İbrahim Refet Bele (1881, Selanik - 2 Ekim 1963, İstanbul), Türk asker ve siyasetçidir. Kurtuluş Savaşı'na katılan ilk beş generalden birisidir (diğerleri Mustafa Kemal Paşa, Ali Fuat Paşa, Kâzım Karabekir Paşa ve Rauf Orbay). Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında İçişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı görevlerinde bulunmuştur.
Gazze Savaşı'nda büyük başarılar gösterdi, 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'a çıkarak Paşa'nın yakın çalışma arkadaşları arasına girdi ve Kurtuluş Savaşı'nı sonlandıran Mudanya Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Ankara Hükûmeti'nin İstanbul'daki temsilcisi sıfatıyla saltanatın kaldırıldığını Sultan Vahdettin'e tebliğ eden, 4 Kasım 1922 tarihinde İstanbul'un idaresine TBMM namına el koyan, Vahdettin'in İstanbul'dan ayrılışından sonra Abdülmecid Efendi ile görüşen ve TBMM tarafından halife seçilmesi üzerine ona uyması gereken şartları tebliğ eden kişidir.
I. dönem İzmir, II. Dönem İstanbul milletvekilliklerinde bulunan Refet Bele, cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Paşa ile görüş ayrılıklarına düşmüş ve Türkiye'nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurucuları arasına yer almıştır. İzmir suikastı sanıklarındandır. Suikast girişimi nedeniyle yargılanıp beraat ettikten sonra Mustafa Kemal Atatürk'ün sağlığında tekrar milletvekili olabilen iki kişiden biridir (diğeri Ali Fuat Paşa).

Ailesi ve öğrenim yılları

1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Mehmet Servet Bey, annesi Emine Adviye Hanım'dır. Selanik'te yaşayan Rumeli kökenli bir aileye mensuptu. Soyadı Kanunu'ndan sonra aldığı Bele soyadı, Bulgaristan'da dedesi Beleli Mehmet Bey'in sahip olduğu Bele kasabasından gelmiştir. Balkanlar'daki karışıklıklar nedeniyle İstanbul'a gelen ailesi, bebekliğinde Selanik'e geri dönmüşlerdi. İlk ve orta öğrenimini İstanbul ve Selanik'te tamamladıktan sonra girdiği İstanbul'daki Harp Okulu'nda ileride Kurtuluş Savaşı'nın lideri olacak kişilerle birlikte okudu.
1898 yılının sonunda piyade teğmen rütbesi ile mezun olup 3. Ordu emrine verildi. 1903 yılındaki Bulgar ayaklanmasının bastırılmasında rol aldı. 1903 yılında üsteğmen, 1906 yılında yüzbaşı oldu. 1908 yılında Hareket Ordusu Jandarma Taburu'na komuta etti. Bu dönemde İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi oldu. İttihat ve Terakki'nin kurucularından Talat Paşa'nın en yakın arkadaşlarındandı. 31 Mart İsyanı'ndan sonra toplanan İttihat ve Terakki Kongresi'nde cemiyetin siyasi parti haline gelmesi ve askerin politikadan çekilmesi gerektiğini savunan Mustafa Kemal'i destekledi.
Ekim 1909 tarihinde başladığı Harp Akademisi'ne devam ederken önce Trablusgarp Savaşı'na sonra Balkan Savaşı'na katıldı. 1 Kasım 1912 tarihinde Harp Akademisi'ni birincilikle bitirip Genelkurmay Karargâhı'na atandı ve 1914 yılında I. Dünya Savaşı'na katıldı. Savaşta Sina-Filistin Cephesinde, özellikle İkinci Gazze Muharebesi'nde büyük yararlıklar gösterdi, birçok madalya ve nişan kazandı. Savaşın son günlerinde Dahiliye Vekili Sina'da başarı göstermiş olduğu için onun Jandarma Umum Kumandanı olmasını önerdi. Yıldırım Ordular Grubu komutanı Liman von Sanders, bir İngiliz saldırısı beklediği için onu göndermedi.

İstanbul'daki Mücadeleler

Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra İstanbul'a dönebildi. Üstlendiği Jandarma Genel Komutanlığı görevi, ülkeyi bir arada tutmaya çalışırken jandarmayı alternatif bir güç olarak gören milliyetçi subaylar için önemliydi. İstanbul'un asayiş sorunu ile ilgilenirken bir yandan da Anadolu'ya silah gönderdi. Ahmed İzzet Paşa Kabinesinin kurulduğu bu günlerde; İstanbul'da kasten bir anarşi ortamı oluşturarak bir asayiş problemi ortaya çıkarmak ve dıştan yapılacak bir müdahaleye zemin hazırlanmak isteniyordu 19 Ocak 1919'da VI. Mehmed'in ve Damat Ferid Paşa'nın işine gelmediği için görevinden azledildi.
Jandarma Umum Kumandanı olarak görev yaptığı günlerden itibaren, Millî Mücadele planları için Mustafa Kemal Paşa'nın evinde yapılan toplantılara katılmaktaydı. Mustafa Kemal, Ali Fuat, Rauf, Kâzım Karabekir Beyler ile birlikte "Kurtuluş Savaşı'nın İlkleri" diye anılan grubun parçası oldu. Bu toplantılarda Anadolu'daki gücün başına Mustafa Kemal Paşa'nın geçmesini önerdi.