncu, 1963 yılından itibaren bazı dizilerde deneyim kazanmak adına küçük rollerle ekrana çıkmaya başladı. Bu dönemde Fransız aktör Philippe Forque ile nişanlanan fakat yaşadığı sert kavgalar ve hastanelik olduğu bir olay sonucunda bu ilişkiyi bitiren Tate, 1964 yılında Hollywood'un ünlü kuaförlerinden Jay Sebring ile çıkmaya başladı ancak onun evlilik teklifini tamamen sinemaya odaklanmak amacıyla reddetti.

Film Kariyeri ve Roman Polanski ile Tanışma

1964 yılında The Cincinnati Kid filminde Steve McQueen ile oynamak için seçmelere katılan fakat deneyimsizliği nedeniyle kabul edilmeyen Sharon Tate, kariyerine küçük televizyon dizileriyle devam etti. En nihayetinde Eye of the Devil filminde rol bulmayı başardı ve aynı dönemde All Eyes on Sharon Tate adlı promosyon belgeseli yayınlandı. Bu yapımla birlikte şansı açılan sanatçı, Londra'da moda dünyası ve gece kulüpleriyle yakın bir ilişki kurdu. Kaderini değiştirecek olan ünlü yönetmen Roman Polanski ile de bu kulüplerden birinde bir araya geldi. O sırada The Fearless Vampire Killers filmi için başrol arayan Polanski, yönetmen Martin Ransohoff'un önerisiyle Tate'i değerlendirmeye aldı. Kızıl peruk giymesi şartıyla rolü alan Sharon Tate ile Polanski'nin profesyonel ilişkisi büyük bir aşka dönüştü. Çekimlerin ardından Tate, Polanski'nin Londra'daki evine yerleşti ve eski sevgilisi Jay Sebring ile dost kalmaya devam etti.

Şöhret Basamakları ve Trajik Son

Don't Make Waves filmi için Amerika'ya dönen ve uzun süre bikini giymek zorunda kaldığı bu projeden hiç hoşnut kalmayan Tate, film şirketinin gerçek boyutlardaki bikinili karton maketleriyle yapılan promosyonlarına rağmen beklediği tatmini bulamadı. Roman Polanski ise Rosemary'nin Bebeği filmi için Amerika'ya döndüğünde, Tate projede doğrudan yer alamasa da filmin önemli sahnelerinde yönetmene büyük yardımlarda bulundu ve yapımın bir sahnesinde kısaca göründü. 1967 yılına gelindiğinde Playboy dergisi dönemi Sharon Tate'in yılı olarak ilan etmişti. Valley of the Dolls filminde başrollerden birini üstlenen oyuncu, eleştirmenler tarafından başarısız bulunsa da set ekibiyle harika dostluklar kurdu; fakat film vizyona girdiğinde büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Hayatının baharındayken, 1968 yılında Roman Polanski ile evlenen ve olay anında 8,5 aylık hamile olan başarılı oyuncu, 9 Ağustos 1969 tarihinde Charles Manson'ın dört müridi tarafından evinde vahşi bir şekilde katledildi.