Miranda Otto (d. 16 Aralık 1967), Avustralyalı oyuncu. Oyuncu Barry Otto ile Lindsay Otto'nun kızı, oyuncu Gracie Otto'nun kız kardeşi olan Miranda Otto kariyerine 1986'da başladı. Kariyeri boyunca hem bağımsız hem de gişe filmlerinde yer aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Avustralya'nın kırsalına göç eden genç bir kızı canlandırdığı Emma's War yer aldığı ilk önemli film oldu. Avustralya filmlerindeki geçirdiği on yılın ardından 1990'larda İnce Kırmızı Hat ve Gizli Gerçek'te oynadığı yardımcı roller sayesinde Hollywood'un ilgisini çekti. 2000'lerin başında Peter Jackson'ın Yüzüklerin Efendisi üçlemesi'nde Éowyn'i canlandırarak ilk büyük çıkışını gerçekleştirdi. Sinema ve televizyonda oynadığı yapımların yanı sıra Avustralya'daki tiyatro sahnelerinde de roller aldı. Kızının doğumundan sonra filmlerde ve tiyatro oyunlarında daha az yer almaya karar verdi. Frankenstein: Ölümsüzlerin Savaşı (2014) uzun bir aradan sonra oynadığı ilk büyük bütçeli film oldu.
İlk yılları
Miranda Otto 16 Aralık 1967 tarihinde Brisbane'de, oyuncu Barry Otto ile Lindsay Otto'nun kızı olarak doğdu. Üvey kız kardeşi Gracie de, kendisi gibi oyunculuk yapmaktadır. Adını William Shakespeare'in Fırtına oyunundaki karakterden alan Otto, Newcastle ve Brisbane'de büyüdü. Ebeveynlerinin, kendisi altı yaşındayken boşanmasından sonra kısa bir süre Hong Kong'da yaşadı. Hafta sonlarını ve tatilleri Sidney'de babasının yanında geçirdi ve onun sayesinde oyunculuğa ilgi duymaya başladı.
Otto çocukluğunda arkadaşlarıyla birlikte boş vakitlerinde senaryolar yazar, kostümler ve afişler tasarlardı. Kast yönetmeni Faith Martin'in ilgisini çekeceği Nimrod Tiyatrosu'nda birkaç oyunda yer aldı. Daha sonra II. Dünya Savaşı draması Emma's War'da oynadı. Otto gençken ileride bir kariyer yapabileceğini düşündüğü için balede ve tıbbi alanda kendini oldukça geliştirdi. Ama bu hedefinden skolyozdan biraz muzdarip olması nedeniyle vazgeçmek zorunda kaldı. 1990 yılında Sidney'deki Ulusal Drama Sanatları Enstitüsü'nden mezun oldu. Mezuniyetinden önce Initiation (1987) ve The 13th Floor (1988) gibi filmlerde küçük roller almıştı.
İlk yılları
Mezuniyet sonrası yer aldığı ilk film olan The Girl Who Came Late'te, atlarla iletişim kurabilen genç bir kız olan Nell Tiscowitz karakterini canlandırdı. Çıkış yaptığı bu rolle halkın çoğunluğunun ve Avustralya film endüstrisinin ilgisini çekti. Performansı ona bir sene sonra ilk Avustralya Film Enstitüsü Ödülleri'ndeki En İyi Kadın Oyuncu kategorisinde adaylık getirdi.
Otto'nun bir sonraki rolü Avustralyalı bir ailenin üyeleri arasındaki karmaşık ilişkilerin anlatıldığı The Last Days of Chez Nous'daydı. Film, Otto'ya ikinci Avustralya Film Enstitüsü Ödülü adaylığını kazandırdı. Bu seferki adaylığı "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" kategorisindeydi. 1993'te yazar Bob Ellis'in 1960'larda yaşadıklarından uyarlanan, cinselliğin ön planda olduğu komedi filmi The Nostradamus Kid'te Noah Taylor ile başrolü paylaştı. Bu filmde yer almasının sebebini "o döneme ve insanlara hayran olduğunu" söyleyerek açıklamıştı. Bu filmi takiben 1995'te bağımsız Sex Is a Four Letter Word'de küçük bir rol aldı.
1995'te Otto denemelere girdiği rolleri almayı başaramayınca kariyer seçiminden şüphe etmeye başladı. Neredeyse bir yıl boyunca Newcastle'daki evinde kaldı, orada bulunduğu süre içerisinde annesinin evini boyadı. 1996'da yönetmen Shirley Barrett, Otto'yu Love Serenade'e utangaç bir garson rolüyle dahil etti. Aktris filmde Brisbaneli ünlü bir DJ'in ilgisini çekebilmek için ablası Vicki-Ann ile mücadele eden yalnız ve genç bir kız olan Dimity Hurley'yi oynadı. Film olumlu eleştiriler aldı ve Otto da performansı ile övgüler topladı: Internet Reviews'tan Steve Rhodes, Otto'nun performansının filmdeki "en ilginç ve komik şey" olarak tanımladı.
Otto 1997 tarihli The Well ve Doing Time for Patsy Cline ile ilk başrollerini aldı. Otto, The Well'in senaryosunu aldığında okumayı reddetti çünkü rolü alamayacağından korkuyordu. Otto o zamanlar otuz üç yaşında olduğu için on sekiz yaşındaki Katharine rolünü inandırıcı bir şekilde oynayabileceğine inanmıyordu. Samantha Lang'in yönettiği filmde Otto yalnız ve yaşlı bir kadınla klostrofobik bir ilişkisi olan genç kızı rolüyle yer aldı. The Well karışık eleştiriler aldı: eleştirmen Paul Fisher, Otto'yu rol arkadaşına göre daha az inandırıcı bulurken Louise Keller bunun Otto'nun "şimdiye kadarki en iyi performansı" olduğunu söylüyordu. Otto bu filmle üçüncü Avustralya Film Enstitüsü Ödülü adaylığını aldı. Sonraki yıl drama filmi Doing Time for Patsy Cline'de Richard Roxburgh ile birlikte başrolde oynadı. Düşük bütçeli film Otto'nun Country müziğin kurallarını öğrenmesini gerektirdi ve eleştirmenlerden karışık yorumlar aldı.
The Well ve Doing Time for Patsy Cline'ın gösteriminden sonra magazin dergileri ve medya aktrisle daha fazla ilgilenmeye başladı. Otto, Doing Time for Patsy Cline'deki rol arkadaşı Richard Roxburg ile çıkmaya başladı. Roxburg ile olan ilişkisi sayesinde Avustralyalı Tabloid dergilerinde ve medyada sürekli yer bulmaya başladı, bu durum ona hiç de alışık olmadığı bir rol verdi.
Otto'nun sonraki projesi romantik komedi türündeki Dead Letter Office (1998) oldu. Film Otto'nun ufak bir rolde yer alan babası Barry ile yer aldığı ilk yapımdı. Bir sonraki yıl James Bogle'nin yönettiği In the Winter Dark'ta oynadı. Otto erkek arkadaşı tarafından terkedilen hamile bir kadın olan Ronnie'yi canlandırdı. Film Avustralya'da iyi eleştiriler aldı ve Otto da dördüncü kez Avustralya Film Enstitüsü Ödülü'ne aday oldu. Başrollerde George Clooney ve Sean Penn'in oynadığı büyük bütçeli II. Dünya Savaşı filmi İnce Kırmızı Hat'taki küçük rolü Avustralya dışında daha fazla film çevirmesini sağladı. Örneğin 2001 yapımı düşük bütçeli İtalyan filmi La volpe a tre zampe'de Ruth adlı karakteri oynadı, film İtalya'da ilk kez bir televizyon kanalında Mart 2009'da gösterildi.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!