Sir George Ivan Morrison (genellikle Van Morrison olarak bilinir), 31 Ağustos 1945 doğumlu, Grammy Ödülü ve İngiliz Şövalyelik Nişanı sahibi, şarkıcı, yazar, şair, müzisyen ve şarkı yazarı. 1950'lerin sonundan beri profesyonel olarak müzikle ilgilenmektedir. Gitar, mızıka, klavye, davul ve saksafonun içinde bulunduğu pek çok enstrümanı çalabilir. Sesindeki karakteristik hırıltı sebebiyle -folk, blues, caz, kelt ve soul türlerinin bir karışımı gibidir- rock'n roll tarihinin en farklı ve etkileyici vokalistlerinden biri kabul edilir. Eleştirmen Greil Marcus daha da ileri giderek şöyle dedi: "Hiçbir beyaz adam Van Morrison gibi şarkı söyleyemez."
Hayranları tarafından "Van The Man" olarak anılan Morrison, ilk çıkışını bir Kuzey İrlanda grubu olan Them'in solisti olarak yaptı. 1964'te hit olan parçaları "Gloria"'nın kazandığı başarının birkaç sene sonrasında grubu terk eden Morrison, o günden beri solo kariyerine devam ediyor.
Morrison, nev'i şahsına münhasır bir müzikal yol izledi. Müziği çoğunlukla Amerikan soul müziği ve R&B çevresinde şekillendi. Popüler single'ları "Brown Eyed Girl", "Moondance", "Into the Mystic", "Domino" ve "Wild Night"'ta bu şekillenme net bir şekilde görülebilir. Müziğinde en az bu yapılanma kadar fark edilen, kelt ve caz müziğiyle donatılmış ve anlatımında bilinç akışına rastlanan upuzun, gevşek olarak birbirine bağlanmış, ruhen ilham verici müzikal seyahatlerdir. Klasikleşmiş albümü "Astral Weeks" ve "Veedon Fleece", "Common One" gibi daha az bilinen albümleri bu etkinin örnekleri olarak gösterilebilir. Bu iki tarza birlikte "Kelt Soul" dendi.
Morrison kariyeri boyunca pek çok popüler sanatçıya ilham kaynağı oldu. 1993'te "Rock and Roll Hall of Fame"'e kabul edilen müzisyen, 2003'te ise "Songwriters Hall of Fame"'e girdi. 2000 yılında ABD'deki kablolu müzik kanalı VH1 tarafından Rock'n Roll'un en iyi 100 sanatçısı arasında 25 numarada gösterildi. 2004'te ise Rolling Stone Dergisi Van Morrison'ı "Efsaneler:Tüm Zamanların en iyi 100 Sanatçısı" listesinde 42 numaraya yerleştirdi. Paste Dergisi, 2006 yılında "Yaşayan en iyi 100 şarkı yazarı" listesinde Morrison'a 20. sırada yer verdi. Nisan 2007'de, Q Dergisinin, "En iyi 100 şarkıcı" listesinde ise Morrison 22. sıradaydı.

Çocukluğu ve Müziğinin Temelleri

George Ivan (Van) Morrison, 31 Ağustos 1945 tarihinde Kuzey İrlanda'da doğdu ve Bloomfield-Belfast'teki Hynford Sokağı, 125 numarada büyüdü. Tersane işçisi babası George Morrison ve gençliğinde şarkıcılık ve dansçılık yapan annesi Violet Stitt Morrison'ın tek çocuklarıydı. Van Morrison'ın ailesinin temelleri Belfast'e yerleşmiş olan Ulster İskoçları'na dayanıyordu. Van müzikle ilgilenmeye küçük yaşlarda, babasının Detroit-Michigan'da çalışırken topladığı caz, country, blues albümlerini dinleyerek başladı. Babası müzik zevkini, oğluna da aşıladı. Morrison, küçük yaşlarında babasının da etkisiyle Jelly Roll Morton, Ray Charles, Lead Belly ve Solomon Burke gibi sanatçıları dinledi. 2005'te Rolling Stone dergisine Morrison "Bu herifler bana devam etmemi sağlayan ilhamı verdiler. Eğer bu tür müzikler dinlemeseydim, şu anda yaptıklarımı yapamazdım." dedi.
1969 yılında kaydedilen bir röportajda, annesi, Morrison'ın iki yaşından itibaren müzik dinlemeye başladığını ve daha fazla müzik çalması için önlüğünü çekiştirdiğini anlattı. Anneannesi Alice Stitt ise "Sabah, öğlen ve akşam plak çalmamızı istediğinden bu işi nöbetleşe yapardık" dedi. Ailenin evinde cumartesi geceleri arkadaşlar ile buluşulup şarkılar söylenirdi. Genç Morrison çok utangaç olmasına rağmen ısrar edildiğinde onlara katılırdı. Sanatçının ilk söylediği şarkı Lead Belly'nin "Goodnight Irene"i idi. Aynı şarkıyı seneler sonra bir başka çocukluk kahramanı olan Lonnie Donegan ile The Skiffle Sessions - Live in Belfast 1998 albümünde birlikte söyleyecekti.
Oğlunun müziğe olan ilgisini fark eden babası, Morrison'a ilk gitarını, oğlu 12 yaşında iken aldı. "The Carter Family Style" ismindeki şarkı kitabı, Morrison'ın müzikle ilgili ilk eğitimini almasını sağladı. Daha sonraları, okul arkadaşları ile birlikte Sputniks isimli bir grup kurdular. Grup, yerel sinemalarda sahneye çıktı. Morrison, genç yaşına rağmen şarkıların çoğunu söyledi ve düzenlemeleri yaptı. 14 yaşındayken, Midnight Special isminde bir başka grup kuran sanatçı, grubuyla okul konserlerine çıktı. Midnight Special dağıldığında, Thunderbolts isimli bir gruba girmek istedi. Fakat grup zaten bir gitaristleri olduğunu öne sürerek Morrison'ı reddetti. Babasıyla bir saksafon almak üzere anlaşan genç Morrison, daha sonra George Cassidy'den bir ay boyunca tenor saksafon ve nota okuma dersleri aldı. Derslerden sonra, Thunderbolts'a girdi. Grupla beraber kiliselerin dans salonlarında ve hastanelerde çaldı. O günlerde grup arkadaşları, Morrison'ın konuşkan olmayan doğasını ve eksik sosyal özelliklerini, sanatçının tek çocuk olmasına ve ailesinin onun üzerine çok fazla düşmesine bağladılar. Annesi bir gün sanatçıyı köşeye çekmiş ve insanlarla konuşmayı öğrenmesi gerektiği konusunda oğlunu uyarmış. Morrison ise aslında konuşmak istediğini fakat kafasında sürekli notalar dolaştığını ve müziğin beynini hiç terk etmediği için kutsanmış mı yoksa lanetlenmiş mi olduğuna karar veremediğini söylemiş.
Van 14 yaşında okulu bitirdiğinde, ailesinin maddi durumu sebebiyle iş bulması gerekti. Tam zamanlı bir iş bulmaya çalışırken, kısa süre değişik yerlerde çırak oldu ve sonunda cam temizleyicisi olarak çalışmaya başladı. O günlerini daha sonraları, otobiyografik şarkıları "Cleaning Windows" ve "Saint Dominic's Preview"'da anlattı. Genç Morrison, aynı zamanda iş arkadaşı Geordie Sproule ile birlikte, Harry Mack'in grubu olan The Great Eight'te de çalıyordu. Daha sonraları Sproule'un ismini kendisini en çok etkileyen insanların arasında verecekti. Morrison, 15 yaşından itibaren düzenli olarak şarap içmeye başladı. O günlerde Sproule'dan dışa dönük ve dikkat toplayan sahne gösterileri yapmayı da öğrendi.
1961'deki noel tatilinde Morrison'ın en sevdiği kuzeni olan Gloria Gordon kansere yenik düştü. Kuzeninin vefatından bir hafta sonra ise anneannesi Alice Stitt beyin kanaması geçirerek öldü. Annesinden sonra hayatta en yakın olduğu iki kadını kısa aralıklarla kaybeden Morrison, yazar Johnny Rogan'ın yorumuna göre hala devam etmekte olan bir matem yaşamaya başladı.

Onlar, Morrison'ın dadıları gibiydiler ve çocuğa büyük bir arkadaşlık ve destek göstermişlerdi. Sanatçı daha sonraları "Gloria"yı söylerken geçmiş güzel günleri düşünüyor olmalı. Özellikle de 'Tanrım, kendimi çok iyi hissetmemi sağlıyordu derken. (Rogan)'

Morrison çocukluğunu geçirdiği, "Cyprus Avenue", Fitzroy, Hyndford Street, Sandy Row ve devam ettiği erkekler okulu olan Orangefield Lisesi gibi pek çok mekanı, bazıları çok ünlü olan şarkı sözlerinde kullandı. Mutlu ve içine kapanık çocukluğu, uzun kariyeri boyunca, nostaljik ve rengini arayan müzik yapmasının önemli etkenlerinden biri oldu.
Babasının Nisan 1988'deki ölümünden sonra, Morrison, babasının hatırasını "Choppin' Wood" isimli şarkıyla yaşattı. Sanatçı bu şarkıyı sık sık konserlerinde de seslendirdi.

1960'lar – Müzik kariyerindeki gelişmeler

Morrison, 17 yaşında iken The Monarchs isimli bir grupla Avrupa'yı turlamak üzere evi terk etti. Grupta daha sonraları "Clubsound"'u kuracak olan çocukluk arkadaşo George Jones da vardı. Belfast'e döndüklerinde The Monarchs dağıldı. Tekrar Geordie Sproule ile iletişime geçen Morrison, onunla ve gitarist Herbie Amstrong'la birlikte "Manhattan Showband"'de çalmaya başladı. Armstrong, Brian Rossi ve Golden Eagles'ı beğendiğini açıkladıktan sonra Morrison da onun bu fikrine katıldı ve iki müzisyen de gruba katıldılar. Grup bir saksafoncuya ihtiyaç duymadığı için ilk defa blues şarkıcısı pozisyonuna geçen Morrison, gruptan Maritime Hotel'de bir R&B Kulübü açmak için ayrıldı. Daha sonra ise kulüpte çalmaları için The Gamblers ile anlaştı ve gruba katıldı. Nisan 1964'te, Maritime'daki gösterilerinden hemen önce grubun ismini Them olarak değiştirdiler. "Them" ismi ellili yılların bir korku filminden alınmıştı. Morrison, gruptaki tek şarkı yazarı olduğundan grubun öne çıkan ismi oldu. Grubun listelere giren içlerinde "Gloria"'nın da bulunduğu bazı şarkıları oldu. "Gloria" daha sonraları içlerinde Patti Smith, The Doors, Jimi Hendrix, Shadows of Knight'ın da bulunduğu pek çok sanatçı/grup tarafından yorumlandı. Haziran 1966'da Them ünlü Whisky-a-Go-Go'da 3 hafta süreyle sahneye çıktı. Son haftalarında Jim Morrison ve The Doors da açılışta sahneye çıktılar. Van'in Jim'in sahne performansı geliştirmesi üzerindeki etkisini John Densmore kitabı "Riders On The Storm"'da şöyle anlattı: "Jim Morrison, adaşının sahnede yarattığı sanatı, gözle görülür kayıtsızlığını, zorlayıcı tehditkarlığını, şiiri rock beat'ine çevirmesini, hatta enstrümantal aralarda bas davulun hizasında çömelmesini hızlıca öğrendi."
Son gecelerinde, iki Morrison ve grupları birlikte "Gloria"'yı söylediler. Van ve Jim iyi arkadaş olmuşlardı ve çoğunlukla kardeş olduklarına dair şakalar yapıyorlardı.
Morrison ve Them'in diğer elemanları, Decca Records'tan olan menajerleri Phil Solomon ile ABD'nin batı yakasında yapacakları turla ilgili, maddi sebepler dolayısıyla anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine, Van, müzik işini bırakmaya karar vererek, Belfast'e döndü. Them'in bir kere yapımcılığını üstlenmiş olan Bert Berns sanatçıyı New York'a dönmeye ve orada Bang Records adına bir solo kayıt yapmaya ikna etti. Morrison'ın bu dönemde kaydedilmiş şarkılarının içinde yer alan "Brown Eyed Girl" 1967'de ABD listelerinde 10 numaraya kadar yükseldi. Şarkının ilk ismi tuhaf bir şekilde "Brown skinned girl" idi. Şarkının ana kayıtlarında davulcu Gary Chester çaldı. Bu kayıt günleri sonucunda ortaya çıkan albümün ismi Blowin' Your Mind! oldu. Van Morrison, albümün çıkışı ile ilgili bilgilendirilmediğini, bir arkadaşının arayıp albümünü aldığını söylemesi üzerine haberi olduğunu söyledi. 1973'te Donal Corvin ile yaptığı röportajda ise konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: "Bu albüm beni mutlu etmedi. Çalacak grubu ve melodileri Bert ayarladı. Benim daha farklı fikirlerim vardı." Bu kayıtlar daha sonraları Bang tarafından farklı isimlerle yeniden yayınlandı. Son olarak 1991 yılında, Bang Masters ismiyle çıktı. Bu derlemede "Brown Eyed Girl"ün alternatif bir versiyonu ve "Beside You" ile "Madame George"un eski versiyonları da yer aldı.
1967'de Berns'ün ölümünden sonra, Morrison Berns'ün dul eşi ile New York'ta herhangi bir kayıt yapmamak ve konser vermemek üzere antlaşma imzaladı. 1991'de yayınlanan şarkısı "Big Time Operators" sanatçının New York müzik endüstrisi ile bu dönemde yaşadığı problemleri anlatır. Daha sonra, Boston'a taşındı. Orada kısa zaman içinde kişisel ve finansal problemlerle karşılaştı. Yine de ayakta durmayı başaran Morrison, Warner Bros Records'ta yeni şarkılar kaydetmeye başladı. Warner Bros, sanatçının Bang Records'ta olan haklarını satın aldı.
Warner Bros'tan çıkardığı ilk albüm Astral Weeks kimilerince sanatçının en iyi çalışması kabul edilir. Morrison: "Astral Weeks çıktığında gerçekten açtım." açıklamasını yapmıştı. Albümün 1968'deki çıkışından sonra eleştirmenlerden çok iyi tepkiler almasına rağmen halktan aldığı tepkiler farklı farklıydı. Bugüne kadar, sınıflandırılamayan albüm, hipnotize edici, derin düşüncelere sürükleyen ve benzersiz bir müzikal güce sahip olarak tanımlandı. Fransız izlenimciliği ve mistik Kelt şiirleri ile karşılaştırıldı. 2004 yılında Rolling Stone Dergisi'nde çıkan albümle ilgili bir eleştiri şöyle başlıyordu: "Çıkışının üzerinden 35 sene geçmiş olmasına rağmen "Astral Weeks"'in güzelliği hala bilmece gibi. Basitliğe meydan okuyor." Büyük ihtimalle rock tarihindeki en bilinen eleştiri yazısı da müzik yazarı Lester Bang'in Astral Weeksin hayatı üzerindeki etkisini anlattığı makalesidir. Albüm ayrıca otoriteler tarafından yapılan tüm zamanların en iyi albümlerinde listelerinde çoğunlukla yer bulur. 1995'te Mojo Dergisinin hazırladığı "En iyi 100 albüm" listesinde Astral Weeks iki numarada yer aldı. 2003'te Rolling Stone tarafından hazırlanan "Tüm zamanların en iyi 500 albümü" albümü listesinde ise 19. sıradaydı.