Hüsrev Gerede (12 Mart 1886, Edirne - 20 Mart 1962, İstanbul), Türk Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet tarihinin önemli isimlerinden olan Türk asker, siyasetçi ve diplomattır.
Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun'a çıktığı sırada yanındaki kafilede yer alan subaylardandı. Millî mücadelenin teşkilatlanma aşamasında Havza bildirisi ile Amasya genelgesinin hazırlanmasında; Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde alınan kararların belirlenmesinde hizmet etti. Son Osmanlı Mebusan Meclisi'ne Trabzon milletvekili olarak seçildi, Misak-ı Millî kararlarının alınmasında rol oynadı. İstanbul'un işgal edilip Meclis'in fesh edilmesi üzerine Ankara'ya döndü, TBMM'de milletvekili olarak görev yaptı. Kurtuluş Savaşı devam ederken çıkan iç isyanların bastırılmasında rol oynadı.
Cumhuriyet döneminde, Budapeşte, Sofya, Tahran, Tokyo, Berlin ve Rio de Janeiro Büyükelçiliklerinde bulundu. 1934 yılında Urfa, 1942 yılında Sivas milletvekili seçildi ancak diplomatik görevleri nedeniyle her iki seçimden sonra da milletvekilliğinden istifa etti. Gerede, İran, Japonya ve Almanya üzerine kitaplar ile Atatürk hakkında anılarını kaleme almıştır.

Ailesi, eğitimi ve görevleri

1884 yılında Karaağaç'ta doğdu. Hersekli Rıdvanbeyoğlu ailesinden Ferîk (Korgeneral) Mehmed Ali Paşa ile Fatma Mâhînûr Hanım'ın oğludur. Gerede'nin dedesi, İstolça Voyvodası Sırp asıllı Vezir Ali Paşa'dır; onun eşi Çerkes asıllı Mihricihan Hanım'dır.
Hüsrev Bey, ilköğrenimini Edirne'de tamamladı. Öğrenimine, babasının II. Abdülhamid devrinde görevlendirildiği Erzurum'da devam etti. 1894-1900 arasında Erzurum Mülkiye İdadisi'nde eğitim aldıktan sonra babasının ölümü üzerine asker olmaya karar verdi. Erzurum Askerî İdadisi'nin sınavlarına girerek son sınıfa kaydoldu. 1902 yılında girdiği Harp Okulu'nu 1905'te piyade teğmen rütbesiyle tamamladı ve Mekteb-i Erkân-ı Harbiye'ye girdi. 1908 yılında kurmay yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu; II. Ordu emrine verildi. Adana Olayları’nın bastırılmasında görev aldı.
Balkan Savaşı’nda 7. Fırka Kurmay Subaylığı görevinde bulundu; Trakya sınırını belirleyen komisyonda görev aldı. 1914'te Atina Askerî Ataşesi oldu. Bu görevi sırasında ileride evleneceği, Atina büyükelçisi Galip Kemali Bey'in kızı Lamia Hanım ile tanıştı.

I. Dünya Savaşı'nda Karargâh-ı Umumî'de 2. Haber Alma Şubesi Subaylığı'na, ardından 3. Ordu'ya atandı. Kafkaslarda yapılan muharebelere katıldı. 1917'de askerî incelemelerde bulunmak için Almanya'ya gönderilen heyette yer aldı. Döndüğünde 3.Ordu Harekât Şube Müdürü olarak görevine devam etti. Mart 1918’de Kafkas Cumhuriyeti delegeleriyle yapılan görüşmeler için Trabzon’da toplanan Kafkas Sulh Komisyonu adlı heyette yer aldı.
Nisan 1918’de I.Kafkas Kolordusunun Kurmay Başkanlığına atanan Hüsrev Bey, 1918 yılının yaz başında geçirdiği bir kaza sonucu izinli olarak İstanbul'a gönderildi ve Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasına kadar İstanbul’da kaldı. 16 Ekim 1918'de Erzurum’da Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu’da kurmay başkanlığına atandı. 30 Ekim 1918’de de Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının ardından Genel Karargâh’a çekildi.

Mütareke yıllarındaki faaliyetleri

Hüsrev Bey, Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra Bab-ı Ali’de kurulan Karma Basın Sansür Heyeti'ne atandı. Bu heyetin görevi, İtilaf Devletleri’nin aleyhine yayın yapılmaması konusunda çalışmaktı. Fransız İşgal Orduları Kumandanı Frenchet d’ Esprey'in 8 Şubat 1918'de beyaz at üzerinde İstanbul’a gelişi hakkında Hadisat gazetesi yazarı Süleyman Nazif Bey'in kaleme aldığı “Kara Bir Gün” başlıklı yazıyı sansürlemeyip yayımlayan Hüsrev Bey, İngilizler tarafından tutuklandı ve sansür heyetinden istifa etti.
Hüsrev Bey, sansür heyetinden istifasının sonra işgalle matbuat yoluyla mücadele için Rauf Bey ve Nazmi Bey ile birlikte bir gazete çıkardı. İsmail Hami Bey'in de başyazılarını yazdığı Memleket gazetesinde takma adlarla makaleler yazılar yazdı. Dokuzuncu Ordu Müfettişliği'ne atanana kadar yazılarını sürdürdü.
İstanbul'da Damat Ferit Paşa hükûmetinin kurulduğu günlerde Hüsrev Bey, Erzurum'a giderek Kazım Karabekir Paşa'yı ziyaret etti. 9 Mart 1919 günü görüştüğü Kazım Karabekir Paşa'ya işgallere karşı mücadele için ne yapılması gerektiğini sordu. O sırada Osmanlı paşaları arasında mücadeleyi Anadolu'dan sağlamak fikri oluşmuş; İstanbul'daki Osmanlı askerî kanadı İstanbul dışına çıkmanın yollarını aramaya başlamıştı. Kâzım Karabekir kendisine Anadolu'ya geçilmesi gerektiğini söyledi.
Binbaşı Hüsrev Bey, İstanbul'a döndükten sonra Şişli'de Ömer Bey Apartmanı'nda Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. Mustafa Kemal, Karadeniz'de yaşanan karışıklıkların önüne geçebilmek amacıyla oluşturulan 9.Ordu Müfettişliğine atanmıştı. Hüsrev Bey'e bu heyette yer alma teklif etti. Teklifi kabul eden Hüsrev Bey, 7 Mayıs 1919 tarihinde Dokuzuncu Ordu Müfettişlik Heyeti'nin İstihbarat ve Siyasiyat Şubesi Müdürlüğü'ne atandı.