Le Corbusier (telaffuzu: [lə kɔʁbyzje]) olarak tanınan Charles-Edouard Jeanneret (6 Ekim 1887 - 27 Ağustos 1965) İsviçre asıllı Fransız mimar. Modernizm'e ve Uluslararası Uslüp'e yaptığı katkılar ile tanındı. Kariyeri uzun yıllar sürdü ve Avrupa'da, Hindistan'da ve Rusya'ya başlıca olmak üzere oldukça mühim binalar inşa etti. Aynı zamanda; şehir plancısı, ressam, heykeltıraş, yazar ve modern mobilya tasarımcısıydı.
Modern yüksek tasarımın öncü çalışmalarını yaptı ve kendisini toplu konutlar ve kalabalık şehirler için daha iyi yaşam koşullarını sağlamaya adadı. Daha sonra eleştirmenler tarafından mimarlık biçimi-stili ruhsuz monolitler olarak (yekpare dikmeler) ve kendini beğenmiş olarak eleştirildi.

Çocukluğu ve öğrencilik dönemi

Le Corbusier, İsviçre'de La Chaux-de-Fonds'da doğdu. Babası saat kadranı ustasıydı, annesi ise piyano dersleri veriyordu. Le Corbusier 13 yaşında okulu bırakarak babasının yanında çalışmaya başladı. Aynı zamanda Uygulamalı Sanatlar Okulu'na yazıldı. Orada çizim ve sanat tarihi öğretmeni olan Charles L'Eplattenier'in etkisiyle mimarlığa ve "Arts and Crafts" hareketine ilgi duymaya başladı. Henüz öğrenci iken kübist çizgiler taşıyan bir cep saati tasarımıyla Torino'da uluslararası bir ödül kazandı.
1908'de Paris'te Auguste Perret'nin (1874-1954) yanında çalışmaya başladı ve ondan betonarmenin ilkelerini öğrendi ve aynı zamanda Paris'in kültürel yaşamında yer almaya başladı. 1910'da betonarme bilgisini geliştirmek için Almanya'ya gitti ve orada mimarların bir birliği olan "Deutscher Werkbund" üyeleriyle ilişkiler kurdu. Berlin'de bir süre ilk sanayi tasarımcılarından biri olan Peter Behrens'in yanında çalıştı. Ardından mimarlık eğitiminin en önemli evresi olarak nitelediği ve aralıklarla dört yıl süren doğu gezisine çıktı. Bu dönemde gördüğü Antik Yunan mimarlığı ile Balkanlarda ve Anadolu'da gördüğü yerel mimarlık ve Osmanlı mimarlığı Jeanneret'i derinden etkiledi, onun için önemli bir esin kaynağı oldu.

Erken dönem çalışmaları

1915'te Dom-ino Evi (Dom-Ino House) ve Pilotis Villası üzerine çalıştı. Dom-Ino Evi daha sonra hem kendisinin hem de modern mimarinin yapısal temelini oluşturan bir örnek oldu. Bu projede Jeanneret ilk defa yapı çatısını iç mekan düzenlemesinden ayırıyor ve "mobil mimarlığın" gelecekteki tezlerinin işaretini veriyordu. 1916'da tasarladığı Villa Schwob (ya da Villa Turque) ise oryantal tarzda çalışmaları idi. Art arda dar ve geniş bölümlerden oluşan simetrik ızgara planlarıyla saray-ev temasını işledi.
1917'da yeniden Paris'e yerleşen Le Corbusier ressam Amédée Ozenfant'la (1886-1966) tanıştı ve hiç mimarlık işi bulamadığı için Ozenfant'ın etkisiyle ressamlığa yöneldi ve düşüncelerini onunla birlikte çıkardıkları L'Esprit Nouveau (Yeni Ruh) dergisinde savundu. Buradaki yazılarını "kuzgunumsu" anlamına gelen, aynı zamanda dedesinin adından (Lecorbézier) türettiği "Le Corbusier" takma adıyla imzaladı ve sonraları da bu adı kullanmaya devam etti ve bu adla tanındı. Hatta birlikte "Kübizmden Sonra" başlıklı bir manifesto-kitap yazdılar. Basel'de bankacılık yapan Raoul La Roche, Jeanneret'in tablolarının düzenli müşterisi oldu ve Jeanneret de açık artırmalara La Roche adına katılıp resimler satın alıyordu.
İlk önemli kitabı olan Bir Mimarlığa Doğru 1923'te yayımlandı. Le Corbusier kitabında geleneksel, süslemeci mimarlık anlayışının tersine, yalın ve işlevsel yapıları savunarak, toplu konut anlayışına yeni bir boyut getirdi. Temel yaklaşımı olan işlevselciliği detaylı şekilde ortaya koydu. Buna göre mühendisliğin yaşadığı hızlı değişim mimarlıkta karşılığını bulamamıştı. Dönemim mühendislik ürünleri olan otomobiller, uçaklar, yolcu gemileri mimarlığın geçirmesi gereken değişimi açıklamak için önemli araçlardı. Kitabında o dönemde mimarlıkla ilgili en ileri fikirleri bir arada bulmak mümkündü. Kitabında tahıl silolarının, yük gemilerinin, uçak ve otomobillerin resimleriyle yer verdi. Parthenon ile 1921 model bir spor araba olan Delage grand-sport'a aynı sayfada yer vermesi iğrenç bir provokasyon olarak görüldü. Corbusier bu kitapta kendisi için hep geçerli olacak olan mimarlığın beş ilkesini de belirtiyordu. Bunlar şöyle sıralanıyordu:

Engelle karşılaşmadan evin içinden geçen temel direk
Duvara göre özerkliği bulunan yapı çatısı
Her kata kendine özgü bir nitelik kazandıran özgür plan
Özgür cepheler
Teras çatı
"Bir Mimarlığa Doğru" 1923 Paris'inde şaşkınlık ve tepki doğurdu. Aslında La Corbisuer'in fikirleri aydınlanma döneminin başından beri gözlemlenebilecek şeylerdi. Mühendis "geleceğin adamı" olmuş, mimar "geçmişin adamı" olarak kalmıştı. Bunu değiştirmek için Le Corbisuer'in önerdiği yüzen şehir olarak yolcu gemisi Jules Verne'de, Viollet-le-Duc'de vardı. "Ev ikamet edilen bir makinedir" sloganı F.L. Wright tarafından kullanılmıştı. Le Corbisuer'in ışıyan kent hayali de aslında ütopik komünist Fourier'in düşlediği bir ortak yaşam yeri olan "phalanstère" (manastır ve Roma phalanx'ının birleşimi) idi. Hatta SSCB'nin doğusu Le Corbusier'i oldukça heyecanlandırmıştı. Ancak kitabı çok ağır eleştiriler aldı, insanlar bir manastırda ya da bir yolcu gemisi kamarasında yaşamaya istekli değillerdi. Francatel'e göre Le Corbisuer, makineci, rasyonalist ve militarist ideolojilerin hepsini şahsında toplamıştı. Onun hayal ettiği dünyada "neşe ve temizlik zorunlu olacaktır. Bu dünya bir toplama kampı evreni, daha doğrusu bir getto" idi.
1923-24 yıllarında La Roche ona ilk başyapıtını yaratma imkânı sağladı. Bahçe gibi düzenlenmiş teras çatısıyla çok renkli La Roche binası. İkinci başyapıtı ise 1929-1931 yıllarında tasarladığı Poissy'deki La Savoye villası oldu.1930-31 yıllarında Champs-Elysees'deki bir binanın tepesine çok lüks bir daire, bunun dışında Var'da Madame de Mandrot için bir villa inşa etti. Zengin müşterileri için müstakil evler tasarlarken, kent halkı için toplu konutlardan oluşan bir dünya düşünüyordu.